• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
22 Mayıs 2015 Cuma

İstismar, istismar, istismar...

Önce, “taş atan çocuklardı” onların adı. Güvenlik güçlerinin önüne sürülüyorlardı, panzerlerle kovalamaca oynuyorlardı…

Güzel bir silahtı istismarcılar için. Bu çocukların cezai ehliyetleri yoktu, polis ve askeri zor durumda bırakıyorlardı, ortaya çıkan görüntüler de kullanmaya son derece elverişliydi.
Sonra, küçücük çocuklar Gezi Olayları’nda boy göstermeye başladı. Çadırlara yerleştirildiler, ellerine pankartlar verildi, öğretilmiş davranışlarla kameraların karşısına çıkarıldılar. Yetmedi, çatışmaların, patlayan gaz fişeklerinin içine sokuldular.
Kaba bir çocuk istismarı sergilendi!
Bunların hiçbiri Batılı bir ülkede yapılamazdı. Onda biri bile sergilense, devlet devreye girer, “Olmaz, bu çocukları istismar edemezsiniz” derdi. O çocuklar ailelerin elinden alırdı.
Ama bizde yapıldı. Üstelik bu çocuk istismarı basın destekli olarak yürütüldü!
Dün gazetelere baktım…
Posta ve Cumhuriyet’in manşetlerinde yine çocuklar vardı. 3-5 yaşındaki çocuklar, ellerindeki “Diren”, “Babacığım benim için diren”, “Diren canım babam” pankartlarıyla resmedilmişti. “Aile boyu direniş” ve “Babalara destek” başlıklarıyla haberleştirilmişti.
Elbette babaların grev ve direnme hakkı var. Ama çocuklarını kullanarak değil! O yaştaki çocukların bu şekilde öne sürülmeleri, hem Türkiye’nin kabul ettiği Çocuk Haklarına İlişkin BM Sözleşmesine, hem de Türkiye’deki yasal mevzuata aykırı.
Aykırı ama kimin umurunda!
Yeter ki etkili olsun, bizde her türlü kutsal kullanılıyor. Buna, en önemli varlığımız olan çocuklar da dahil. Üstelik bu eylemi en fazla duyarlı olması ve toplumu uyarması gereken medya organları yapıyor!
* * *
Maalesef bizim basında alabildiğine bir standartsızlık hâkim.
Bukalemun gibiyiz vesselam. Şartlar neyi gerektiriyorsa, ona uyuyoruz. Bir gün kutsadığımız değeri, ertesi gün kendimiz ayaklar altına alıp yok ediyoruz…
Tam sırası gelmişken, işte size yaşanmış bir olay:
O günlerde henüz Sovyetler Birliği çökmemişti. Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Ertuğrul Özkök, İstihbarat Şefi de Fatih Çekirge’ydi. Vedat Özkeleş de Ankara Bürosu’nda genç bir muhabirdi.
Vedat Özkeleş, gazeteci Metin Işık’la beraber, Büyük Ankara Oteli’nde THY’nin bir resepsiyonuna katılmıştı. Orada MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’le karşılaştılar. Türkeş, bir süre sohbet ettikten sonra Özkeleş’e, “önemli bir konu var” dedi:
-Partiye gelirsen konuşuruz.
Özkeleş, birkaç gün sonra randevu aldı, Strazburg Caddesi’ndeki MHP Genel Merkezi’ne gitti.
Türkeş, “Garip, ama Sovyetler Birliği’nin Ankara Büyükelçisi Albert Çernişev buraya geldi” dedi:
-Beni aradılar, Çernişev’in “hayırlı olsun” ziyaretine gelmek istediğini söylediler. Ziyaretin sebebi sonradan anlaşıldı. Türk yurtlarındaki kıpırdanmalardan rahatsız olmuşlar. Onu ve Karadeniz Ekonomik Topluluğu konusunu görüştük.
Haber önemliydi. Özkeleş gazeteye gitti ve yazıp pazar gününün gündemine verdi. O gün Özkök de Çekirge de izinliydi.
Bu haber, ertesi günkü Hürriyet Gazetesi’nde “Sürpriz Buluşma, Çernişev-Türkeş bir araya geldi” başlığıyla geniş şekilde yer aldı.
Ve Ertuğrul Özkök, Vedat Özkeleş’i yanına çağırdı. Odada Fatih Çekirge de vardı. Sinirliydi, “Bundan bizim niye haberimiz yok” dedi:
-Sen Türkeş’i nereden tanıyorsun? O kadar diplomasi muhabiri varken, neden bunları sana anlattı?
Ardından da ekledi:
-Benim gibi Ecevit’le birlikte Arayış Dergisi’ni çıkaran bir insanın bürosundan böyle bir haber nasıl geçer? Benim büromda Türkeş’le ilgili olumlu bir haber nasıl yapılır?
Türkeş’in sözlerinin yer aldığı kaset elinden alındı; daha sonra Özkeleş’e yönelik davranışlar değişti; nihayet Hürriyet Gazetesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı.
Şimdi sıkı durun!.. Aynı Ertuğrul Özkök, aradan bir süre geçip şartlar değişince “İyi ki MHP’nin başında Türkeş gibi bir lider var” türünden yazılar yazdı.
Gerçi, olay yıllar önce Ahmet Tezcan’ın 4. Kuvvet Medya Programı’nda işlendi. Ama “unutulmuştur” düşüncesiyle hatırlatmak istedim. Çünkü bizim mahallede neler olup bittiğini göstermesi açısından bu olay son derece önemli!

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!