• $8,2912
  • €10,1227
  • 489.294
  • 1444.87
13 Nisan 2021 Salı

Gerçekler, gerçekler…

Ne demişti Kemal Kılıçdaroğlu birkaç gün önce? HDP ile yaptıkları ittifakı reddedip, "HDP ayrı bir parti; biz ayrı bir partiyiz" demişti.

Elbette öyle. HDP ayrı bir siyasi parti. CHP ise farklı bir yapılanma. Ancak, son dönemde iç içe geçmiş haldeler. Duruma, şartlara ve ihtiyaca göre birbirlerine destek veriyorlar. Kılıçdaroğlu ne derse desin, genelde de, yerelde de çok sıkı bir işbirliği ve ittifak var. Geneli zaten herkes biliyor. Biz bir de yerelden örnek verelim...

Mersin'de Akdeniz Belediyesi var. Nüfusu 250 binin üzerinde. Yıllarca HDP tarafından yönetildi. Son yerel seçimde de Ak Partili Mustafa Gültak Belediye Başkanı seçildi. Gültak, ilk günden bu yana HDP-CHP ittifakının saldırısı altında. Bu ittifak, öylesine birbiri ile kaynaşmış ki, CHP ortağı HDP'nin tecrübesine teslim olmuş. Hatta, HDP, CHP'nin pusulası haline gelmiş. CHP, kendi payına düşen Başkan Vekilliğini bile götürüp HDP'ye hediye etmiş. Seçimden bu yana Belediye Meclisi toplantılarında muhalefetin atacağı adımları HDP belirliyor.

CHP'liler "ittifak yok" diyorlar, ama Akdeniz Belediyesi'nde ittifaktan öte bir teslimiyet var. Anadolu'da pek yerde de durum bu.

Peki ne yapıyorlar birlikte?..

Ak Parti'yi çalıştırmamaya, tökezletmeye uğraşıyorlar. İçine düştükleri Ak Parti düşmanlığı, halk karşıtlığına kadar ulaşmış durumda:

Akdeniz Belediyesi'nin 9 Nisan'daki Belediye Meclis Toplantısı'nda, CHP ve HDP'liler bir araya geldiler. Yanlarına bir de EMEP'li üyeli aldılar. Kentsel dönüşümü engellemeye çalışıp, aleyhte oy kulandılar.

Bu ne anlama geliyor, biliyorsunuz...

Deprem başta olmak üzere, muhtemel bir afet durumunda halkı kaderi ile baş başa bırakmak anlamına geliyor. Ancak, Akdeniz Belediyesi'nde başka bir anlamı daha var: İlçede, Çay Mahallesi gibi HDP'nin oy deposu olan çarpık yapılaşma bölgeleri bulunuyor. Kentsel dönüşüm sağlanırsa, Doğu ve Güneydoğu'dan göçüp gelen Kürt kökenli insanlarımızın bulunduğu bu bölgeler, insanca yaşama şartlarına kavuşacak. Bu durumda da HDP tarafından istismar edilmeleri imkânı ortadan kalkacak. Bu istismarın devam etmesi için hizmetin engellenmesi şart. İşte CHP, HDP le birlikte bunu yapıyor.

Sonra da Kılıçdaroğlu milletin karşısına geçip, "İttifak mı, ne ittifakı. Bizler ayrı partileriz" görüntüsü vermeye uğraşıyor.

Siyasette çok ciddi bir kirlenme var, maalesef. Gerçekler, algılara esir edilmeye çalışılıyor. İllüzyonlarla sonuç alınmak isteniyor...

"Nereye gitti bu 128 milyar dolar" kampanyasına bakın, ne demek istediğimi anlarsınız. Son derece planlı bir şekilde, 128 milyar dolarlık bir kaynağın yok edildiği algısı oluşturulmaya çalışılıyor.

Oysa, ne olduğunu görmek için Merkez Bankası'nın bilançosuna bakmak yeterli. O yüzden "Nereye gitti 128 milyar?" demek için ya cahil, ya kötü niyetli, ya da Kemal Kılıçdaroğlu olmak lazım.

Demem o ki:

Siyaset, alabildiğine kirletiliyor. Gerçekler vicdansızca alt-üst ediliyor. İllüzyonlar ve algı operasyonları ile milletin kafası bulandırılmaya çalışılıyor. Bunun da adına "ilmi siyaset" adı veriliyor.

Batsın böyle siyaset!

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı