• $9,596
  • €11,1532
  • 557.247
  • 1492.93
24 Haziran 2021 Perşembe

Sanat camiası!

Sanki her şeyi kirletmek gibi bir görevleri ve mecburiyetleri var. Duramıyorlar, yapmazlarsa mutlu olamıyorlar. Bu defa da "müzik yasağı" diye ortaya çıktılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın tedbirlerinden normal hayata geçerken, eğlence yerlerinde gece 24:00'e kadar müzik çalınabileceğini söyledi. Ardından "Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok" ifadesini kullandı. Belli çevreler, hemen müsilaj misali çevreyi sardı...

Oysa doğru ifadeler bunlar. Şehirler dağ başı değil. Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok. "Devlet" dediğimiz oluşum zaten bunun için var!

Şimdi bana da "sanat düşmanı" derlerse hiç şaşmam. Ama tutmaz, yapışmaz. Eşi sanatla uğraşan biriyim ben. Ayrıca, iki çocuğum da devlet halk dansları çocuk topluluğunda. Evde gitar sesi de vardır, dans eden aile fertleri de. Ama bir gün komşulardan herhangi bir rahatsızlık duyduğum vaki değil.

Çünkü, insanları rahatsız etmeden yapılır bizde sanat! Başkalarının rahatsızlığı, sıkıntısı ve ıstırabı haline getirilmez.

Ayrıca...

Gece 24:00'ten sonra sanat üretilmez zaten. Sadece tüketilir. Ona da karşı değilim. Ama bu tüketimi yaparken, "sanat" maskesi ardına sığınarak başkalarının hayat tarzına saldırılıp ortalığın kirletilmesi çirkin!

Neymiş, ülkemize turist gelmezmiş!

Oysa, onlar alışık kendi ülkelerinden. Dünyanın her yerinde, eğlenirken başkalarını rahatsız etmeye izin verilmez.

Buna rağmen, büyük bir cehalet örneği sergileyip "Gece 24:00'ten sonra müziği yasaklayan tek ülkeyiz" diyebiliyorlar.

Tutturmuşlar, "Hayatımıza karışamazsınız" diye tekrarlıyorlar. Ama kendilerinde başkalarının yaşantısına müdahale ederek, hak ve hukukuna tecavüz edip sıkıntı verme hakkını görüyorlar.

En çirkini de konuyu evirip çevirip "müzik yasağı" olarak sunmaya çalışmaları. Konuyu çarpıtarak "Müzik rahatsızlık vermez" diyorlar. Elbette vermez; ama sabah erkenden işe gitmek zorunda kalan insanların tepesinde çalarsanız, en güzel nağmeler ıstırap haline bile dönüşebilir.

En önemlisi ise...

"Medeniyet" denilen kavram, bir kurallar bütünüdür. O kurallar, herkesin hak ve hukukunu korumak amacıyla konulur. Kurallar kaldırılıp herkes dilediği gibi davranırsa, medeniyet gider, yerine magandalık gelir!

Komikler...

Cumhurbaşkanı bu sözleri söyledikten sonra sanat camiası ayağa kalkmış! Adeta yer yerinden oynamış!..

Kimmiş onlar? Çevrem sanatçılarla dolu, sürekli onlarla birlikteyim. Hem de hepsi üreten, sanata katkıda bulunan isimler. Hiç birinde öyle bir tepki görmedim. Tersine, salgın tedbirleri gevşetildikten sonra sahneye çıkanların "Çok mutluyuz" dediklerine bizzat şahit oldum.

Rahatsızlık ortaya koyanlar ise, zaten malum bir güruh. Sağdan saysak üç-beş kişi, soldan saysak sayı yine aynı, değişmiyor. Ne yapılırsa yapılsın, mutlu etmek zor onları.

İşte görüyorsunuz, başkalarının hak ve hukuk alanına girmeyi, insanların hayat tarzlarına karışmayı bile kendilerine "hak" olarak görüyorlar!

Bunlara ve sergiledikleri tavırlara bakınca, gerçek sanatçıların değerini çok daha iyi anlıyor insan. Tamamının önünde de şapka çıkarıyorum.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı