• $13,7314
  • €15,5476
  • 786.568
  • 1927.39
14 Haziran 2015 Pazar

Cenaze yağıyor…

Hani davul zurnalarla kutlamalar yapılmıştı; “Kobani kurtarıldı” deniliyordu, “şehrin DAEŞ’ten temizlendiği” söyleniyordu ya…

Hiç öyle görünmüyor!
Farkında mısınız bilmiyorum; ama Kobani’den Türkiye’ye cenaze yağıyor. Sınırdan her gün yeni cesetler geliyor. KCK ve Kandil’den yapılan açıklamalarda da, bunların Kobani’deki çatışmalarda ölenler olduğu ortaya konuluyor. En son Türkiye tarafına getirilenler, çatışmalarda öldürülen Reşit Çınar, Masum Kural ve Mahmut Kurtay isimli PYD’liler.
Birkaç gün önce de 12 ceset birden gelmişti. Bunların isim ve fotoğrafları internette yayınlanmıştı. Kobani’deki çatışmalarda öldürülen Amerikan asıllı PKK’lıyı da unutmayalım.
Demek ki…
O davul zurna ile yapılan kutlamalar bir tarafa, Kobani ve çevresindeki çatışmalar bütün şiddetiyle devam ediyor.
HHH
Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, birkaç gün önce önemli açıklamalar yapmıştı. PKK’nın son 6 ay içinde Urfa’da 3 bin çocuğu dağa kaçırdığını söylemişti. Sadece Suruç’ta kaçırılan çocuk sayısının 400’ü bulduğunu bildirmişti.
İşte o çocukların bir bölümü Kobani’ye gönderiliyor. Ellerine silah veriliyor, ciddi bir eğitimden geçirilmeden DAEŞ’ın üzerine sürülüyor.
Sonra da cesetleri geliyor.
Hem de akın akın…
Diyarbakır’dan bazı isimlerle konuştum. 7 Haziran seçimlerine 15 gün kala Türkiye’ye gelen ceset sayısının arttığını söylediler. Bir hafta kala ise, her gün 3-5 cenaze töreni düzenlediği gerçeğini dile getirdiler.
Konvoylar yaptılar, cenazeleri şehirde dolaştırdılar, PKK ve HDP bayrakları salladılar, zılgıtlar çektiler.
Daha açık bir ifade ile Kobani ve çevresinde öldürülen YPG’liler, Türkiye’deki seçim çalışmalarının malzemesi oldu! Diyarbakır dışındaki bölge illerinde de durumun farklı olduğu söylenemez.
* * *
Şimdi biliyorum ki, hemen “Onlar çetelere karşı Kürtleri korumak için savaşıyorlar” denilecek.
Pek öyle değil…
Biliyorsunuz, Kobani merkezinde de insanlar için değil, yıkık dökük binalar için savaşmışlardı. O bölgeden kaçan insanları Türkiye bağrına basmıştı. Onların asıl amacı, alan hakimiyeti sağlamaktı. Bu yüzden Barzani’nin bölgeye KDP güçlerini göndermesinden bile rahatsız olmuşlardı.
Bugün de durum farklı değil.
Şanlıurfa Valisi Küçük’ün açıklamasında bu konu ile ilgili değerlendirmeler de vardı. Kandil’in Türkiye sınırında nüfus yapısını değiştirmek için gösterdiği çabalarla ilgili bilgiler yer aldı.
Sözün kısası…
Adına Kandil, KCK ya da PKK ne derseniz deyin, büyük oynuyor! Üstelik, bu oyunda ABD ile de iş tutuyor!
* * *
Oyun büyük olunca, söylemler de değişti. Kandil, son yaptığı açıklamalarla “önder” dediği Apo’yu bile takmayacağını ortaya koydu. HDP’nin de adeta “etkisiz eleman” olduğunu herkese ilan etti. Biliyorsunuz, “Silah benim elimde, bırakmaya veya bırakmamaya ben karar veririm” türünden bir açıklama yaptı.
Şanlıurfa Valisi Küçük, Kandil’in stratejisinin “Her evden dağa bir çocuk kaldırmak” olduğunu söylemişti. Son günlerde Türkiye’ye peş peşe gelen cenazelere bakarak, bu stratejiye “Her evden bir ölü” hedefini de ekleyebiliriz.
Kandil için değeri yok ki, tek tek toplanıp dağa çıkarılan o çocukların. Tam tersine, örgüt kurulduğu günden beri kin, nefret ve acılarla besleniyor.
Cesetler geliyor…
Ocaklara ve yüreklere acılar düşüyor…
Örgüte can suyu veren o acılar ise, Kandil tarafından zılgıtlar çekilen kutlamalara dönüştürülüyor!

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri