• $ 7,9776
  • € 9,452
  • 486.19
  • 1190.63
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Kemal Bey'e kısa bir ders

Kirletmek isterken bu defa aşikâr etti. Kılıçdaroğlu, Kobani tutuklamaları için yine “6 yıl niye beklediniz?” dedi. Cevabını da kendisi verdi:

-Millet ittifakını nasıl dağıtırız diye.

Şimdi iki noktada hatırlatma yapmak lazım Kemal Bey’e. Birincisi, hukuk böyle işler…

Roma Hukukundan beri dünyada durum budur. “Clasula rebus sic stantibus” sözleriyle ifade edilir. Elde edilen yeni deliller, yeni adımları gerektirir!

Delil ortaya çıktığında, İkinci Dünya Savaşı suçlularının bile yakasına yapışıldığı bir dünyada böyle sözler edilir mi hiç?

İkincisi, “Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” demişler. Kılıçdaroğlu’nun sözleri de aynen öyle. Demek ki, HDP ile CHP yol arkadaşı. Etle tırnak gibi, ayrılmıyorlar. Söylediklerine bakılırsa, ayırmak isteyenler oldukça, onlar daha fazla kenetleniyor.

Ben demiyorum, bunu kendi ifade ediyor.

***

Devam edelim…

Bir de kayyum meselesi var. Kemal Bey onu da çarpıtıyor, milletin kafasını bulandırmaya çalışıyor. Seçilmiş insanların iktidar tarafından görevden alındığını söylüyor.

Önce bir düzeltme yapalım. Seçilmiş olsalar da terör şüphelisi onlar. Bunun için görevden alınıyorlar. Üstelik keyfi de değil. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 127. Maddesi ile 5393 Sayılı Kanun’un 47. Maddesi bunu emrediyor.

Ayrıca…

Seçilmiş olmak kimseye suç işleme özgürlüğü vermez. Evrensel bir kuraldır bu. Dünyanın her yerinde suç işleyenin yakasına yapışılır.

Kılıçdaroğlu, “Mahkeme kararı niye beklenmiyor?” diyor. Kendine göre kural uyduruyor. Öyle bir mecburiyet yok ki. İlgili kanuni düzenlemeler, bir belediye başkanı hakkında terör suçundan kovuşturma ya da kovuşturma açılmasını yeterli görüyor.

Ama HDP’lilerle birlikte Kemal Kılıçdaroğlu da direniyor. Bu defa da “Madem durum böyleydi, neden bunların aday olmalarına izin verdiniz” suçlamasını yöneltiyor.

Cevap verelim:

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti! Seçim Kanunu çok net: Bu durumda olan kişilerin aday olmaları önünde bir engel yok. Rahatsızsa bu görüntüden, CHP bir kanun teklifi hazırlar, belediye başkan adaylığı için yeni kısıtlamalar getirilmesini ister. Konu düzeltilir. Ama CHP, düzeltmek yerine istismar etmeyi tercih ediyor.

Ayrıca, Mutki, Yolalan, Hakkari, Esendere ve Dargeçit gibi yerlerde görevden alınan belediye başkanlarının, kendilerine ayrılan bütçeden halk için bir kuruşluk yatırım yapmadıklarını bile görmüyor. Kılıçdaroğlu, “Nereye gidiyor bu paralar?” diye sormuyor.

Şimdi bir de dünyadan örnekler verelim. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde durum budur:

İtalya’da Riace Belediye Başkanı Lucano (2018), Almanya’da Regensburg Belediye Başkanı Wolbergs (2017), Litvanya’da Utena Belediye Başkanı Katians (2015) ve Bulgaristan’da Sozopol Belediye Başkanı Reyzi (2019) de benzer suçlamalarla görevden alındılar.

Amerika dahi, pek çok ülkede başka örnekler de var. Ama kimse çıkıp da “Ne oluyor” demedi!

Çünkü mesele demokrasi, seçim, mili irade filan değil. Amaç, çarpıtmak, gizlemek ve kirletmek! Maalesef Kılıçdaroğlu da HDP’li yol arkadaşları ve dostlarıyla birlikte sürekli olarak bunu yapıyor. 

Emin Pazarcı Diğer Yazıları

Ay Laçin!

29.09.2020

İstanbul'da yoğun sis: Sürücüler zor anlar yaşadı

İstanbul'da yoğun sis: Sürücüler zor anlar yaşadı

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi