• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
04 Aralık 2014 Perşembe

Saray’ın keyfi!

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Çok konuşuldu, alabildiğine tartışıldı, çok eleştirildi. Ankara Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı yerden yere vuran çok oldu…

Dün içini bizzat görme imkânı bulduk. Sarayda, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin dağıtım törenine katıldık.
Gerçekten güzel ve düşünülerek planlanıp yapılmış!
Evet, dışarıdan ihtişamlı bir görünüşü var!
Doğru, kelimenin tam anlamı ile bir başkanlık sarayı!
Ama, dünyanın çeşitli ülkelerindeki örneklerinden çok da abartılı değil. Bazılarından daha büyük, bazılarından ise daha küçük. İşlevsel, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışan ve Cumhuriyet Dönemi’nin övünebileceği güzel bir eser.
Şimdi sıkı durun…
Yetersiz bile kaldı biliyor musunuz? Ödül dağıtım töreni yapılırken salonda yer bulamayan ve ayakta kalanlar vardı.
Demek ki…
Yapılan değerlendirmeler, orayı ne amaçla kullanmayı planladığınıza ve hangi gözle baktığınıza bağlı!
* * *
Normal, eleştiriliyor ve eleştirilecek de…
Biz bunları Çankaya Köşkü’nde de yaşadık. 1990’lı yılların sonuna kadar Çankaya Köşkü’nde ciddi anlamda bir kabul salonu bile yoktu. 21 Mayıs 1997’de yeni salon için adım atıldığında kızılca kıyamet koptu. Hatırlarsınız, projeyi gündeme getirenler yerden yere vuruldu. Tartışmalar, Kabul Salonu’nun kullanıma açıldığı 29 Ekim 1999’a kadar sürüp gitti.
Ardından söylenenlerin tamamı unutuldu. Özal’dan sonra gelen Demirel, Sezer ve Gül, o salonu kullandı.
Sonra…
Sonra, o salon da yetersiz kalmaya başladı. Bugün Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na tepki gösterenlerin geçmişte Çankaya’daki salonun yetersizliğinden dert yandıklarını çok iyi hatırlıyorum.
Yine aynısı olacak. Bir süre sonra Beştepe’ye de alışılacak. Kim bilir, belki oranın da “yetersizliklerine” yönelik tartışmalar yapılacak. Çünkü, biz bu filmi daha önce defalarca seyrettik.
* * *
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ödül töreninde yaptığı konuşma sırasında önemli mesajlar verdi…
Nobel örneğini ortaya koyarak, dünyanın bilim ve sanata sakat bakış açısını gayet güzel masaya yatırdı. Batının ülkemize ideoloji gözlüğü ile baktığı için körlük yaşadığından bahsetti. Erdoğan, aynen şöyle dedi:
-Oysa, ideolojik saplantılardan kurtulabilseler, buradan ne büyük cevherlerin çıktığını, ne büyük eserlerin fışkırdığını fark edecekler…
Cumhurbaşkanlığı Sarayı tartışmaları da farksız! Batının dümen suyuna girmiş belli çevreler de aynen onlar gibi ideolojik gözlüklerle bakıyorlar. Ufuklarını genişletemiyorlar. Bize dayatılan dar elbisenin içinden çıkma cesaretini bir türlü gösteremiyorlar.
Bunların içine girdiği psikolojiye bakılırsa…
“Biz yapamayız… Bizden olmaz… Bizden çıkmaz…”
Ardından da eklemeyi ihmal etmiyorlar:
-Bak adamlar yapmış ama…
İşte sıkıntı burada!
“Olmaz, yapamayız, edemeyiz” gibi belli kabulleri kafamıza öylesine çakmışlar ki… Bir aşağılık duygusu sarmalı içinde kıvranıp duruyoruz. Batılı medya organları kılavuzumuz olmuş durumda. Onlar yazıyor, biz peşinden koşuyoruz.
“Bizden sanatçı yetişmiyor” söylemi ile “Bu Saray bize göre büyük” eleştirileri arasında bir fark yok. İkisi de aşağılık duygusunun ürünü, ikisi de bize dayatılan düşünce sisteminin bir sonucu!
Onlar ne derse desinler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi, biz büyük devlet olmanın gayreti içinde devam etmek zorundayız. Bu millet, bilim adamı da, sanatçı da yetiştirir. Kendi imkânları ile saray da yapar. Savunma sanayisini de geliştirir ve kendi uçağını da uçurur. Gerisi tamamen boş laf.
Yırtalım artık bize giydirilmek istenen o elbiseleri!

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı