• $13,8012
  • €15,6404
  • 787.992
  • 2051.18
24 Kasım 2021 Çarşamba

Ne olacak halimiz

Nereden nereye!..

1978'de hürriyetim elimden alınmıştı, orada tutukluydum. Dün de Anadolu Yayıncılar Derneği'nin düzenlediği "Yerel Medyanın Geleceği" konulu toplantı çerçevesinde konuşmacı olarak katıldım.

Ankara Ulucanlar Cezaevi'nden bahsediyorum. İçeri atıldığım yıllarda toplama kampından farksızdı. Bir koğuşta 200'den fazla insan kalıyordu. Toplu tutuklamalarda bu sayı 300'ü geçiyordu. O kadar insana sadece iki adet tuvalet, bir tane de adı "banyo" olan kabin ayrılmıştı. Demem o ki, bugün sadece filmlerde rastlanabilecek iç acıtıcı bir görüntünün içindeydim.

Orası restore edildi. Müze haline getirildi. Bazı bölümlerin içine birkaç ranza konuldu ve "Burası eskiden cezaeviydi" türünden levhalar yerleştirildi. Keşke sadece bir koğuşu o eski haliyle korunabilseydi. İnsanların geçmişte neler yaşadığı, Türkiye'nin hangi durumda olduğu çok daha iyi anlaşılırdı.

Düşündüm tabii o günleri. Bir de karşımdaki katılımcılara baktım. Kültür ve Turizm Bakını Mehmet Nuri Ersoy oradaydı. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ve Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı başta olmak üzere pek çok saygın isim vardı. En önemlisi de 1978'de genç yaşta oraya tıkılan, itilip-katılan, her akşam sayılarak üzerine demir kapılar kapatılan ben de konuşmacıydım. Söylediklerim dinlenecek ve fikirlerimden istifa edilecekti.

Nereden nereye!..

***

Orada da söyledim, burada da yazıyorum. Bugün "Türk basınının en önemli problemi nedir?" diye sorulsa, "inandırıcılık" derim. Evet, ciddi bir itibar zedelenmesi yaşandı ve Türk basını inandırıcılığını kaybetti. Sakın ola ideolojik ve siyasi tercihlerden bu duruma düşüldüğü düşünülmesin. Türk basınında, Nazım Nikmet-Peyami Safa kavgalarından bu yana bir bölünme ve fikir ayrılıkları vardı zaten. Ama o farklıydı, habere bakış ise çok farklı. Bir haber yapılırken cerrah hassasiyetinde davranılır, kılı kırk yaran araştırmalar yapılırdı. Haber kutsaldı, yorum ise hürdü. Haberler toplumu bilgilendirmek için yayınlanırdı.

Bugün ise tam bir değersizlik sardı dört bir yanımızı. Haberler, halkı bilgilendirmek için değil, yönlendirmek için yapılıyor. Medyanın aracılık ettiği yalanlar, illüzyonlar, iç ve dış odaklı operasyonların hedefi haline geldik hepimiz. Eskiden yürütülen tartışmalar sırasında bir gazete haberi "kesin delil" sayılırdı. Bugün, "gazete yazmış ama doğru mu?" diye tartışılıyor.

Medyanın verdiği görüntü hiç de iç açıcı değil vesselam.

Son dönemde ortaya çıkan küresel dijital platformlar ise, sıkıntıyı katmerledi, ortalığı daha fazla kirletti.

***

Gelinen noktada, yerli ve milli, ulusal ve yerel basın-yayın organlarının önem ve değeri daha da arttı. Ama orada da sıkıntı var! Ulusal ya da yerel medya organlarına "bizim" diyorsunuz ama kazıyınca altından neler çıkıyor neler!..

Ve küresel güçler, onların da bir kısmını yanına alarak dört bir yandan, acımasızca saldırıyorlar.

Maalesef manzara bu! Evet, özgünlüklere dokunmayalım. Yerel ve ulusal medyamızın önünü daha da açalım. Ama bu kötü görüntüye ve ülkemizin bir operasyon alanı haline getirilmesine de artık son verelim.

Ne dersiniz, haksız mıyım?

<a href='https://www.aksam.com.tr/aksam-tv/kisaca/iklim-degisikligindeki-komplo-teorileri-nereden-ci

Küresel ekonomik krizin asıl nedeni

Severek tükettiğiniz besinlerin az bilinen zararları

Samsun'da kaybolan 130 küçükbaş hayvanı drone ile bulunan çiftçinin sevinci

Tuz Gölü kuraklık nedeniyle küçülüyor