• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
18 Ekim 2013 Cuma

CHP’den Zihni Sinir projesi

CHP, bayramda iktidar istedi. İster elbette, elini tutan, ağzını bağlayan yok. Üstelik, iktidar istemek ayıp da günah da değil. 
Ayrıca, siyasi partiler bunun için kurulur. Vatandaşa projelerini sunarlar, kendilerini anlatırlar. Oy isterler. Sandığa giderler, halktan destek alırlarsa iktidar olurlar. Ardından ülkeyi yönetirler. 
Ama CHP böyle iktidar istemiyor! 
Halktan da sandıktan da umudunu kesmiş gibi. Gariptir, CHP iktidarı iktidardan istiyor. Ak Parti’ye “Bana bir iktidar bahşetsene” diyor... 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı, bayram ziyareti sırasında Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’a bakın neler söyledi: 
Önce, siyasi partilerin hem muhalefet, hem de iktidarda kalarak deneyim kazanması gerektiğinden söz etti. Sonra Ak Parti’nin kurulduğu günden bu yana çok başarılı bir grafik çizdiğinden bahsetti. 
Ardından talebini açıkça ortaya koydu: 
- İktidar şansını bir kez de bize verin. Madem bayram ziyareti, ben size bir temennide bulunayım. Partinizin daha iyi hale gelebilmesi için muhalefeti de tatmak gerekir, bir de muhalefeti tadın. Hep iktidar olmak sağlıklı bir durum değil. 
Şaka gibi değil mi? 

Hatta kamera şakası... 
“Zihni Sinir projesi” dedikleri de bu olsa gerek! Formül güzel: Yat, kalk; iste bahşetsinler; iktidarı kap. 
Bu zihniyet sahipleri, yakında Çankaya Köşkü’nün kapısını çalıp, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de “Kalan süreni bize ver. Biraz da biz oturalım” derlerse şaşmamak gerek! 
Olur mu olur. 
Madem artık iktidar böyle isteniyor, bir teklif de benden: Bayram namazında camiler bu iş için daha müsait. Gitsinler camilerin önüne, namaz çıkışında vatandaşa seslensinler: 
- Allah rızası için bize bir oy... 
Daha etkili ve demokratik olur. 
Ama bu bayram geçti. Artık başka bayrama... 

BU DEVLET VAR YA... 

Gidin cezaevlerine, içeridekilerle konuşun. Hepsinin kendine göre bir hikâyesi vardır. Sorarsanız, tamamına yakını yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar saf ve masumdur. Suç işlediğini kabul edenler de mutlaka “Buna mecbur kaldıklarından” bahsederler. 

Dışarıdaki yasa dışı örgütlerin durumu da farksızdır. Onlar da “suçlulara karşı savaş açtıklarını” iddia ederler. Kendilerini birer “kahraman” olarak görürler. “Suçlu” damgasını vurdukları devleti cezalandırmak için uğraşırlar... 
Bizim basın da zaman zaman onlara haklılık kazandırmak için çırpınır durur! 
Dün bir gazetemizde, yasa dışı örgütlerin ve çetelerin kol gezdiği İstanbul’un bazı mahalleleri ile ilgili bir haber vardı. Başlık da hayli ilginçti: 
“Burada ya solcu olunur, ya çeteci.” 
Sıkıntı daha başlıkta başlıyor. “Solcu” denilerek, PKK, DHKP-C, TİKKO ve MLKP gibi yasa dışı örgütlerden bahsediliyor. “Terörist” yerine “solcu” kelimesi kullanılarak, adeta bu örgütler meşru gibi gösterilmeye çalışılıyor. 
“Neden orada terörist ya da çeteci olunur?” diye düşünüp haberi okuduğunuzda da karşınıza tek bir gerekçe çıkıyor: 
“Fakirlik, yoksulluk.” 
Sanırsınız, Türkiye’nin tek yoksul bölgesi orası; zannedersiniz, yoksul olan herkes çeteci ya da terörist olmak zorunda! Ayrıca, haberde yer alan görüşlere bakarsanız, bu işin tek sorumlusu da devlet! Ve haberde duvarlardaki “Faşizme Karşı Silah Başına” yazıları göze çarpıyor. “Faşist” kim? O da devlet! 
Muhtemelen haberi gören terör örgütleri ile çeteler de zevkten dört köşe. Hepsi mutluluk içinde ellerini ovuşturuyor. 

 

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!