• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
17 Ocak 2014 Cuma

Darül Harp'te örgütlenme

1975 Yılı'nda Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde örenci derneği seçimi yapılıyordu. Sağ gruplardan biri, destek arayışı için bir başka grubun önde gelenlerinin kapısını çaldı:
-Sizin de bizi desteklemenizi istiyoruz.
Aldığı cevap çok ilginçti:
-Biz Müslümanlar olarak bir araya gelelim. Konuyu değerlendirelim. Sizin hakkınızda kararımızı verelim.
Sonuç ne oldu dersiniz?
Oturup bir karar verilmesine gerek kalmadı. Çünkü "Siz Müslümansınız da biz gâvur muyuz?" tepkisiyle birlikte sıkı bir kavga çıktı.
***
Genç subay, 1981 Yılı'nda ABD'deki eğitimden yeni dönmüştü. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ndeki görevine başlamış, ülkesine hizmet için yanıp tutuşuyordu.
Bir gün aracını tamire götürmek için Akademi'den ayrılırken, arkadaşı "Hayrola nereye?" diye sordu.
"Sanayiye gidiyorum, aracımı tamir ettireceğim" cevabını vermesinin ardından, ilginç bir diyalog yaşandı:
-Niye sanayiye gidiyorsun? Götür bizim 1011 Ana Tamir'e. Bırak, uğraşma, orada halletsinler. Para da vermezsin.
-Ama orası devletin.
-Ne devleti? Ne diyorsun sen? Devletin olması daha iyi değil mi? Devletin malı helaldir. Sen şahısların malına el sürme yeter.
Genç subay, arkadaşının yüzüne ters ters baktı. Yoluna devam etti.
***
Aradan yıllar geçti. O idealist genç subay "irtica" suçlamasıyla Ordu'dan ihraç edildi. Çalışması gerekiyordu. Çok sevdiği bir arkadaşını arayıp kendisine yardımcı olup olamayacağını sordu:
-Cemaate ait … Hastanesi'nde benim alanımda boş kadro varmış. Acaba müracaat etsem orada çalışabilir miyim?
Arkadaşı, "Hocam ne demek" cevabını verdi:
-Sen bu işi olmuş bil. Senden daha iyisini mi bulacaklar? Hemen devreye giriyorum. Sana haber vereceğim.
Aradan günler geçti. Herhangi bir cevap gelmedi. Nihayet 10 gün kadar sonra beklenen haber ulaştı:
-Hocam, sana karşı çok mahcubum. Olmadı, yapamadım.
Çünkü Ordu'dan "irticacı" diye ihraç edilen ve işe ihtiyacı olan kişi, cemaat mensubu değildi. Hastanede ihtiyaç bulunmasına rağmen talebi kabul edilmemişti. Yerine, günler sonra Japonya'dan gelen bir doktor atandı. Hiçbir tecrübesi yoktu, ameliyat bile yapamıyordu. Ama cemaat mensubuydu!
***
O subay, 5 vakit namazını kılan bir kişiydi. Ordu'dan ihraç edilmesine yol açan "İstihbarat Raporu"nda aynen şunlar yazılıydı:
"Evinin doğalgaz dönüşümünde boşa çıkan kalorifer kazanını camiye bağışlamıştır. Eşi başörtülüdür…"
Üstüne üstlük, gençliğinden itibaren cemaatten defalarca "Gel bize katıl" teklifi almıştı. Bu teklife sıcak bakmamasının en önemli sebebi ise, zaman zaman Türkiye için yapılan "darül harp" değerlendirmeleriydi!
Durum bu olunca, cemaat kanadından kendisine hep kuşkulu düşüncelerle bakıldı!
İsteyen olursa, o kişinin adını verebilirim. Ayrıca, örnekleri çoğaltabilir, üzerine kendi yaşadıklarımı da ekleyebilirim.
***
Şimdi, bunları niye sıraladığım sorulabilir…
Yazdım, çünkü bir noktanın altını çizmeye çalışıyorum. Türkiye, bugün cemaat mensubiyetinin, millet ya da ümmet olma bilincinin çok önüne geçen bir yapıyla karşı karşıya!
Bu yapı ise, sürekli olarak "hizmet" söylemleriyle öne çıkıyor.
Yapı bu olunca, hep tekrarlanan "hizmet" kelimesinin "Kime, neye ve hangi amaca hizmet?" sorularıyla birlikte ele alınması gerekiyor.
Bugün Türkiye'de yaşananlara bu gözle bakarsak, doğru bir tahlil yapabiliriz! Türkiye'nin bunları tartışması lazım!

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?

Merkel'den Türkiye'ye veda ziyareti! Cumhurbaşkanı Erdoğan, Huber Köşkü balkonunda İstanbul Boğazı'nı anlattı