• $9,4317
  • €10,9964
  • 540.153
  • 1455.42
16 Kasım 2014 Pazar

Hadi katili bulalım

Sinyaller gelmeye başlamıştı. Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey bir yetkilisi, 30 Ağustos Resepsiyonu’nda ön bilgileri vermişti:

-Adamlar yavaş yavaş bizim istediğimiz çizgiye doğru geliyorlar.
“Adamlar” sözcüğü ile Amerikalıları kastediyordu. Türkiye’nin “Esad gitmeden çözüm olmaz” tezinin, artık ABD tarafından da kabul edildiğini anlatmaya çalışıyordu.
Nitekim, bunun sinyalleri gelmeye başladı…
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avustralya’da yaptığı açıklamada, ABD’deki tavır değişikliğinin “doğru bir yaklaşım olduğunun” altını çizdi.
Peki şimdi ne olacak?
Başbakan Davutoğlu, dün G-20 Zirvesinde, ABD Başkanı Obama ile görüştü. Ancak, asıl ak koyun-kara koyun, yarın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı görüşmede ortaya çıkacak.
ABD’nin hangi noktaya geldiği netleşecek.
* * *
Biz, 2011 yılının Eylül ayından bu yana hep aynı sözü tekrarladık:
-Esad derhal gitmeli.
Dinlediler ama bir kulaklarından girip diğerinden çıktı. Obama da zaman zaman “Esad gitmeli” dedi ancak bu görüş ABD’nin resmi politikası haline gelmedi. Üstelik, bunun tam tersi yaklaşımlar sergilendi.
Esad’ın kimyasal silah saldırılarının ardından ABD ve Rusya devreye girdi. Bir dizi görüşme yapıldı. Ardından Esad’ın izni ile Suriye’ye giren BM yetkilileri kimyasal silahları topladı ve imha etti.
ABD, son hava saldırılarından önce yine BM aracılığında Suriye rejimi ile irtibat kurdu. Bombalanacak yerlerle ilgili Esad’a bilgi verdi.
Sonuçta bir anlamda Esad meşrulaştırıldı. Suriye Diktatörü’ne mevzi kazandırılmış oldu.
Türkiye her seferinde “yapmayın, etmeyin” dedi ama dinleyen kim! Sonunda iş öyle bir hale geldi ki, başlangıçta Esad’ın gitmesine “evet” deme noktasındaki Rusya’nın rejime verdiği destek kemikleşti.
Her şey daha da zorlaştı!
* * *
ABD’nin ne istediği belli…
IŞİD’e karşı mücadele için İncirlik başta olmak üzere, Türkiye’deki üsleri kullanmak istiyorlar. Yani, hava operasyonlarının Türkiye üzerinden devamını planlıyorlar.
Biz de şartlar ileri sürüyoruz:
1) Problem Esad’dır. Esad gitmeden sorun çözülmez. IŞİD gider, bir başkası gelir.
2) Bölgede bir tampon bölgeye ihtiyaç var. Bu bölge, uçuşa yasak bölge ile desteklenerek güvenli hale getirilmeli.
3) ÖSO’ya destek verilmeli; eğitilmeli, donatılmalı ve bir alan oluşturulmalı.
4) ÖSO, sadece IŞİD’e karşı değil, Esad’a karşı da savaşmalı.
İşte Erdoğan-Biden görüşmesinin çerçevesi bu olacak.
ABD politikasını netleştirir ve Türkiye’nin tezine “evet” derse, bu defa yeni bir mücadele alanı açılacak. Başta Rusya olmak üzere, İran ve Çin’i de ikna etmek gerekecek ya da ABD uçakları Şam’a yönelecek. ÖSO karadan, ABD havadan vuracak.
Ama Rusya’nın politikası net. “Bunu yaparsanız, karşınızda bizi bulursunuz” diyor.
İşte ABD’nin Türkiye’yi dinlemeyerek izlediği yanlış politika ile bölgeyi getirdiği durum maalesef bu!
* * *
Eğer ABD biraz daha oyalanacak olursa, yaşanacaklar belli. Halep düşme tehlikesi ile karşı karşıya. Şehrin yüzde 50’si ÖSO, yüzde 30’u El Nusra ve yüzde 20’si de Esad’ın elinde.
Esad, Halep’te saldırılara başladı. IŞİD’in de Rakka ve Kobani’deki bazı kuvvetlerini Halep’e yönlendirmesi söz konusu.
Ve bugün Halep’te 1,5 milyon insan yaşıyor. Demek ki yeni bir felaket daha kapıda.
Eğer erken davranılsaydı… Eğer Türkiye’nin uyarıları kulak arkası edilmeseydi…
Bölge bu hale gelmeyecekti. Esad ve IŞİD katliamlarının çoğu yaşanmayacaktı. Hatta belki de IŞİD diye bir problem bile olmayacaktı.
Bugünkü tablonun iki ana sorumlusu var. Biri ABD, diğeri Rusya.
Bana kalırsa IŞİD bile figürandı. Ancak, peş peşe yapılan hatalar, IŞİD’i baş aktörlerden biri konumuna yükseltti. Bugün IŞİD’e “katil” diyoruz; peki sorunu bu noktaya getirenlere ne isim vereceğiz?

<p> </p>

Arabeskin 'Babası' kim?

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu