• $8,3672
  • €10,234
  • 502.297
  • 1459.57
05 Mayıs 2021 Çarşamba

İç, bana ne, ama…

Korona belasıyla henüz yeni tanışmıştık. İlk kısıtlamalar da gelmeye başlamıştı. Daha önce böyle bir tecrübe yaşamadığı için insanlar panik halinde marketlere koşuyordu.

Hiç unutmuyorum bir akşam vaktiydi...

O çok tartışılan ertesi gün yasaklarından biri geldi. Herkes dışarı döküldü; kimi markete, kimi mahalle bakkalına, kimi de tekel bayisine koştu. Benzin istasyonlarının marketleri önünde bile uzun kuyruklar oluştu. Ekmek filan değildi insanları böylesine paniğe sevk eden. Açık bulduğu yerde kuyruğa girenler, genellikle sigara ve içki satın alıyorlardı.

Bazı ihtiyaçları gidermek için evin yakınındaki bir tekel bayiinin önünde ben de sıraya girdim. Herkes adeta kıtlık çıkacakmış gibi içki ve sigaraya hücum ettiği için sıra çok yavaş ilerliyordu. Tekel bayiinin önü, giderek daha da kalabalıklaşıyordu. Nihayet, ayakta durmakta zorlanan sarhoşların da gelmesi ile nizam-intizam, fiziki mesafe filan da kalmamıştı.

Ve doğal olarak itiş-kakış ile tartışmalar başladı...

Bir süre sonra terk ettim orayı. Daha doğrusu terk etmek zorunda kaldım. Çünkü alkol devreye girdi. Gerginlik arttı, çirkin görüntüler ortaya çıktı. Salgınla mücadele için alınan bütün tedbirler yok olup gitti.

Hani hep söylenir, alkol için "Şişede durduğu gibi durmuyor" denir ya...

Aynen öyle oldu!

Bir yanda o gün yaşadığım ve daha önce de pek çok defa şahit olduğum alkolün ortaya çıkardığı sıkıntılı gerçekler var. Diğer tarafta da alkol denildiğinde "Aman ha müdahale etmeyin, insanların yaşam tarzına karışmayın" diyen bir zihniyet...

Eyvallah, kimsenin hayat tarzına müdahale edilmesin elbette. Bu ülkede dileyen istediği gibi mutlu bir şekilde yaşasın. Ancak, kimseyi rahatsız edip hayatını sıkıntıya sokmadığı müddetçe! Yani demem o ki, herkesin mutlu bir şekilde yaşama hakkı var. Alkol kullananın olduğu kadar, alkol almayanın da!

Ama öyle olmuyor işte...

Salgınla mücadele çerçevesinde bazı tedbirler alınıyor, halk sağlığını korumak için bazı kısıtlamalar getiriliyor. Zaman zaman alkol satışları da pek çok batılı ülkede olduğu gibi bu kısıtlamalar kapsamına girebiliyor. Sen misin bunu yapan? Yer yerinden oynuyor!

Hemen "Laiklik elden gidiyor" yaygaraları başlıyor. Laikliği, rakı ya da şarap tüketmek olarak gören bir anlayış ortalığı ayağa kaldırıyor.

Kendi payıma söylüyorum. İsteyen içsin, hatta istediği kadar içsin. Bana ne, kime ne!

Ama bu eylemini beni ve kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde yapsın. Ayrıca, eğer toplum sağlığı söz konusu ise alınan kararlara saygı göstersin. Aslında bütün mesele bu ve bu kadar da basit!

Ama öyle olmuyor maalesef...

Kendini her şeyi çarpıtıp saptırmakla görevli addeden bir grup, hemen saldırıya geçiyor. Alınan kararları ve atılan adımları kirletmek için ne gerekiyorsa yapılıyor.

Oysa kendilerine saygı gösterilmesini bekleyenler, başkalarına ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğrenebilseler, herhangi bir sıkıntı kalmayacak ortada.

Ayrıca, yıllardır "Gitti gidiyor, bitti bitiyor" türünden feryatlara rağmen, laiklik olduğu yerde duruyor. Kimsenin alıp bir yere götürdüğü yok!

<p>Milli Savunma Bakanlığı, teröristler için hazırlanan yeni görüntüleri sosyal medya hesaplarından

Sofi Nurettin vuruldu... ABD'ye hangi mesajlar verildi?

Siyah-beyaz mutluluk... Beşiktaş'ta kupa sevinci

İstanbul'da kısıtlama öncesi trafik yoğunluğu yaşandı

Rus donanmasına ait savaş gemisi İstanbul Boğazı'ndan geçti