• $9,5988
  • €11,1706
  • 556.645
  • 1492.93
6 Kasım 2014 Perşembe

Fethullah Gülen’i bekleyen tehlike

Biliyor musunuz, Fethullah Gülen’in avukatları hiç boş durmuyor. Nerede kendilerini rahatsız eden bir yazı, nerede bir haber var, “Muhterem Hocaları” adına suç duyurusunda bulunuyorlar.

Bu konuda adliyelere verilen dilekçe o kadar çok ki…
Üstelik, bu suç duyurusunda bulunulan bazı metinlerin içinde “Fethullah Gülen” adı bile geçmiyor. “Paralel” kelimesini görüyorlar, adliyeye koşuyorlar. “Cemaat” ifadesi ile karşılaşıp, kaleme kâğıda sarılıyorlar:
-Suçtur, müvekkilime hakaret edilmiştir…
Durum bu olunca, yapılan şikâyetler hakkında Cumhuriyet Savcıları tarafından peş peşe “takipsizlik kararları” veriliyor.
Yine de avukatların faaliyetleri devam ediyor…
Son olarak ise, daha düne kadar Cemaat’in etkili isimleri arasında olan Hüseyin Gülerce “dava kıskacı” altında.
* * *
Türkiye bir Hukuk Devleti. Tabi ki herkesin yargıya giderek, hakkını ve hukukunu aramasının önü açık.
Açık, ama bunun da bir ölçüsü var. Dava açma hakkının bir baskı aracı olarak kullanılmaması gerekiyor. Türk Ceza Kanunu’nda buna ilişkin düzenlemeler de yer alıyor. Mesela, TCK’nın 267. Maddesi “İftira Suçunu” düzenliyor.
Ceza Kanunumuzun 267. Maddesi’nin birinci fıkrası aynen şöyle:
“Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Evet, düzenleme aynen böyle!
Üstelik, ceza “iftira” suçundan veriliyor. Bu madde uyarınca ceza alan kişi de mahkeme yoluyla “müfteri” ilan edilmiş oluyor.
Sırf hasmı hakkında Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vererek, haksız suç duyurusunda bulunduğu için “iftira” suçundan cezaya çarptırılan örnekler var.
Çünkü, 267. Madde’nin 3. Fıkrası’ndaki ifade net:
“Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
Demek ki, “iftira” suçunun oluşması için ortada haksız bir isnat olacak ve bununla ilgili “takipsizlik kararı” verilecek.
İşte bu yüzden yazının başlığını “Fethullah Gülen’i bekleyen tehlike” koydum. Sonuç ne olur bilemem, ama hakkında takipsizlik kararı verilenler, şimdi karşı suç duyurusunda bulunabilir.
* * *
Üstelik, bizim mevzuatımızda bir savcının dava açması için şüphelinin ifadesini almasına da gerek yok. İlle de şüpheliye ulaşılması şart değil. Savcı delillere bakar, yeterli şüphe varsa davasını açar.
Mahkeme safhasına gelince…
Elbette bir kişiye ceza verilebilmesi için savunma şart. Ancak, o kişinin yurt dışında olması, savunmasının alınamayacağı anlamına da gelmez. Adli Yardımlaşma çerçevesinde Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı vasıtası ile ilgili ülkeye yazı yazılır. Şüphelinin ifadesinin alınması istenir.
Mahkeme ifade gelirse değerlendirir.
İfade gelmezse doğal olarak bekler. Ancak bu defa ifadesi alınamayan kişiye bulunduğu ülke tarafından “koruma zırhı” sağlandığı değerlendirmeleri yapılır ki!.. Bu durum, suçlanan kişi için daha büyük bir sıkıntı!
Demem o ki…
Fethullah Gülen’in avukatlarının birilerini suçlarken kılı kırk yarmaları lazım. Aksi halde neler olabileceği ortada. İşin sonunda TCK’nın 267. Maddesi uyarınca “iftira” suçlaması ile mahkeme karşısına çıkmak da var.
Çünkü, bizim mevzuatımız çok açık ve bunun örnekleri de ortada duruyor.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri