• $8,2788
  • €10,0246
  • 482.891
  • 1427.73
29 Nisan 2021 Perşembe

Neler çektik, neler…

2013 Yılıydı ve Gezi Olayları giderek yayılıyordu. Hükümet, sokak hareketleri ile sıkıştırılıp, taviz vermeye zorlanıyordu. Ak Parti'nin içinde bile "Geri adım atalım" diyenler vardı. Başbakan Erdoğan, kendi çevresinden dahi direkt ya da dolaylı olarak yönlendirilmeye çalışılıyordu...

Eğer o günlerde kararlılık gösterip dik durmasaydı... Eğer o baskı ve yönlendirmelerin etkisinde kalsaydı... Ülke çok ciddi tökezlemiş, hatta yüzüstü yere kapaklanmıştı!

Hiç unutmuyorum: Olaylar tırmanmaya başladığında eski Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Yücesoy'la görüşmüştüm. Gezi'nin hukuki yönünü ele alan bir haber hazırlamıştım. Yücesoy, Gezi Olayları'nı yönetip yönlendirenlerin, Türk Ceza Kanunu'na göre müebbet hepsi gerektiren bir suçun altına imza attıklarını söylemişti. Sabah gündem toplantısında gazete içinden en üst düzeyde tepki aldım. "Bu nasıl bir savcı?", "Gerçekten savcı mı?", "Nereden buldun bu adamı?" ifadeleri ile karşılaştım. Gazetede yayınlanmadı o haber.

Maalesef, dört bir yanı etkisi altına alan hava buydu! Gezici ve destekçilerinin arkasındaki algı rüzgârları çok güçlü esiyordu.

Teslim olmadım tabii, direndim. Konuyu Ak Parti'nin hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'le görüştüm. O'ndan da benzer görüşler aldım. Ama kenarda-köşede tek sütunluk bir haber olarak yer aldı.

Konuyu, TRT Haber'de yaptığım İnce Çizgi isimli programa taşıdım. "Bu, Türk Ceza Kanunu'na göre müebbet hapsi gerektiren ciddi bir kalkışmadır" görüşü, ekranda da dile getirildi. O dönemde TRT'ye hâkim olan FETÖ'cü ekip de hop oturup hop kalktı.

Sonuç:

Gezi Olayları sanıkları, yargılandılar ve beraat ettiler. Ama bana göre doğru değildi bu karar. Onu da yazdım.

O günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği makamında bulunan Mehmet Akif Ekinci de benim gibi düşünüyordu ki, karara itiraz etti. Nihayet itiraz karara bağlandı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, "Türkiye'de hâkimler var" dedirtecek bir hükmün altına imza attı. O beraat eden 35 sanık yeniden yargılanacak. Dosyaları da aynı suçtan yargılanan Osman Kavala Davası ile birleştirilecek.

Darbeye teşebbüs ederek Hükümet'i yıkma ve izinsiz gösteri yapma suçlarından bir defa daha hâkim karşısına çıkacaklar.

Bence ortada yeterli delil de var:

Sanıklar, kendi aralarındaki mesajlaşmalarda, "Park mark umurumda değil. Bana ne. Yemişim AVM'sini de Gezi Parkı'nı da. İhtilal başladı, bu Hükümet'i devireceğiz" diyorlar.

Birbirlerine, "Her gün savaş, her gün direniş" mesajlarını gönderiyorlar.

Ortaya çıkan mesajlardan birinde de "Yaksınlar, kaos var, kaosa gidiyoruz. Başbakanlık Konutu'na saldırı olacak bugün. Bu bir iç savaşa dönüşebilir" sözleri göze çarpıyor.

Ve benzer ifadelerle dolu daha pek çok mesaj var...

Diğer delillere gelince... O kadar çok ki, tahrip edilen kamu binaları, camı çerçevesi indirilen bankalar, tahrip edilen ATM'ler, yakılan polis araçları, uzun süre iş yerini açamayan esnaflar, vesaire, vesaire...

Her şey ortada: Elden gelen yapıldı, hukuk baskı altına alındı. Ama oyun bozuldu, plan Yargıtay'dan döndü. Hukuk işliyor işte!

<p>Kastamonu'nun Cide ilçesine düşen yıldırım sonucu 6 ev çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geld

Kastamonu'da yıldırım düşmesi sonucu 6 ev alev alev yandı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı