• $8,4348
  • €10,2503
  • 498.526
  • 1441.33
08 Mayıs 2016 Pazar

Davutoğlu aşkı!

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Başbakanlık koltuğuna oturduğu günden itibaren hakkında söylemedik kötü söz, yapmadık eleştiri bırakmadılar…

Muhalefetten bahsediyorum. Başbakan Ahmet Davutoğlu için sürekli olarak “Kukla” dediler. Çirkin maketler ve karikatürlerle üzerine yüklendiler. Meydanlarda olmadık sloganlar attılar. Basiretsizlik ve becerisizlikle suçladılar. İzlediği iç ve dış politikayı yerden yere vurdular.
İstifa çağrıları yaptılar.
Kimi zaman da taktik değiştirdiler. Hatta Kemal Sunal-Şener Şen filmlerini bile devreye soktular. Davutoğlu’na “Sahte Kabadayı” ve “Maho Ağa” filmlerini izlemesini tavsiye ettiler. “Haydi gün bu gündür” diye arkasından itmeye, tahrik etmeye çalıştılar:
-Rüştünü ispat et!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ters düşürmek, kriz çıkarmak için ellerinden geleni arkalarına koymadılar.
Muhalefet hep krize oynadı!..
Davutoğlu’nun Başbakanlığında kurulacak koalisyondan kaçtılar. Yan yana gelmek, aynı fotoğraf karesi içinde görünmek istemediler. Anayasal zorunluluğu bile bir tarafa ittiler. Davutoğlu Başbakanlığında kurulan hükümete bakan vermediler. Giden Tuğrul Türkeş’i de “ihanetle” suçladılar.
Hiç sevmediler Davutoğlu’nu, hiçbir zaman haz etmediler.
Sonra ne olduysa oldu, garip ve anlaşılmaz bir aşkın içine düştüler. Davutoğlu’na sempatileri kabardı.
“Ben gidiyorum” dediğinde “olamaz” nidaları yükseldi. “Diren Davutoğlu” sloganları atmaya başladılar.
Tabi ki öyle görünse de “Davutoğlu aşkı” değil bu. Muhalefetin içine düştüğü, bir türlü kurtulamadığı kriz sevdası!
Olmadı ama, yine karşılıksız kaldı!
* * *
Davutoğlu, aslında onların yapamadıklarını yaptı. “Hoca”, Başbakanlığının son günlerinde muhalefete büyük bir ders verdi…
Yaklaşan tehlikeyi gördü. “Birlik ve beraberliği sıkıntıya sokmam” dedi. “Ben” yerine “biz”i tercih etti. Başbakanlık gibi bir makama veda edebildi. Hem de son derece büyük bir nezaket içinde, kırmadan ve dökmeden!
Oysa, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli gibi davranabilirdi. “Koltuk” diyebilirdi. “Biz” yerine “ben” diye diretebilirdi. Ekonomiyi sallayabilir, Borsa’yı çökertebilir, bu millete ciddi bedeller ödetebilirdi.
Davutoğlu’na “diren” diye çağrılar yapan muhalefetin de amacı buydu aslında. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Başbakan’dan kendi klasik davranışlarını sergilemesini istiyordu.
Koltuğa yapışmalıydı…
Yola birlikte çıktığı arkadaşlarını son derece ağır ifadelerle suçlamalıydı…
Ortalığı yangın yerine çevirmeliydi…
Amiyane tabiriyle “Ya benimsin ya da toprağın” psikolojisi içine girip, “Batsın bu dünya” tavrını sergilemeliydi…
Ama olmadı, O farklı davrandı. Olmayınca da muhalefetin Davutoğlu aşkı kısa sürdü. Düşmanlık ve nefrete dönüştü.
* * *
Muhalefet olmasa da, yaşananlardan millet gereken dersi aldı.
Bir yanda Davutoğlu’nun gösterdiği sorumlu tavır, nezaket ve zarafet var. Diğer tarafta da Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin yıllardır sergilediği davranışlar. Birbirine taban tabana zıt, 180 derece farklı.
Biri çözüm üretiyor, diğeri problem!
İşte Türkiye’deki muhalefet de yıllardır gösterdiği bu tavrın bedelini ödüyor. Bu yüzden sandıkta bir türlü belini doğrultamıyor. Kamuoyu araştırmalarına bakınca, gerilediği de görülüyor.
Dünya da, Türkiye de değişti artık…
Problem değil, çözüm arıyor insanlar. Geniş kitleler, sistemin tıkanmasını değil, önünün açılmasını istiyor. Anayasa değişikliği talepleri ve beraberinde Başkanlık Sistemine verilen destek, bu yüzden her kamuoyu araştırmasında daha da yükseliyor.
Davutoğlu, işte bunu göstermeye çalıştı muhalefet partilerine…
Anlamak lazım.
Büyük gürültüler çıkararak bir çığ geliyor. Duymak ve görmek gerekiyor. Çünkü, duymayanlar ve görmeyenler, altında kalıp, ezilmeye mahkum!

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi