• $ 5,7259
  • € 6,3141
  • 275.71
  • 101857
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Mesele ağaç değil, ODTÜ!

Konuyu ODTÜ Mezunları Derneği Başkanı açtı; “1977’de Hasan Tan’la yapamadıklarını bugün yapmaya çalışıyorlar” dedi. Meselenin yurt yapımı filan olmadığını söyledi. “ODTÜ ülkenin devrimci mücadelesinin önemli merkezlerinden birisidir, böyle kalacak” sözleriyle devam etti.

Bence de öyle!..

Mesele ne yurt yapımı, ne de ağaç kesimi. Konu, aynen dediği gibi ODTÜ’nün sözde “devrimci” mücadelesi!

Acaba nasıl bir mücadele bu? Şimdi, 1977’ye gidelim, Hasan Tan’ın rektörlüğü döneminden bazı örnekler verelim…

O dönemde ODTÜ’ye 300 civarında yeni işçi alınmıştı. Ardından, tıpkı bu gün şahit olduklarımız yaşandı. Üniversite içindeki sol yapılanmalar ayağa kalktı. Bugün nasıl “Burada bizden habersiz hiçbir şey yapılamaz” deniyorsa, o günlerde de aynısı oldu.

O işçiler, üniversitenin kuytu köşelerinde sıkıştırılıp dövülmeye başlandılar. Büyük bir yıldırma ve bezdirme harekâtı devreye sokuldu. Bugün üniversitedeki polislere “gidin onurunuzla fuhuş yapın” diyen zihniyet, o gariban Anadolu çocuklarına da benzer sözler sarf etti. Militan kızlar, işçilerin çevrelerini sarıp “Siz erkek değilsiniz, erkekseniz, gelin bize gösterin, haydi ispat edin” sözleriyle taciz ettiler.

Yetmedi, bitmedi, o işçiler üniversitede gezemez ve iş yapamaz hale getirildiler. Nereye gitseler çevreleri sarılıyor, “hoşt, hoşt, hoşt…” diye sistemli hakarete uğruyorlardı.

Dayanamayanlar istifa edip işten ayrılmak zorunda kaldılar.

Bu defa üniversite içindeki yasa dışı yapılanmalar devreye girdi. Evine ekmek götürebilmek için direnen işçilerin bulunduğu odalara ateş açıldı. Peş peşe bombalar patladı.

Ve nihayet katliam başladı…

İşçilerden Ramazan Turan, Temmuz Ayında Hamamönü’nde ODTÜ servisinden indiğinde ara sokaklardan açılan ateş sonucu katledildi.

Ardından iki mühendis ve bir teknik eleman Bahçelievler’de silah zoruyla ODTÜ servis aracından indirildiler. Remzi Kütükçü, Hasan Hüseyin Sanlı ve Muhittin Canlıer, 7. Cadde’nin girişinde yaylım ateşine tutularak öldürüldüler.

Muhittin Canlıer, Mersinli bir at arabacının oğluydu. Büyük zorluklar içinde okuyup mühendis olmuştu. Üniversitenin “demokratik” ve “devrimci” yapısı, işte bu gariban vatan evlatları katledilerek korundu!

Ne acıdır ki, o kanlı saldırıların yaşandığı günler, bugün pervasızca yapılan açıklamalarla referans olarak gösterilebiliyor!

***

Ağaç kesimi, yurt yapımı hikâye ve bahane…

İnkâr etmiyorlar, söylüyorlar zaten kendileri. “Asıl olan devrimci mücadelemizdir” diyorlar.

Denemesi bedava, gidin sorun o eylem yapanlara. Belki de tamamına yakını hayatında tek bir fidan dikmemiştir; bir ağacın altına tek bardak su bile dökmemiştir.

Melih Gökçek döneminde benzer eylemleri ODTÜ arazisinden çevre yolu geçirilirken de yaptılar. Eylem üstüne eylem düzenlediler. Onlara da çeşitli bahaneler buldular. Şimdi en çok kendileri kullanıyor o yolu.

Şimdi sakın kimse çarpıtmasın yazdıklarımı. Ağaç katliamını filan savunuyor değilim. Binlerce fidan diken bir insan olarak yapamam, vicdanım el vermez buna.

Ben, sadece gerçek yüzler görünsün diye yazdım bunları!

Emin Pazarcı Diğer Yazıları

Nefret söylemi!

05.07.2019

Küstüm ben...

27.06.2019

<p>17 yaşındayken arkadaşını kaybeden ABD’li Tom Turcich, bu olaydan çok etkilendi ve dünyayı yürüye

4 Yıldır Dünyayı Yürüyerek Dolaşıyor! Şimdi İstanbul´da

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Dünyanın en yüksek savaş alanı ilk kez görüntülendi

Altından daha değerli ikonik bir koku: Orris