• $ 5,7031
  • € 6,3252
  • 270.292
  • 106817
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

McKinsey patron değil, eleman

Başkan Erdoğan, Ak Parti’nin Kızılcahamam Kampı’nda noktayı koydu. Günlerdir “Türk ekonomisine yön vereceği, bizi denetleyeceği, hizaya sokacağı” iddia edilen ABD’li McKinsey ile ilgili olarak “Ücreti mukabilinde tutulmuş bir danışmanlık firması” ifadesini kullandı.

Biz de günlerdir bunu söylüyoruz zaten…

Ne demek ücretli?

Açın sözlükleri bakın. “Bir ücret karşılığında çalıştırılan” anlamına geliyor. Parayı alıyor ve sizin gösterdiğiniz işi yapıyor. Bir başka ifade ile parayı ödeyene hizmet ediyor. Ücreti verene “patron”, ücret alana da “çalıştırılan” deniliyor.

Mesele bu işte! Olay son derece basit!

Halk tabiri ile parayı veren düdüğü çalıyor.

Ama belli çevreler ücreti alanı “patron”, parayı ödeyeni de “amele” konumuna getirmeye çalıştı. McKinsey-Türkiye ilişkisi alabildiğine saptırıldı. Her şey alt-üst edildi. Son derece çirkin bir algı operasyonu yürütülmek istendi.

***

Şartlar değişti, geçmişte “patronluk” yapanlar, artık “işçi” oldu. Anlaşılmayan ve algılanmayan da bu olsa gerek.

Üstelik, eski alışkanlıklar depreşir diye bir de tedbir alındı. T.C Başkanı Erdoğan, bütün bakanları toplayıp, tembih etti:

-Bunlardan fikri danışmanlık hizmeti almayacaksınız.

Bu, aslında Cumhuriyet’in kuruluş felsefesidir. Ama zaman içinde alabildiğine yıprandı, hep gözümüzü batıya diker olduk. Mustafa Kemal Atatürk, 6 Mart 1922’de TBMM’deki gizli bir oturumda aynen şöyle demişti:

“Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupalılardan nasihat ve bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”

Ama maalesef, bugün kendisini “Atatürkçü” olarak adlandıranlar bile hep batıdan gelen yönlendirmelerin esiri oldu. O yüzden de McKinsey adı dillendirildiğinde, hemen “Türkiye’ye nizam ve intizam verecek bir kuruluş” hayal ettiler!

Oysa, Erdoğan’ın sözleri ortada: McKinsey ile ilgili olarak, ücreti mukabilinde tutulmuş bir firma ifadesini kullandı. Hizmet için ücret alan bir firma, kendisine para ödeyenin sözünden çıkabilir ve onun menfaatleri hilafına bir adım atabilir mi?

***

Denildi ki:

-ABD, Türkiye’ye karşı düşmanca bir tavır içinde ve bundan vazgeçmiyor.

Doğru.

Ayrıca bir noktanın altı çizildi:

-Türkiye’yi yönetenler de zaman zaman “Ey Amerika” diye başlayan açıklamalarla buna tepki gösteriyorlar.

Evet, itiraz eden yok; bu da bir vakıa. Ayrıca, Türkiye ortaya koyduğu tepkilerde son derece haklı.

Ardından da şu yorum yapıldı:

-Ama gidip ABD’li bir şirketle anlaşıyorlar.

İşte bu değerlendirme hem doğru, hem de ahlaki değil. Biz, McKinsey ile “Sen de karşımıza geç, bize saldır” diye bir araya gelmedik. Tam tersi bir amaçla yola çıktık. Batının itibar ettiği bir kuruluşu yanımıza alarak, “Türkiye’ye yönelik algı operasyonlarının önünü kesebilir miyiz?” düşüncesiyle hareket ettik.

Bu, kendine güvenin bir sonucudur?

Teslim olma değil, mücadele etme iradesinin ortaya konuluşudur.

Yanlış neresinde bunun?

Ortaya konulan milli bir refleksin eleştirilecek tarafı ne?

“Algı” denilen olgu da bu işte! Son dönemde uygulamaları ile sık sık karşılaşıyoruz. Siz mücadele için fikirler geliştirip, adımlar atıyorsunuz. Bakmışsınız, olay dönüp dolaşıp, “İşte teslim oldular” noktasına kadar getirilmiş.

Oysa, Türkiye eski Türkiye değil artık. Büyük Devlet refleksleri sergiliyor. O büyüklüğü ile orantılı manevralar geliştiriyor.

Bazı çevreler görmek istemeyip, çarpıtsalar da Türkiye’nin gerçeği bu! Yürütülen algı operasyonları da o yüzden bu gerçeğe çarpıp, sürekli olarak boşa çıkıyor.

Yangınların Arasında Kalan Koalayı Böyle Kurtardı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Avrupa futbolunun "durdurulamayan" ikilileri

Roma dönemine ait 48 kandil ortaya çıkarıldı