• $12,5358
  • €14,1435
  • 720.502
  • 1776.41
25 Temmuz 2014 Cuma

Şerefli kelepçeler!

İlginç; ellerinde kelepçeler, sağı solu tehdit ediyorlar. Basın mensuplarının karşısında bağırıp çağırıyorlar. Profesyonel yayıncılar misali kameralara bakıp, “Hesap soracağız, hesap vereceksiniz” diyorlar.

Mesaj gönderiyorlar!..
Kime mi?
Bence operasyon için düğmeye basan savcılara değil. Direkt olarak bu ülkeyi yöneten seçilmiş insanlara!
Pişkin mi pişkinler…
Pervasız mı pervasızlar…
Çünkü, yıllar boyu öyle alışmışlar. Emniyette diledikleri gibi at koşturmuşlar. Bu ülkenin Başbakanı, bakanları ve MİT Müsteşarı’na kadar herkesi dinlemişler. İnsanların en mahrem yerlerine kadar girmişler. Hesap vermezliğin bütün sınırlarını zorlamışlar.
Şimdi şaşkınlar!
Bu tavırlarının altında yatan, yaşadıkları o büyük travma.
* * *
Ellerindeki kelepçeleri basın mensuplarına göstererek, “Bunlar bizim madalyalarımız” diyorlar. Daha da ileri gidip, “Bunlar bizim içim şereftir” diye bağırabiliyorlar.
Eğer o kelepçeler şerefse…
Kendileri de zamanında az “şeref” dağıtmadılar! Ergenekon ve Balyoz sanıklarına aynı muameleyi uyguladılar.
O dönemde tek farklılık, paralel yapıya ait medya organlarının takındığı tavırdı. Onlar kelepçeledikçe, başlıklar atıyor, yorumlar yapılıyordu:
“Adalet harekete geçti. Çete çöküyor.”
Aynı yayınlar, bugün eline kelepçe vurulanları aklama telaşında. Dünün “gaddar savcıları” bugün “avukatlığa” soyunmuş durumda.
İşte Türkiye’deki paralel örgütlenme böyle bir şey!
* * *
Başbakan Erdoğan, paralel yapıya yönelik operasyonla ilgili olarak, “Bu daha başlangıç” yorumunu yaptı.
Hemen “Nereden biliyorsun?” nidaları yükseldi:
-Demek ki talimatı sen verdin. Demek ki bu operasyonu sen yönetiyorsun.
Oysa, bunu görmek için Başbakan ya da müneccim olmaya gerek yok. Bunu ben de söyleyebilirim, hukuktan anlayan herhangi biri de. Suçlamalara bakınca, operasyonun genişleyeceğini görememek için kör olmak gerekli.
Gözaltına alınan zanlılar neyle suçlanıyorlar?
Mesela, yasadışı telefon dinlemeleri ve casusluk faaliyetleri ile!
Üstelik bunu tek başlarına yapmadıkları da ortada: Türkiye’de bu tür işler savcıların ve hâkimlerin yetkisinde. Cumhuriyet savcıları talepte bulunuyor, hâkimler karar veriyor, polisler uyguluyor.
Şu anda uygulayıcılar gözaltında…
Onlara yöneltilen suçlamalar, savcı ve hâkimler için de geçerli. Böyle bir adım atıldığına göre, doğaldır ki karar vericiler için de adımlar atılması gerekecek. Bu operasyonun adli boyutları da olacak.
Aksi takdirde sorarlar adama:
-Bunlar emir kulları. Peki, onlara bu emirleri verenler nerede?
* * *
Başlatılan bu operasyonun adli boyutlarını bir tarafa bırakalım. Çünkü ona yargı karar verecek.
Ben başka bir boyutuna dikkati çekmek istiyorum…
Türkiye’de “paralel bir yapı yok” deniliyor. Oysa artık bu yapı parklarda oyun oynayan çocukların bile dikkatini çekiyor. Gözaltına alınan polisler, onlara sosyal medyada destek veren hâkim ve savcılar ile ulusal medyada bir kesim var ki, birlikte hareket ediyor. Aynı kişiye bağlılıklarını bildiriyor, aynı söylemleri tekrarlıyor, aynı tepkileri veriyorlar. Hepsi aynı fotoğrafın içinde ve hepsi de aynı yolun yolcusu.
Paralel yapı “Varız ve buradayız” diye bağırıyor. Her geçen gün daha da belirginleşiyor ve deşifre oluyor.
Bu yapı öyle bir yapı ki…
Uğruna baş koyduğu mücadele için ellere vurulan kelepçeyi bile “şeref” olarak görebiliyor!

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor