• $9,5244
  • €11,096
  • 546.383
  • 1455.42
2 Ekim 2013 Çarşamba

Diktatörler kendini gösterdi

Türkiye’nin müzmin problemlerinden biriydi. Yıllarca “demokrasinin önündeki en büyük” engel olarak dillendirildi. “Siyasi partiler üzerindeki lider sultası kalkmazsa, ülkeye demokrasi gelemez” denildi. 
Geçmişte, Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirmek için adımlar atıldı. Listelere giremeyen milletvekilleri birliktelikler oluşturdu. Ancak, bu teşebbüsler “küskünler hareketi” olarak adlandırılıp başlangıçta boğuldu. 
Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları olduğu gibi kaldı. Tabii, değiştirilmesi gerektiği tartışmaları da devam edip gitti… 
Başbakan Erdoğan, önceki gün “Demokratikleşme Paketi”ni açıklarken, Seçim Kanunu ile ilgili üç alternatifli bir teklif getirdi: 
1) Mevcut sistem aynen kalsın ve yüzde 10 seçim barajı devam etsin.
2) Seçim barajını yüzde 5’e düşürelim ve 5’li gruplaşmayla daraltılmış bölgeye geçelim.
3) Barajsız dar bölge sistemini getirelim. 

Sen misin bunu söyleyen? 
Daha düne kadar yüzde 10 barajının düşürülmesi için ortalığı ayağa kaldıranlar, saldırıya geçti. Hep birlikte “hayır, olmaz, istemezük” diye bağırmaya başladı. 
***
Peki, nedir dar bölge? 
Esas olarak siyasi partiler üzerindeki “lider sultasının” kalkmasıdır. 
1) Dar bölge Türk demokrasisini rahatlatır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vesayetsiz ve daha özgür bir şekilde çalışmasını sağlar. 
2) Her bölgeden 1 milletvekili seçileceği için liderin belirlediği değil, halkın istediği isimler aday listelerinde öne çıkar. 
3) Bu sistemde vatandaş kime oy vereceğini bilir. Tanıdığı bildiği, bölgesine hizmet getireceğine inandığı isimleri destekler. Halen yürürlükteki sistemde olduğu gibi tanımadığı insanlara oy vermek zorunda kalmaz. 
4) Dar bölgede parti değil, aday ismi öne çıkar. 
5) Dar bölge sistemine geçilirse, tek seçmeni parti genel başkanı olan milletvekilleri, yerini bizzat halkın desteklediği isimlere bırakır. 
6) Meclis’e giden milletvekilleri de sadece parmak kaldıran, önüne gelen düzenlemelere “evet” ya da “hayır” diyen birer makine olmaktan kurtulur. 
7) TBMM’nin kalitesi yükselir. 
Daha da açık ortaya koyarsak… 
Bir daha hiçbir lider sadece kendisine biat edilecek kişileri ya da geçmişte örneğini gördüğümüz gibi tek özelliği liderle aynı yatağı paylaşmak olan isimleri pervasızca aday listesine koyamaz. Olmaz, sistem kabul etmez, kusar atar. Hem yüzde 10 ayıbı ortadan kalkar, hem de Türkiye’ye gerçek demokrasi gelir. 
***
Ama istemiyorlar. Çok garip, sürekli olarak “diktatör” diye suçladıkları Erdoğan, “dar bölgeye geçebiliriz” diyor. Demokrasiyi hiç ağızlarından düşürmeyenler ise, alabildiğine tepki gösteriyor. 
Çünkü, bu sistemle var oldular!.. 
Bu sistem sayesinde o koltuklarda oturuyorlar. Bu sistemle gruplar oluşturuyor, yine bu sistemle o gruplar üzerinde hâkimiyet kuruyorlar. 
Dar bölge seçim sisteminin getireceği riski şimdiden görüyorlar. Kurdukları ve üzerine titredikleri yapı çatırdayacak. Diktatörlükler yıkılacak. Sürekli olarak tüzük değişiklikleri yapıp sağlama aldıkları koltuklar altlarından kayacak. 
Büyük sıkıntı içindeler! 
***
Açıklanan “Demokratikleşme Paketi”ni beğenmese de, yapılan ve yapılacak düzenlemeleri yerden yere vursa da, muhalefetin bir yaptırım gücü yok. İktidarın sayısal üstünlüğü var ve bu düzenlemeler hayata geçecek. 
Seçim sistemi ise öyle değil. Başbakan üç aşamalı bir plan sundu ve çözümü muhalefete bıraktı. “Diktatörlükten” şikâyet ettiğini söyleyen muhalefet ise, “Lider sultasını” devam ettirebilmek için hemen defansa geçti. Bence garip ve düşündürücü! Sizce de öyle değil mi?

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu