• $9,2448
  • €10,7922
  • 529.329
  • 1432.8
4 Ekim 2013 Cuma

Meclis’in kovboyları

Genel tavrı mıydı, yoksa yeni ayakkabısını mı göstermeye çalışıyordu, anlayamadım! Sekretaryaya girdiğimde sağ ayak bileğini sol baldırının üzerine koymuş,  ayağını da yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı sallayıp duruyordu. Bu sırada sol eli sağ ayak bileğine sıkı sıkıya yapışmıştı. 
Koltukta baston yutmuş gibi oturuyor, “alçak dağları ben yarattım” dercesine gözlerini karşısındaki duvara dikmiş bakıyordu. Takım elbiseli, kravatlı, muhtemelen de 25 yaşlarındaydı. 
Karşısına oturdum. Bir süre sonra küçümser bir tavırla bana doğru döndü, “Ben seni nereden tanıyorum” dedi: 
-Hiç yabancı gelmiyorsun da. 
“Bilmem” cevabını verdim. 
Ardından, “sen” diye başlayan garip ve gereksiz sorular sormaya başladı. Aynı zamanda bileğinden eliyle sıkı sıkıya kavradığı ayağını yüzüme doğru sallamayı sürdürdü. İçimden “La havle” çekip vaziyeti idare etmeye çalışırken, çok önemli bir şahsiyet olarak gördüğü anlaşılan kendisini tanıttı: 
-Ben milletvekili danışmanıyım! 
Son derece küstah tavırları vardı. Saygısızdı; konuşmalarından da anlaşılıyordu ki, aynı zamanda bomboştu. Hiç unutmuyorum, yanında 10 dakika kadar oturmak zorunda kaldıktan sonra ayrılırken derin bir “ohh” çekmiştim! 
Şimdi kimse kızmasın, kimse darılmasın, düzgünlerini tenzih ediyorum ama… TBMM’deki 1.100 “milletvekili danışmanı” içinde bunlardan mebzul miktarda var. 
***
Geçmişte örneklerini yaşadık… 
Bunların içinden polislere, Meclis çalışanlarına saldıranlar, hatta başka partilerden milletvekillerini tartaklayanlar çıktı. 
Basın mensuplarının görevlerini engelleyip, onlarla itişip-kakışanlara rastladık. 
Kendisini milletvekili yerine koyan, oraya buraya telefon edip talimatlar veren, hatta bağırıp çağıranlarıyla karşılaştık. 
Nihayet öğrendik ki, şimdi de bilgisayarın başına oturup, sağa sola tiwitler atıyor, başka milletvekillerine hakaret ediyorlarmış. 
 TBMM Başkanı Cemil Çiçek bile bunlardan şikâyetçi. Önce milletvekillerine bir uyarı yazısı gönderdi. Ardından da basına “Danışmanlar Yeniçeri Ocağı gibi olmaya başladı” dedi: 
-Meclis’e giren adamın önce Meclis kültürü olacak. Danışman oldum diye Ali kıran baş kesen olamaz; olmaması lazım. Önce milletvekiline saygı duymayı bilecek ve öğrenecek. Saygısız adam nasıl danışman olacak? 
Çiçek tepki göstermekte haklı. Söyledikleri az bile. 
***
Eskiden TBMM’de az sayıda danışman vardı. Ancak, bir ağırlıkları bulunurdu. Danışman sayısı arttı ve giderek o ağırlık yok oldu. 
Şimdi Meclis “danışmandan” geçilmiyor. Siyasi partilerin grup danışman kadroları da artırıldı. Ancak, çoğunun iş ürettiği yok. İşi yine birkaç kişi yapıyor. 
Diğerleri mi? 
Onlar, ortalıkta gezinip duruyor. Üstelik Meclis Başkanı’nın söylediklerine bakılırsa “kontrolsüz bir güç” halindeler. Çoğu, milletvekillerinin eş, dost ve akrabaları. 
Şimdi hemen “Ama milletvekillerinin akrabalarını danışman olarak almaları yasak” demeyin. Onun yolu çoktan bulundu. A milletvekili, B milletvekiline dayısının oğlunu “danışman” olarak veriyor. B milletvekili de A milletvekiline teyzesinin kızını gönderiyor. Böylece yasak aşılmış oluyor. 
Gerekirse bazılarını isim isim sıralayabilirim. Bundan bir süre önce, Meclis’te “danışman” olarak istihdam edilen bir milletvekili yeğeninin, aynı zamanda devam mecburiyeti olan bir üniversitede “öğrenci” olduğunu yazmıştım. 
Sakarya eski Milletvekili Mümtaz Özkök’ün deyimiyle Meclis’teki “danışman” uygulaması tam bir rezalete dönüşmüş durumda. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, durup dururken sert tepkiler vermiyor! 

<p> </p>

Arabeskin 'Babası' kim?

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor