• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Güle güle…

Şaşıracaksınız biliyorum. Ahmet Kekeç’le özel bir hukukum ve yakınlığım yoktu benim. Sakın “defalarca bir araya geldiğinizi biliyoruz” demeyin. Onların hepsi gazetenin resmi toplantılarıydı.

Görüşmez, konuşmaz, üzerinde değerlendirme yapmaz, ama olaylar karşısında benzer tepkileri verirdik biz! 28 Şubat sürecinde de böyle oldu. Kanser ve korona mücadelesi verdiği son dönemde de.

Birileri “yandaş” diyorlar, böyle tutum sergileyenlere. Kekeç ve benim gibilere. Evet, “yandaştık” biz. 28 Şubat’ta demokrasiden yana tavır aldık, son dönemde ise o demokratik mücadeleyi millîlik tacı ile süsleyenlerle birlikte olduk.

Bir tür refleks bu…

Yandaş refleksi!

***

Son dönemde, Ülke TV’de Turgay Güler’in hazırlayıp sunduğu En Sıradışı Programında birlikte oluyorduk Ahmet Kekeç’le. Gelişmeler karşısında aynı tavırları takınıyor, aynı tepkileri veriyorduk.

Yerli, bu ülkeye ait olmak, milli davranmak böyle bir şeydi çünkü! Anlamayanlar, algılamayanlar ise buna “yandaşlık” diyordu!

O yüzden vefatını bile “yandaşlık” çerçevesinde değerlendirmeye ve topluma sunmaya çalışanlar çıktı. Onlara gereken cevabı da cenaze törenine katılan binler verdi.

***

Ahmet Kekeç, iki defa kanseri yendi. Ama korona illetine yakalanıp vefat etti.

Bu süreçte ben de çok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kaldım. Aort damarım yırtıldı, ben de ölümden döndüm.

Bir aya yakın Ankara Şehir Hastanesi’nde yattım. Türk Sağlık Sisteminde yaşanan büyük değişim ve dönüşüm ile pandemi döneminde ortaya konulan mücadeleyi bizzat yaşayarak gördüm.

Hakkı teslim edecek bir-iki cümle yazsam bana da “yandaş” diyeceklerini çok iyi biliyorum. Ne derlerse desinler. Kaçınacak değilim elbette doğruları ortaya koymaktan. Her fırsatta yazacağım.

Güle güle güzel adam…

Mekânın Cennet olsun.

Hak, hukuk ve adalet yolunda verdiğin mücadelede üzerine atılan “yandaşlık” sıfatını nefes aldıkça taşımaya hazırım…