• $13,7149
  • €15,5621
  • 786.561
  • 1910.41
12 Şubat 2017 Pazar

SHP batti, CHP de batar

Sosyal Demokrat Halkçı Parti vardı bir zamanlar. 3 Kasım 1985’te kuruldu, 18 Şubat 1995’te son buldu. Türk siyasetinde 10 yıl bile ayakta kalamadı. CHP’ye kapağı atıp birleşti ve siyasi hayatına son verdi.

Sol adına ortaya çıktı, ama solun bütün hastalıklarını bünyesinde taşıdı. Zaman içinde geleneksel sol unsurların büyük bölümünü dışarıya attı. Marjinalleştikçe marjinalleşti; bir etnik yapı ve mezhep partisi haline geldi. Hem Deniz Baykal, hem de Bülent Ecevit tarafından çok eleştirildi. Hatırlayanlar vardır mutlaka, Ecevit, o dönemde hep “SHP bölücülük yapıyor, etnik harekete destek oluyor” açıklamaları yaptı.

Yine hatırlayanlar olacaktır, 1990’lı yılların başında bugünkü HDP’nin atası olan bir HEP vardı. SHP, o HEP’le seçim işbirliği yaptı. Erdal İnönü, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da listelerine HEP’lileri doldurup, Meclis’e taşıdı. Bu da sonun başlangıcını hazırladı, SHP’nin bitişi oldu.

Deniz Baykal, daha sonraki yıllarda CHP’ye SHP’den gelen sakat anlayışları temizlemek için çok uğraştı. Ecevit ise, bu yapıya hiç bulaşmadı ve hep eleştirdi. 1999 seçimlerinde DSP ile sonuç aldı, iktidarı yakalayıp, Başbakanlık Koltuğu’na oturdu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na gelmesinin ardından defalarca yazdım. Pek çok kere “CHP’nin SHP’lileşmesinden” bahsettim. CHP’nin içinden de bu yönde sesler yükseldi. Ancak, o sesler kısıldı. Büyük bölümü ya susturuldu ya da tasfiye edilerek parti dışına atıldı. Kılıçdaroğlu’nun ilk günlerinde parti içinde aynı tepkileri gösterenlerin bir kısmı da zaman içinde yapıya ayak uydurdu ve söylediklerini unuttu.

Ve CHP çok değişti…

Tıpkı SHP gibi marjinalleşti.

***

Geçmişte, Ecevit’in de, Baykal’ın da bir “milli duruşları” vardı. Hiç unutmuyorum, bir gün sert sigara markasını tercih eden Ecevit’e sormuştum:

-Neden daha yumuşaklarını içmiyorsunuz?

“Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyım” demişti:

-Bugün batılı pek çok ülkede milli sınırlar içinde üretilen mallar değil, kendi bölgelerinde üretilenler tercih edilir. Onlar, bölgesel milliyetçilik yaparlar. İşte o yüzden ben de milli davranıyor ve kendi ülkemin ürettiği sigarayı kullanıyorum.

Solda olmak, onlar için ülkelerinin milli değerleri ile kavga etmek değildi. Aksine, bütün milletlerarası platformlarda Türkiye’nin yanında yer alırlardı.

Kılıçdaroğlu ile birlikte yeni bir dönem başladı. Getirdiği isimler, milletlerarası toplantılarda batıya Türkiye’yi şikayet etmeyi marifet saymaya başladılar. Öylesine ileri gidildi ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, DAEŞ gibi bir terör örgütüne destek olmak ve silah vermekle bile suçlanabildi.

Yetmedi, bu kadarla da kalmadı. 1990’ların başında İnönü’nün SHP’si ne yaptıysa, CHP de onları yapar oldu. Dikkat edin, CHP bugün HDP’den farklı davranıyor mu? Birlikte yatıp, birlikte kalkıyor. Selahattin Demirtaş ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına bakın, söylem birliğini göreceksiniz.

Tek tek isim vermeyeyim, bugün bazı CHP milletvekillerinin söyledikleri ile HDP’lilerinki arasında ne fark var? 16 Nisan’da yapılacak Anayasa Değişikliği Referandumuna da birlikte ve omuz omuza giriyorlar.

***

Bugün Türk askeri El Bab’da DAEŞ’le göğüs göğse çarpışıyor. Dün, onlara Türkiye’nin silah yardımı yaptığını söyleyebilen Kılıçdaroğlu, bugün “El Bab’da ne işimiz var?” diye sorabiliyor.

Oysa kendisine bizzat söylemiştim. Bugün koltuğunda oturduğu Atatürk’ün Talat Paşa’ya yazdığı mektuplardan bahsetmiştim. Mustafa Kemal’in o mektuplarda, “Anadolu’nun savunması Afganistan’da başlar” diye yazdığını anlatmıştım.

Kılıçdaroğlu, buna rağmen aynı sözleri tekrarlayıp duruyor. Atatürk’ün değil, HDP’lilerin, Demirtaş’ın ve Yüksekdağ’ın tezlerine benzer ifadeler kullanıyor.

Dedim ya, CHP halktan, geniş kitlelerden iyice uzaklaştı; marjinalleşti ve marjinal söylemleri tekrarlamaya devam ediyor…

“Havuz medyası” diyor, gerçek dışı suçlamalarda bulunup basınla kavga ediyor. Dün sırtını dayadığı Anayasa Mahkemesi’ne yükleniyor. Rektörler ve savcılar gibi önüne gelene veryansın ediyor. Çok ağır ifadeler kullanıyor.

“Marjinallik” denilen budur işte…

SHP de geçmişte aynı kulvara girmişti. Toplumun marjinal unsurları ile el ele, kol kola vermişti. Varoluş sebebi olan geniş kitlelerden uzaklaşıp, kendisini küçücük dar bir alana hapsetmişti. O SHP yok olup gitti. Böyle giderse, CHP’yi de aynı akıbet bekliyor!

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler