• $13,7149
  • €15,5621
  • 786.561
  • 1910.41
9 Eylül 2013 Pazartesi

ODTÜ gerçeği budur

Önce olimpiyatlardan başlayalım. Hiç üzülmeyelim, hiç “ah, vah” etmeyelim. Beklenen oldu. Sonuç şaşırtıcı değil. 
Biz ağzımızla kuş tutsaydık, “Senin elin yok mu?” diyeceklerdi. Bütün İstanbul bir araya gelip Boğaz’ı yürüyerek geçmek gibi bir mucizenin altına imza atsaydı, “Aaa, bunlar yüzme de bilmiyor” diye eleştireceklerdi. 
Japonya’daki nükleer sızıntı bile bu zihniyeti engelleyemedi. Bu zihniyet yüzünden daha önce de olimpiyatlara ev sahipliği yapan Tokyo, İstanbul’un önüne geçti. 
İstanbul’un finale kalması bile mucize! Galip sayılır bu yolda mağlup! 
***
Şimdi gelelim ODTÜ’ye… 
Son günlerde başörtülü kızlara uygulanan çirkin muamele ve sözde “ağaç koruma” eylemleriyle gündemde. Tarihine bakarsak, ODTÜ aslına rücu etmiş durumda. Topluma “özgürlükçü” olarak sunulmaya çalışılan ODTÜ, hiç özgürlükçü olmadı. Çevresine de sürekli olarak anarşi ve terör ihraç etti. 
ODTÜ’de “Kissinger Boykotu” olarak bilinen 1973-1974 olaylarının asıl sebebi, sağ görüşlü öğrencilerin okula sokulmamasıydı. 1980 Darbesi’ne kadar da karşıt görüşlü öğrencilere okuma hakkı tanınmadı. Kendileri gibi düşünmeyen herkes sindirildi. 
Şimdi de başörtülü öğrencilere aynı muamele uygulanıyor. 
***
Geçmişte, ODTÜ’de öylesine acımasız olaylar yaşandı ki… 
Evlerine ekmek götürmek için orada çalışan bazı işçilerin yüzlerinde sigara söndürüldü. Yetmedi, kıyasıya dövüldüler. O da yetmedi, katledildiler. 
1977 yılında Ramazan ismindeki 18-19 yaşındaki bir ODTÜ işçisi Samanpazarı’ndan Hamamönü’ne giderken kurşunlanarak öldürüldü. Öksüz ve gariban Ramazan’ın tek suçu, ODTÜ’lü öğrencilerle aynı görüşleri paylaşmamasıydı. 
Yine 1977’de ODTÜ’de işçi olarak çalışan Remzi Kütükçü, Hasan Hüseyin Sanlı ve Muhittin Canlıer, Bahçelievler’de kurşunlanarak katledildi. Onların suçu da aynıydı! 
Hepsi garibandı, hepsi ekmeğinin peşindeydi. Muhittin Canlıer, Mersin’de at arabacılığı yapan bir babanın oğluydu. 
***
Yine o yıllarda ODTÜ Rektörü Nuri Sayral, ünlü “Barut fıçısında gül yetiştireceğim” sözlerini söyledi. Ama yapamadı. Prof. Sayral, barut fıçısını gül bahçesine çeviremedi. 
O dönemde üniversitede İdari İşler Müdürü’nün odası kurşunlandı. Bazı idarecilerin makamlarında patlamaya hazır bombalar bulundu. 
Yöneticiler ve karşıt görüşlü öğrenciler sindirilince, bu defa yeni “düşmanlar” icat edildi. ODTÜ’de bulunan 52 sol klik sürekli olarak çatıştı. Acımasızca birbirlerini yok etmeye çalıştı. 
ODTÜ, hiçbir zaman “özgürlükçü” olmadı. Üniversitedeki sol klikler bile birbirlerine hayat hakkı tanımadı. 
***
Son olaylara bakıldığında, ODTÜ’nün yapısında dünden bugüne bir değişiklik yok. Baskıcı ve terörist kafalar, üniversiteyi yine ele geçirmeye çalışıyor. 
Ama çok büyük ve temel bir değişiklik göze çarpıyor… 
ODTÜ, Sovyet Emperyalizmi istisna edilirse tarihi boyunca hep emperyalizme karşı oldu. Hiçbir zaman Batı ile aynı görüşleri paylaşmadı. Batı’ya sert tavır aldı, üniversite kampusunda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Kommer’in arabası yakıldı. 
Gezi Olayları’nda ise, 180 derecelik bir dönüş ortaya çıktı. 
Bazı gruplar, üniversitenin tarihi boyunca karşı olduğu Batılı güçlerle aynı safta yer aldılar. Tıpkı, geçmişte ODTÜ’de öğrenci derneği başkanı olan ve bugün Batı’nın tezleriyle Türkiye’yi vurmaya çalışan Prof. Taner Akçam gibi. 
Batılı güçlerle kol kola girdiler. Onların bayrağını salladılar. Bu yüzden, yeni ODTÜ’lülerle, eski ODTÜ’lüler arasında fikir ayrılıkları ortaya çıktı. Ama basına yansıtılmadan örtbas edildi. 
İşte ODTÜ gerçeği budur! 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler