• $31,3733
  • €33,9831
  • 2059.57
  • 9193.69
28 Nisan 2022 Perşembe

Hukuk dersi

Hukukçu değilim. Ama hayatımın büyük bölümü mahkemelerde geçti. Gazeteci olarak büyük davaları izledim; müşteki, tanık ve zaman zaman da sanık olarak hâkim karşısına çıktım. Ünlü avukatlar ve hukuk profesörlerine karşı kazandığım davalarım var benim.

Bu konuda mütevazı da olmayacağım. Son günlerde adının başında "hukukçu" sıfatı yazan bazılarının yaptığı değerlendirmeleri görünce, böyle bir karara vardım.

Son birkaç gündür Osman Kavala kararı üzerinden kopartılan fırtınayı hayretle izliyorum. Hukukun nasıl ayaklar altına alınıp sündürüldüğüne şahitlik ediyorum. O yüzden, benim de söyleyeceklerim var...

Öncelikle şunun altını çizmek lazım:

Ceza hukukunda ulaşılmak istenen hedef, toplumun huzur ve sükûnunu sağlamaktır. Kanun koyucu, devlet yapısı ile birlikte halkın da can ve mal güvenliğini, kişilerin şeref ve haysiyetini korumamaya çalışır. TBMM'den kanunlar bunun için çıkar. Lafzi hükümlerin dayandığı ana ruh budur.

Şimdi gelelim Gezi Olayları ile ilgili olarak verilen karar üzerinden kopartılan fırtınaya...

Dün, bazı basın organlarında, kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki bir hâkimin muhalefet şerhi üzerinden "Dosyada delil yok, karar hukuksuz" feryatları yükseldi.

Diğer hâkimler öyle demedi ama!

Ayrıca, muhalefet şerhi koyan hâkim de "delil yok" demiyor. Dosyadaki delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğini iddia ediyor. Daha anlaşılır yazmak gerekirse, sanıklar hakkında mahkemeden bir dinleme kararı alınmış. Ama bu karar, "Hükümete karşı işlenen suçlarla" ilgili değil, başka bir konuda verilmiş. "O dinleme kayıtları, bu dosyada kullanılamaz" deniliyor!

Niye? Kullanılamayacak da, işlenen bir suç göz ardı mı edilecek? Ya da "Tamam, yapmışlar ama sayılmaz" mı denilecek? Usul esasın önüne geçecek ve ortaya çıkan suçların üzeri mi örtülecek?

Üstelik, iddia edildiği gibi bu konuda "Yargıtay'ın yerleşik içtihatları" da yok. Suçu görüp, tespit edip, cezasız kalmasını savunmak, kanun koyucunun amacına ve Türk Ceza Kanunu'nun ruhuna aykırı!

***

Yanlış olan bir nokta daha var...

Olabilir, alınan bir karara muhalefet şerhi konulabilir. Hâkimlerden biri karara katılmayabilir. Buna karşılık, önemli olan kararı veren heyetin çoğunluğunun eğilimidir. Bütün mahkemelerde ve dünyadaki uygulama böyledir.

Bizde bu kural da ayaklar altına alınıyor. Çoğunluğun imzası yok sayılıp, tek bir hakimin verdiği karar dayanak yapılıyor. Bunun üzerinden, "Hukuk ayaklar altına alındı" fırtınası koparılıyor. "Delil yok" diye ortalık ayağa kaldırılıyor.

Oysa bir yaşadık o dönemi...

Caddelere, sokaklara kurulan barikatlar, yanan araçlar, milletin ve devletin malına yapılan saldırılar, hatta patlayan silahlar bir tiyatro muydu? O Gezi Olaylarında halkın oyları ile seçilmiş Hükümet yıkılmak istenmedi mi? Hayal ve illüzyon muydu bunların hepsi?

Hiç unutmuyorum, bizim bayrağımız yakıldı o olaylar sırasında. Yasadışı örgüt üyelerinin ortaya saldığı korku yüzünden sokağa çıkamadı insanlar.

Delilden bol ne var?..

Buna rağmen, hukuk adına hukuksuzluk savunuluyor. Milletçe yaşayıp tanık olduğumuz bir adaletsizlik, "adalet" kılıfı ile gizlenmeye çalışılıyor.

<p>Yalova'da erken saatlerde bastıran sis görüş mesafesini düşürdü. Sis nedeniyle araç sürücüleri gö

Yalova'da sis etkili oluyor

Eskişehir'de binanın garajı yandı! 30 kişi dumandan etkilendi

İkinci el otomobil alacaklar dikkat! Bu arabalar 150.000 TL ile 350.000 TL arası…

Pandalar 17 yıl sonra Çin'e gönderildi