• $8,4547
  • €10,273
  • 500.555
  • 1441.33
05 Kasım 2015 Perşembe

Reziller

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Gerçekten şaka gibi. Garip, tirajı komik. Karşılarına geç, göbeğini tuta tuta gül; sonra da bak memleketin haline, bırak kendini, rahatlayana kadar ağla.

Son üç gündür belli başlı televizyon kanallarında ortaya çıkan görüntü hemen hemen birbirinin aynı. Yıllardır medyaya çöreklenen tanıdık simalar yine ekranlarda. Ahkâm kesmeye devam ediyorlar…
Programı yöneten kişi ya da spiker soruyor:
-Sürpriz oldu değil mi? Neden görülemedi bu sonuç? Niçin tahmin edemediniz?
Hemen ardından ikinci soru geliyor:
-Peki bundan sonra ne olacak?
Dünü göremeyenler, yarınlarla ilgili “çok önemli” değerlendirmeler yapıyor. Soruyu soran kişi ise büyük bir ciddiyet içinde dinleyip arada “evet, öyle” gibi kendince tespitlerde bulunuyor.
Komedi tiyatrosu gibi!
Bir de seçim sonrası ortaya çıkan 180 derecelik dönüşler var. “Oldu, bitti, önümüze bakalım” türünden yazılar yazıyorlar. Ama onlarda da ciddi bir samimiyetsizlik göze çarpıyor. Aslında halen aynı noktada oldukları, bir arpa boyu bile yol kat etmedikleri görülüyor.

“Gerilime son verilmeli artık” diyorlar…
Yine “karşı taraf” olarak gördüklerine ayar vermeye çalışıyorlar. Bütün olup bitene rağmen, aynaya bakmayıp örtülü de olsa başkasını suçlamaya devam ediyorlar. Oysa, germeseler yetecek, zaten ortada gerilim falan kalmayacak.
“Şiddet durdurulmalı” diye yazıyorlar…

Hani ayıp olmasa “yuh” diyeceğim. Daha düne kadar şiddeti kutsayanlara verdikleri desteği unutmuş görünüyorlar. Ya da sazlı sözlü “cici çocuk” imajı oluşturmak için nasıl çırpındıklarını bizim unuttuğumuzu sanıyorlar.
Bitmiyor, yetmiyor, üzerine bir de “birleştirici ve kaynaştırıcı rol oynamalısınız” diye akıl veriyorlar…
“Blok siyasetinden” söz edip, bu kavram üzerine hesaplar yaptıklarını unutmuş görünüyorlar.
Hele hele “nefret söylemlerine itibar etmemek” gibi ifadeler kullanıyorlar ki, adamı çileden çıkarıyorlar…
İnsanın “Sen mi söylüyorsun bunu?” diye yerinden zıplayıp “rezilliğin, müptezelliğin bu kadarı da olmaz” diye bağırası geliyor.
Ama olmuyor, işte, yapılmıyor. Gerek de yok zaten. Millet de bizim gibi ortaya konulan bu meşrebi görüyor!
Hele birtakım tipler var, “suret-i Hak’tan” görünme konusunda yangında kül bırakmıyorlar. “Gazetecilik” ve “özgürlük” adına ahkâm kesip duruyorlar. Tanıdığım, eskilerin deyimiyle “cemaziyelevvelini” bildiğim birtakım simalar da en ön saftalar.

İnanın, “yazıktır, zedelenmesinler” diye yıllardır susuyorum, hep yutkunup duruyorum!...
Kim bunlar biliyor musunuz? İsimlerini yine vermeyeyim, ama içlerinden ikisini uzun yıllar önce dönemin TURKCELL Yönetim Kurulu Başkanı getirmişti yanıma…

“Bunlar gazetede yazarlık yapacaklar” demişti.
Şaşırmış, garipsemiş, hatta sormuştum:
-Hayrola, niye sen getirdin? Gazetenin genel yayın müdürü var. O niye haber vermedi, söylemedi bana?
Şimdi sıkı durun! Öyle bir cevap vermişti ki, hiç unutmam. Tüylerim diken diken olmuştu, mesleğimden utanmıştım:
-Bunlar benim adamlarım, gazetenin değil. Bizimle birlikte çalışacaklar. Yazarlık yapacaklar ama bizim hak ve menfaatlerimizi koruyacaklar.

Evet, inanılır gibi değil ama aynen böyle demişti!
Şimdi hemen “Sen ne yaptın?” demeyin. Bilenler bilir. O dönem gerekli tepkiyi gösterdim. Hatta bu tavır, işime son verilmesine kadar gitti.

Şimdi demem o ki…
Yeter artık, yeter. Bırakın artık oynamayı ve çiğnene çiğnene, eskimiş artık sakızlara dönmüş bu tavırları. Düşün bu milletin yakasından.

İşte her şey ayan beyan ortada:
Bu millet sizin gibi düşünmüyor. Meselelere sizin taktığınız veya size takılan gözlüklerle bakmıyor. Artık eskiden olduğu gibi algı operasyonlarına da prim vermiyor. Boşa çabalamayın. Gerçekten yeter!

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi