• $8,4065
  • €9,9986
  • 489.082
  • 1408.81
21 Mayıs 2014 Çarşamba

İğrençsiniz

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Ayıptır, çirkindir. Bu kadarı da olmaz be! Bir acı böylesine istismar edilmez. Yürekleri yakan bir felaket bu kadar alçakça kullanılmaya çalışılmaz…
Olmaz, olamaz…
Adam, milletçe yaşadığınız bir felaket üzerine yazı yazıyor. Kur’an-ı Kerim’den “Zulmedenlere destek vermeyin, yoksa ateş size de dokunur” ayetini alıp, Soma’daki maden kazasına bağlıyor.
Yuh, hayret, pes, iğrenç…
Yazdıklarının tercümesi şu:
“Siz bunların düzenlediği mitinglere gider misiniz?.. Bunlara destek olur musunuz?.. Sandığa gidip oy verir misiniz?.. Söylemek istemezdim ama görüyorsunuz işte, Allah cezanızı verdi…”
Hayret etmemek elde değil!
Bir insan bunları nasıl yazabilir? Bir kutsal kitap nasıl bu kadar istismar edilebilir? Vicdan denilen duygu nasıl böyle katledilebilir?
Ama örnekte görüldüğü gibi oluyor işte. “En iyisini O bilirle” başlayıp, haşa “O’nun hikmetinden sual olunmaz” noktasına kadar ulaşan biat kültürü, işte bu noktaya kadar gelebiliyor. Akıllarını ve beyinlerini “sorgulanamaz otoriteye” kiraya verenler, vicdanlarını rafa kaldırabiliyor.
Pes, vallahi pes!
Biri “laik” kimliğiyle ortaya çıkıp, Soma’da hayatını kaybedenlerin böyle bir sona “müstahak” olduğunu söyleyebiliyor. Diğeri de dini referans göstererek, “Size bu cezayı Allah verdi” anlamına gelen ifadeler kullanabiliyor.
Var mı ikisinin arasında bir fark?
Yok elbette. Her ikisi de biriktirilen kin ve nefretin dışa vurumu. Her ikisi de ahlaki değil. Her iki değerlendirme de vicdan denilen duygudan yoksun.

***

Gelin hep birlikte düşünelim: İçinden böylesine değerlendirmeler çıkan kafalar daha başka neler yapmaz ki?
Bence, yapabileceklerinin sınırı yok!
Allah hepimizi şerlerinden korusun.
Allah dillerine ve ellerine düşürmesin.
Göz önünde böyle bir tavır sergileyebildiklerine göre, kapalı kapılar ardında neler yaparlar neler!..
“Ölü sayısı açıklanandan daha çok” da derler, “İçeride Suriyeliler vardı, üzerlerine beton döküldü” de. Hatta “Bakın beddualarımız tuttu” diye sevinebilirler.
Ölüleri istismar ettikleri gibi, çevredeki yaralı gönülleri de kanatmaya ve tahrik etmeye çalışırlar.
Yaşamadık mı, örneklerini görmedik mi?

***

“Müstahak” ve “musibet”…
Koca bir maden kazasını, 301 şehidimizi, onların acılı ailelerini ve dışarıda gözyaşı döken insanımızı aldılar, bu iki kelime arasına sıkıştırdılar. Utanmadılar, sıkılmadılar, vicdanları rahatsız olmadı.
Bence iyi de yaptılar…
Görmeyen gözler gördü, duymayan kulaklar duydu. Vatandaş da onları daha iyi tanıma imkanı buldu. Kitaplar dolusu yazı yazılsa, saatlerce ve günlerce konuşulsa, belki de kim oldukları, ne düşündükleri bu kadar iyi anlatılamazdı.
Kendilerini iyot gibi açığa çıkardılar.
Üstelik hâlâ destekçileri var. Halen bunların peşinden koşanların sayısı az değil. Açın sosyal medyayı kısa bir göz atın. Kimi Soma’daki maden kazası üzerine zil takıp oynuyor, kimisi de “Ah keşke ölü sayısı biraz daha fazla olsaydı” diye dövünüp duruyor.
Allah’tan Kelaynak kuşları gibiler. Sayıları fazla değil.

***

Öylesine kin ve nefretle dolular ki… O kadar büyük haset içindeler ki…
Gözleri dönmüş durumda. Muhakeme kabiliyetlerini yitirmişler. Hatta hırsları akıllarının bile önüne geçmiş.
Söyledikleri, normal şartlarda edilecek laf mı?
Bunlara “iğrençsiniz” demekten başka verilecek bir cevap var mı?

<p class='MsoNormal'>'Help  Turkey' etiketinin gerçek yüzü... Kara propagandayla kim neyi hedefledi?

'Help Turkey' etiketinin arka planında ne var?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor