• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 279.031
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kerkük ağlarken…

1970’li yıllarda bir Mahir ağabeyimiz vardı bizim. İri yarı, dev cüsseli, farklı bir şiveyle konuşan, babacan tavırlı bir adamdı. Mahallenin çocukları olarak çok severdik O’nu. En çok da sağ elinin durumu dikkatimizi çekerdi. Sadece başparmağını kullanabilirdi. Diğer parmakları hayli zedelenmiş ve birbirine yapışmıştı.

Büyüklerimiz, “işkenceden” derlerdi:

-Kerkük’te çok işkence görmüş. Canını zor kurtarmış, kaçıp Türkiye’ye gelmiş.

O yüzden çocukluk yıllarımda hep düşünürdüm “Kerkük nasıl bir yer?” diye! Gözümün önüne sürekli olarak zindanlar ve işkence yapılan karanlık mekanlar gelirdi.

Mahir Ağabey bir gün kayboldu. “Nerede” diye sorduk, “Hasrete dayanamadı, Kerkük’e gitti” dediler.

“Nasıl olur, insan işkence gördüğü yere gider mi?” diye düşünmüştüm! Gitmişti, çünkü orada bir mücadele vardı. Çünkü, arkadaşları BASS Rejimi ile boğuşurken, O’na Türkiye’de olmak ağır gelmişti.

Aradan üç-beş ay geçti. Haberi geldi, “yakalandı, hapse atıldı” dediler. Büyüklerimiz, birkaç ay sonra da acı haberi bizlerle paylaştılar:

-İdam etmişler.

Mahir Ağabey hadisesi, çocukluğumun acı bir yarasıdır. Kerkük denildiğinde, içim burulur, hep O’nu düşünürüm!

O yüzden, 1990’lı yılların sonunda yaptığım bir televizyon programında rahmetli Cem Karaca ile birlikte Kerkük Zindanı şarkısını söylerken de çok kötü olmuştum. Kameramanlar, “O ne hal” demişlerdi:

-Biri dokunsa ağlayacaktın.

HHH

Kerkük öyle bir yer ki, 1918’den bu yana hep acılar içinde kıvranmıştır. Etnik yapısı, sürekli olarak değiştirilmeye çalışılmıştır. İnsanlar orada sadece Türk oldukları için akılalmaz baskılara uğramıştır.

Önce Araplaştırmak, sonra da Kürtleştirilmek için neler yapılmıştır neler…

Asimilasyon politikaları uygulanmadan önce yüzde 95’i Türk’tü Kerkük’ün. Telafer gibi bölgelerde ise Türk yoğunluğu yüzde yüzü buluyordu. Mustafa Kemal Paşa, bu yüzden Misak-ı Milli Sınırları içine aldı orayı. Bunun için Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin biraz güçlendiğinde ilk el atacağı yerin Kerkük olduğunu yakın çevresiyle paylaştı.

Neler yaşamadı ki Kerkük

1922’de İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi verdi. Kanını akıttı, bağımsızlık uğruna bedel ödedi.

1924’te Nasturilerin saldırısına uğradı. O tarihte büyük bir katliam ile karşı karşıya kaldı.

Komünistlerden destek alan Molla Mustafa Barzani, 14 Temmuz 1959’da Kerkük’e girerek sistemli bir katliama girişti. 30’dan fazla Kerküklü öldürüldü. Cesetleri direklere asıldı. Ölülerin üzerinden traktörler ve kamyonlarla geçildi. Kerküklü aydınlar sürgüne gönderildi.

İnsanlık dışı uygulamalar, BASS Rejimi’nin yönetimi ele aldığı 1968’den sonra da sürdü. Türkçe konuşmak yasaklandı. Türkçe yer isimleri değiştirildi. Ticari faaliyetler engellendi. Kerkük Türklerine gayrimenkul alım-satım yasağı getirildi.

Saddam, çoğunu zindanlara attı; büyük bölümünü sürdü. Kerküklü aydınlar idam edildi, tutuklananlar da işkenceler altında inim inim inletildi. İran-Irak Savaşı sırasında Kerküklü Türklerin cephede en ön saflarda kırdırılmaya çalışılması da cabası.

Amerika’da komünistler, Baba Barzani ve Saddam’dan farklı davranmadı. 1990’ların başında oluşturduğu Çekiç Güç ile Kürtler için güvenli bölge oluştururken, Irak Türklerini bunun dışında bıraktı. Onları Saddam’ın insafına terk etti. Saddam da Kerkük’te hiç insaflı davranmadı.

Çok acıdır ki, o Çekiç Güç bizim topraklarımızda konuşlandırıldı. Biz izin ve asker verdik. Ancak, Kerkük Türklerini koruyup kollayamadık.

Saddam gitti, peşmerge geldi. Kerkük’te aynı zulüm ve asimilasyon politikaları devam etti. Barzani, son yaptığı referandum ile de Kerkük’ü tamamen yutup, yok etmek istediğini dünyaya ilan etti.

İşte Kerkük yıllar boyunca acı ve gözyaşı ile yoğrulmuş böyle bir yer! Bu acılar, Kerkük Türkü’nün şarkılarına bile yansımış. Dinleyin bakın Kerkük Zindanları’nı; orada yanık yanık ne diyor Kerküklü Türkmenler:

“Türkmen obalarından göçen anneler.

Ne yuvalar kalmış, ne de haneler.

Gök kubbeyi sarsar mazlum feryadım.

Elbet te bir gün güler bize seneler, bize de seneler.”

Bugün “Referandum Barzani için haktır” ya da “Biz neden bu kadar sertleştik” diye ortalıkta gezenler…

Biliyor musunuz bunları? Biliyorsanız, ne istiyorsunuz? Yıllarca zulüm altında yaşayan soydaşlarımız olan Kerküklüleri biraz da bizim ezmemizi mi? Sahi ne diyor ve neyi savunuyorsunuz siz?

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte TEKNOFEST İstanbul Havacılık, U

Akıncı´ya Cumhurbaşkanı Erdoğan İmzası

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor! 'Bu sistem dünyada sadece bizde var'

Demirhindinin karaciğere mucizevi faydası herkesi şaşkına çeviriyor!