• $9,6099
  • €11,1668
  • 556.561
  • 1492.93
23 Ekim 2013 Çarşamba

Fidan değil nifak

Gezi Parkı meselesi bitti, şimdi de ODTÜ eylemleri başladı. Ankara’da planlanıyor, Türkiye çapına yayılmaya çalışılıyor… 
Bir nevi İkinci Gezi Provası! 
Çevrecilik”, “ağaç”, “orman” gibi değerler, işin sadece ambalaj tarafı. Altını çizerek iddia ediyorum: Ne çevrenin ne de ağacın umurlarında olduğu, yaptıkları eylemlerden belli. Hayatlarında belki de ilk defa eline fidan alan birtakım insanlar, ODTÜ’de “5000 fidan” kampanyası başlattılar. 
Nereye dikiyorlar o fidanları? 
ODTÜ’de açılan yolun tam ortasına! 
Hem de söküleceklerini bile bile ve inadına. Daha baştan o fidanları bir şov uğruna feda ediyorlar. 
Bu mu çevrecilik? 
Tabii ki değil. Bunun adı olsa olsa “fidan katliamı” olur! 
***
Biliyorum ki, bu noktada “Diken mi suçlu, yoksa söken mi?” gibi kelime oyunlarıyla tepki gösterenler olacak. 
Ama mesele o kadar basit değil! 
1) Dünyanın her yerinde ağaçlık alandan yol geçirilir. Dünyanın her tarafında da buna benzer uygulamalar yapılır. 
2) Ankara’nın o yola ihtiyacı var. 
3) Ayrıca, ortada daha önce Çevre Bakanlığı’nın ODTÜ’ye sunduğu ve kabul edilmiş bir proje bulunuyor. 
4) Üstüne üstlük, zaten orada bir yol da açılmış. 
Bütün bunları alt alta sıraladığınızda, o yola yok olacağına bile bile, inatla fidan dikmenin “çevrecilikle” izah edilecek bir yanı var mı? 
***
Demek ki, bunların “çevrecilikleri” kendinden menkul! Halk adına hareket ettikleri iddialarının da hiçbir inandırıcılığı yok. Sağdan sayıyorsunuz, birkaç yüz kişi, soldan sayıyorsunuz, durum aynı. 
Yol için kurulan şantiyeyi basmaya çalışıyorlar. 
Belediyenin araçlarına saldırıyorlar. 
Zaman zaman da attıkları molotofkokteylleriyle korumaya çalıştıkları ağaçların yanmasına yol açıyorlar. 
Ortaya çıkan fotoğrafın içinde ne “çevre” ne de “halk” var. Geriye bir tek ODTÜ’nün arazisini korumaya çalışmak kalıyor. 
İyi güzel de ODTÜ o araziyi cebinden para verip almadı. Rektörlere de babalarından miras kalmadı. O arazi, kamunun, sizin, benim, herkesin malı. Doğaldır ki kamunun yararına kullanılacak. Medeniyet neyi gerektiriyorsa o yapılacak. 
***
Durup dururken ve boşuna demedim “İkinci Gezi Provası” diye… 
Olayın destekçileri aynı. Figüranları Gezi’dekilerden farklı değil. Arkalarında da hep bildik basın-yayın organları var. 
Birtakım gazeteler, adeta sırf bu iş için yayın yapıyor gibiler. ODTÜ olaylarıyla yatıp ODTÜ olaylarıyla kalkıyorlar. Hepsi, “Sirke baldan tatlıdır, eylemciler de her zaman ve her şart altında haklıdır” tavrı içindeler. Eylem olsun da gerekçesi ne olursa olsun. Hepsi için birinci sayfalık haber! 
Çevreydi” ve “ağaçtı” hikâye! 
Aslında, ODTÜ arazisinde eylemler yapıp fidan dikmiyorlar. Sürekli yaptıkları eylemlerle çevreye nifak tohumları saçıyorlar. 
Halk da gördü ve anladı artık… 
Bakın artık insanımız onlara itibar etmiyor. Sürekli olarak kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar. 
Sorarım size: 
Bu çağda ve herkesin hayat standardını yükseltmeye çalışıp çabaladığı bir ortamda “Biz yol istemezük” diye bağıranların peşinden kim gider? Kimse aklını peynir ekmekle yemedi. Deli mi bu millet? 

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri