• $13,6504
  • €15,2311
  • 788.614
  • 1997.69
7 Aralık 2016 Çarşamba

Ruslarla dans

Nereden nereye…

Daha düne kadar uçak krizi yüzünden kanlı-bıçaklı olduğumuz Rusya ile bugün geleceği şekillendirmeye çalışıyoruz. Sözde “stratejik ortağımız” Amerika ile de itişip kakışıyoruz.

Moskova ile sürdürdüğümüz telefon görüşmeleri ve karşılıklı ziyaretler, pek çok konuda önemli mesafeler almamıza yol açmış durumda. Biliyorsunuz, kısa bir süre önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Antalya’daydı. Suriye konusu enine boyuna masaya yatırıldı. Bazı konular olgunlaştırıldı.

Lavrov’a öncelikle Halep konusunda adım atmayı önerdik. “Bir insani yardım koridoru açalım” dedik:

-Ateşkes sağlayıp, sivilleri tahliye edelim.

Rus tarafından sıcak bir yaklaşım geldi. Konu enine boyuna görüşüldü, bazı noktalarda belli bir aşama da kaybedildi. Şimdi ise, Başbakan Binali Yıldırım ile birlikte Rusya’dayız. Konuyu olgunlaştırmaya çalışacağız. Anlaşma sağlanırsa, Rusya’nın Suriye’deki operasyonları duracak. Esad’ın rejim güçleri dizginlenecek. Öncelikle insani problemler çözülecek.

Tabii, Türkiye’nin hedefi bununla sınırlı değil. Asıl amaç, Suriye genelinde bir ateşkese ulaşabilmek. Eğer Rusya ile anlaşılabilirse, bu sağlanabilir. Çünkü, Rusya Esad’ı kontrol ediyor, biz de muhalifleri. Önümüzdeki dönemde, geçtiğimiz Cenevre görüşmeleri benzeri bir süreç tesis edilebilirse, buna şaşırmamak gerek. Gelişmelere bakılırsa, tarafların karşılıklı masaya oturacağı 4. Cenevre Süreci hayal değil.

***

Aslında Suriye konusu bizi olduğu kadar Rusya’yı da rahatsız ediyor. Ruslar, en basitinden oraya çuvalla para harcıyor. Üstelik, bunu da başında ciddi ekonomik problemlerin bulunduğu bir dönemde yapıyor.

Avrupa’dan Rusya’ya yönelik olarak uygulanan ekonomik ambargo devam ediyor. Ayrıca, petrol ve doğalgaz ihraç eden ülkeler, fiyatları yükseltmek için üretimi kısma kararı aldılar. Bu durum, Rusya’nın eline geçen paranın daha da azalması anlamına geliyor. Doların yükselmesi, bizim gibi Rusya’yı da vuruyor.

Ruslar, doğal olarak, böyle bir ortamda Suriye’ye daha fazla para akıtmak istemiyorlar. Eğer başarılabilirse… Rusya ile Türkiye bir araya gelip, Suriye konusuna bir çözüm bulabilirse… Bunun çok derin anlamları olacak. Böyle bir gelişme, ABD’nin devreden çıkması demek. “Süper gücün” karizması çizilecek, bölgeden silinip gidecek.

***

Türkiye-Rusya yakınlaşması, bir başka alanda da önemli sonuçlar verebilir. Rusya, Kıbrıs konusunda da devreye girerse buna kimse şaşırmasın.

Çünkü, bunu biz istedik. Antalya’da Lavrov’a, “2016 yılı bitmeden Kıbrıs’la ilgili bir plan oluşturulması konusunda bize destek olun” dedik. Lavrov da Türkiye’nin bu talebine olumlu yaklaştı.

Şimdi, “Rusya, Kıbrıs konusunda ne yapabilir” demeyin. Rus Oligarklar, bütün paralarını Kıbrıs Rum tarafına gönderiyorlar. O yüzden de Rusya’nın Rumlar üzerinde Avrupa’dan bile daha etkili olduğu söylenebilir. Rusların dâhil olması, Kıbrıs’taki süreci farklı noktalara taşıyabilir.

Kıbrıs konusu çok önemli! Düşünün, Rusya ile Türkiye birlikte harekete geçip, Suriye’de ateşkesi sağladı. Ardından da Kıbrıs görüşmeleri iki ülkenin çabalarıyla belli bir noktaya getirildi. Bütün bunlardan sonra “ABD’nin süper güç” olduğu söylenebilir mi?

***

Başbakan Yıldırım’ın çantası dolu, konu çok…

Türk Akımı Projesi ve Akkuyu Nükleer Santral süreçleri hızlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ağustos’ta Petersburg’a yaptığı gezi sırasında masaya yatırılan Türkiye’nin hava savunma sistemleri ve savunma sanayi işbirliğiyle ilgili görüşmeler devam ediyor. Başbakan’ın bu ziyaretinin ardından, savunma sanayii Türk-Rus işbirliğinin önemli bir parçası olacak. Bazı Avrupa ülkelerinin “OHAL, demokrasi ve yolsuzluk” gibi bahanelerin ardına saklanarak, Türkiye’ye uyguladıkları silah ambargosu, doğal olarak bizi Rusya’ya daha da yaklaştıracak. Biliyorsunuz, Rus basınında uzun süredir dillendirilen bir proje var. “Trump, Putin ve Erdoğan bir araya gelecekler ve yeni bir dünya oluşturulacak” diyorlar. Bu yönde ciddi yorumlar yapılıyor. Son dönemde Trump’ın yaptığı çıkışlara bakılırsa, böyle bir projenin hayata geçirilmesi çok da ütopik değil.

İşte bütün bunlara bakınca, Başbakan Yıldırım’ın Rusya’ya yaptığı ziyaretin önemi daha da anlaşılıyor. Rusya ile zaten yürüyen bir süreç vardı.

Başbakan’ın gezisinin ardından bu süreç daha da hızlanacak. Tam bu noktada ABD Başkanı Johnson tarafından 1964’te Türkiye’ye gönderilen mektubun ardından İsmet İnönü’nün söylediği iddia edilen “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır” sözleri daha fazla anlam kazanıyor!

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var