• $7,3114
  • €8,7824
  • 403.91
  • 1533.67
21 Aralık 2014 Pazar

Hadi gel teslim ol

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

1998 yılıydı. AKŞAM Gazetesi yazarları ile kendisini İstanbul’da ziyaret etmiştik. Sıkıntılıydı, çok zor günler yaşıyordu. Bir şeyler anlatabilmek ve mesaj vermek için kıvranıp duruyordu.

“Ülkem” diyordu. Bu ülkeye sıkıntı vermesinin düşünülmesinin bile mümkün olmadığını tekrarlayıp duruyordu.
Yeminler etti…
“Dinim ve namusum üzerine söz veriyorum” dedi:
-Huzursuzluk yaratmak istemiyorum. Gerekirse ömrümün geri kalan kısmını bir mağarada geçirebilirim.
Öylesine inandırıcı konuşuyordu ki, “yazık” dedik, mazlum olduğunu düşündük; açıkçası üzüldük. Herkesin kaçtığı ve kimsenin yanına yaklaşamadığı bir dönemde, gazetede kendisine sayfalarca yer verdik.
Sonra…
Güçlendi, palazlandı, medyaya da kollarını uzattı. Parayı basıp çevresindekilere gazeteler, televizyonlar satın aldırdı. İlk icraatı ise, kötü gününde kendisine el uzatan bizleri kovdurup işsiz bırakmak oldu. Hem de “kul hakkını” ayaklar altına alarak.
Biz gittik, yerimize kurduğu paralel yapıya sorgusuz sualsiz biat eden insanlar geldi.
O gün “huzursuzluk istemeyen” o adam, ülkeyi mikser gibi karıştırdı. Nasıl bir hırs ve ihtiras içinde olduğunu hep birlikte yaşadık ve gördük.
Sözün kısası…
“Dini ve namusu üzerine verdiği sözlerin” tamamı uçup gitti!
* * *
Şimdi, kendi halime gülüyorum; ama gerçekten çok inandırıcıydı. Söylediklerinden hepimiz olağanüstü etkilenmiştik…
Olmazdı, öyle bir insana bunlar yapılamazdı!
Kendisini destekleyenlere o gün bizim aracılığımızla bakın ne diyordu:
-Sakın ola kavga etmeyin. Bu ülkede kavga olmamalı. Ben kavgasız bir Türkiye istiyorum.
Bu kadarla da kalmıyor, devam ediyordu:
-Eğer bir gün beni vururlarsa, sakın kargaşaya sebebiyet vermeyin. “Hocamız öldü” deyin, götürüp gömersiniz bir yere.
Zaman içinde çıtayı daha da yükseltti. Sözcükleri iyice süsleyip daha inandırıcı kılmak için çabaladı. Öyle ifadeler kullandı ki, o dönemde hakkında kötü bir düşünceye girecek kişi kendisinden utanırdı:
-Cesedimin sürüklenerek dolaştırıldığını görseniz bile kesinlikle sokaklara inmeyeceksiniz.
Oysa, artık sokaktalar. Emniyet’e ve adliyeye baskı için çevresini kuşattılar. Günlerdir bağırdılar, çağırdılar, feryatlar ettiler. Demek ki, o gün söylediklerinin tamamı bir aldatmaca, bir oyunmuş!
İtiraf etmeliyim ki, şimdi geçmişe dönüp baktığımda, hep aynı şeyleri düşünüyorum:
-Gerçekten çok safmışız!
* * *
1998’deki sohbetimizde dönüp dolaşıp aynı ifadeleri kullanıyordu. Hiç unutmuyorum, “komplocular” diyor, başka bir şey söylemiyordu.
Demek ki, bu “komplo” sözcüğü iç dünyasında iyice yerleşmiş! Bugün kendisi hakkında yakalama kararı verilme sebepleri arasında “masum insanlara komplo kurma” suçlaması da var.
Nereden nereye?
Bugün bir kanun kaçağı O. Hakkında yakalama kararı var. Oysa bir dönem sorgulanamaz bir put durumundaydı.
İlginç bir grafik izledi hayatı. İnsanlar önce acıdılar kendisine, üzüldüler söylediklerini dinleyince. Sonra, pek çok insanın korktuğu, ürktüğü bir kimliğe büründü. İmparator görüntüsü vermeye başladı. Ve nihayetinde, kendisi ile birlikte pek çok insanı da büyük sıkıntıya sokan bir “kanun kaçağı” haline geldi.
Artık o kadar iyi tanıdık ki O’nu…
“Hadi gel teslim ol” demek son derece anlamsız! Biliyoruz ki, sonuna kadar direnecek. Hem de kendisine halen inanan insanları kullanıp sırtlarına basarak direnecek. O bitti bitmesine de, daha pek çok insanın hayatını bitirecek!

<p>Türkiye, adı sonradan 'post-modern darbe' olarak konulan müdahaleyle 24 yıl önce tanıştı. Peki, b

28 Şubat bitti mi? 28 Şubat'ın dinamikleri neler?

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler