• $8,4799
  • €10,0597
  • 493.899
  • 1413.8
17 Ağustos 2013 Cumartesi

Erdoğan’ı besleyen ataklar

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

İddiayı ortaya atıp papatya falına döndürdüler. Müşterek bahis oynarcasına 3 yıldan 3 aya kadar çeşitli sürelerde ömür biçtiler. “Bu da nereden çıktı?” diyenlere “kesin” cevabını verdiler: 
-Kaynak sağlam! 
Doktorluğa soyunup hastalık teşhisleri yaptılar. Türlü türlü dertler icat ettiler. Dinlenmeye çekilse “işte” dediler: 
-Ağır hasta! 
Biraz gözlerden ırak kalsa, hastaneye yattığını iddia ettiler. “Kemoterapi görüyor” dediler. “Olur mu öyle şey, enerjisi de saçları da yerinde” cevabını verenleri hemen susturmaya çalıştılar: 
-Olur, olur. Yeni bir tıbbi teknik bulunmuş, enerji kaybı olmuyor, hem de saçlar dökülmüyor… 
Bayram sonrası ise, çok farklı bir teşhis ile ortaya çıktılar: 
-Erdoğan gizli gizli hastaneye yattı. Ağır ishal! 
“İshal” dedikleri Başbakan, Bodrum civarında küçük bir teknede kıyı denetimi yaparken ortaya çıkınca da hemen farklı bir frekansa geçtiler. O küçük tekneyi “yat” yaptılar. Futbol oynadığı yıllar hariç, hayatında şort giymemiş Erdoğan’a şort giydirdiler. Başlığı da yapıştırdılar: 
“Millet cefada, Başbakan sefada!” 
***
Bir de bunun yanında Erdoğan’ın “beyaz” dediğini “siyah” gösterme çabası var. Bazı çevreler, son günlerde Başbakan’ın açıklamalarına bakıyor, konumlarını ona göre belirliyorlar. 
Muhalefet olsun da nasıl olursa olsun… 
Durum bu olunca, Mısır’da dökülen kana bahane bulmaya çalışıp, darbecilere destek verenler bile çıkıyor. Çünkü Erdoğan’la aynı safta olmak istemiyorlar. 
Gazetelerde yazılar yazıyorlar, televizyonlara çıkıp yorumlar yapıyorlar. Mursi’nin iyi bir yönetim sergileyemediğini, bunun sonucunda darbenin kaçınılmaz bir hale geldiğini anlatmaya çalışıyorlar. 
Oysa, Türkiye’de 27 Mayıs Darbesi de bu gerekçelerle yapıldı. 12 Eylül darbecilerinin bahaneleri de farklı değildi. Mısır’da bugün General Sisi ne diyorsa, dün bizim darbeciler de onu söylüyordu! Üstelik bugün Mısır’da darbenin kaçınılmaz hale geldiğini anlatmaya çalışan bizimkiler de daha düne kadar 27 Mayıs ve 12 Eylül’ü yerden yere vuruyordu! 
Olsun ne fark eder… 
Maksat, her şart altında Erdoğan’ı hedefe koymak! Durum bu olunca, “çevir kazı yanmasın” yapıyorlar; kendilerini rezil edip sıkıntıya sokmayı bile göze alıyorlar. 
***
Kimse Erdoğan’ı sevmek zorunda değil… 
Herkesin, Başbakan ya da bir başkasını alabildiğine eleştirme hakkı var. 
Hatta Erdoğan’ı sevmeyenler, O’nun iktidardan gitmesi için demokratik yollardan her türlü mücadeleyi yapabilirler. Buna hiçbir itirazım yok. 
Ancaaakkk… 
Bugün, Türkiye’nin önünde duran tablo çok farklı. Belli çevrelerde “Erdoğan’dan kurtulalım da nasıl olursa olsun” zihniyeti hâkim! 
Dedikodunun ve gerçekleri saptırmanın her türünden örnekler sergileniyor. Bütün etik değerler ayaklar altına alınıyor. Artık “yalan” bile “doğal bir silah” olarak kullanılabiliyor. Mücadelede sınır tanınmıyor. 
Başbakan kıyıları denetliyor. İşgalcilerle mücadele edeceğini açıklıyor. Hemen ardından twitler yağmaya başlıyor: 
“Ne işi var Başbakan’ın oralarda, müteahhit mi? Yoksa birilerine peşkeş çekilecek yer mi arıyor?” 
İşte durum bu! 
Farkında değiller ama bu ataklar aslında Erdoğan’ı besliyor. Çünkü vatandaş kör, sağır ve aptal değil. Ne olup bittiğini gayet iyi görüyor. 

<p class='MsoNormal'>Türkiye'nin birçok bölgesinde devam eden orman yangınlarına  müdahaleler devam

Müge Anlı'dan evleri yanan köy halkına ziyaret

Tarihi değiştiren araştırma: Machu Picchu'nun bilinenden daha eski olduğu ortaya çıktı

Kemerköy Termik Santrali'ne yaklasan yangin havadan görüntülendi

Evsel atıklar burada elektrik enerjisine dönüşüyor