• $ 8,0937
  • € 9,5652
  • 494.927
  • 1144.45
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Neden hep ben?

Anlaşılır gibi değil, hep ben bir şeyler ispat etmek zorundayım! Uyum, hoşgörü ve anlayış, neden hep benden beklenir? Bana ve bize doğru tek bir adım atmayanlar, niçin hep bizden güçlü adımlar isterler?

Adaletin terazisi hep onlardan yana mı ağır basar?

Nalıncı keseri hep onlara doğru mu yontar?

İşte Ayasofya tartışmaları ortada:

Balkanlar’da cami ve Osmanlı eseri bırakmadılar. Endülüs’te koskoca bir medeniyeti sildiler. Yaktılar, yıktılar, yok ettiler.

Kimse kılını kıpırdattı mı? Kimseden ses çıktı mı?

Tabi ki hayır. Hepsini normal, rutin bir faaliyet olarak gördüler. Hatta, öyle olması ve öyle yapılması gerektiğini düşündüler. Biz biraz eleştirdik, ama herhangi bir şey yapamadık. Çünkü onların iç işleriydi bunlar. Herkes kendine yakışanı yaptı. Vandallık ve barbarlık hep destek gördü batıda.

Ama biz Ayasofya’yı tarihi dokusunu koruyarak camiye dönüştürünce hepsi ayağa kalktı. “Müze statüsü korunmalıdır” diyerek bağırmaya başladılar. Ama kiliseye çevirseydik alkışlayacaklardı bizi. Yere göğe sığdıramayacaklardı.

Demek ki…

Mesele Ayasofya’nın Dünya Kültür Mirasına dahil olması filan değil. Asıl mesele, haçlı zihniyetinin halen yaşıyor olması!

***

Avrupa’daki Türk ve Müslümanların kendilerinin yaptıkları camiler var. Hepsi de pek çok kısıtlamaya tabi. İstisnalar hariç hiç birinde ezan okunmuyor.

Bizde de yüzlerce kilise bulunuyor. Hepsi ibadete açık ve çan sesleri duyuluyor.

Batıda camilere devlet katkısı yok. Bu tür yerleri orada yaşayan Müslümanlar kendi imkânları ile finanse ediyor. Biz ise kiliseleri devletin parası ile restore ediyoruz.

“Hoşgörü” ve “inançlara saygı” söz konusu olduğunda dünyaya ders verecek bir konumdayız.

Ama yetmiyor, hep daha fazlasını istiyorlar. Bizim için önemli bir sembol olan Ayasofya konusunda bile kendi kabullerini dayatmaya çalışıyorlar. Kendileri için “hak” olarak gördüklerinin binde birini biz yapınca “kabahat” olarak değerlendiriyorlar.

***

UNESCO, “Ayasofya Dünya Kültür Mirasıdır” diye bağırıyor…

Eyvallah, “hayır” diyen yok zaten.

Dünya Kültür Mirası içinde Ayasofya tek değil. Pek çok kilise ve katedral de var. Hatta camiden kiliseye çevrilen mabetler bile bulunuyor. Hepsinde de ayinler düzenleniyor, ibadet ediliyor.

Onlara ses çıkaran yok. Hıristiyan dünyası için her şey hak. Söz konusu Müslümanlar olduğunda ise gürültü başlıyor. “Dünya Kültürü” denince, bunların aklına sadece Hıristiyanlık geliyor. Farklı inançlara tahammülleri olmadığı gibi, yaşama hakkı bile tanımak istemiyorlar.

Teslim olmak mümkün mü böyle bir zihniyete?

Elbette değil. Biz de zaten gerekeni yaptık.

***

Kendi kültürlerini dünyaya ve özellikle de İslam coğrafyasına dayatmak için yıllar boyunca çok çalıştı bunlar. Anadolu’da da pek çok tarlayı sürdüler. Kültür Emperyalizmi adı veriyoruz biz buna.

Şimdi de meyvelerini topluyorlar…

Ayasofya konusunda içimizden yükselen homurtular, o meyvelerdir işte! Yüzlerce yıllık bir çabanın sonucudur!

Şimdi bir hakkı teslim etmek lazım: Çok çalıştılar ve bunun sonucunu da alıyorlar. Hep birlikte görüyoruz, mahsulünü keyif içinde topluyorlar.    

Avrupa nereye gidiyor?

Avrupa nereye gidiyor?

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Denizli'de

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Denizli'de

Türkiye'nin yerli ve milli sebze tohumları kadınlara emanet

Türkiye'nin yerli ve milli sebze tohumları kadınlara emanet

Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye'yi yeşillendiriyor! 

Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye'yi yeşillendiriyor! İşte ormanlarımızın eski ve yeni halleri