• $13,8044
  • €15,6457
  • 787.839
  • 2044.63
18 Kasım 2021 Perşembe

Cek-cak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıkıyor. "Söyle yapacağız, böyle edeceğiz" diye vaatlerde bulunuyor. Ayrı ayrı bütün sosyal kesimlerin ağzına bir parmak bal sürüyor. Sırtında yumurta küfesi olmadığı için kim ne istiyorsa onu vereceğini söylüyor.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de aynı yolda yürüyor. O da "Şöyle olacak, böyle olacak" türünden ifadeler kullanıyor.

Son dönemde genellikle "geçim sıkıntısı" üzerinden bir siyaset dili geliştirmiş durumdalar. Küresel bir sıkıntının Türkiye'ye yansımalarını siyasi ranta dönüştürmeye çalışıyorlar.

Adeta, "Onlar ne veriyorsa, ben iki katını vaat ediyorum" diyen geçmişin politikacılarını hatırlatıyorlar.

"İstismar siyaseti" adını verebiliriz buna. Geçmişte çok gördük ve yaşadık.

***

Kılıçdaroğlu, özellikle son günlerde oldukça iddialı: "Ben yapacağım, yaparım, ederim" türünden sözler sarf ediyor.

Garantisi ya da referansı ne?

Genel Başkanlığı döneminde birkaç gün ara ile birbirine 180 derece zıt sözler sarf ettiği dikkate alınırsa, garantisi yok. Örnek olarak yerel seçimler öncesi, "Belediyeleri kazanırsak tek kişi bile işten çıkarılmayacak" sözlerini gösterebiliriz. Bir değil, binlerce işçi kapının önüne konuldu. Kendisine şikâyete gelen işçiler de kapı yerine duvarla karşılaştı. Hatta, söylediklerinin tam tersi bir tavır takındı. Belediyelerdeki işçi kıyımına gerekçeler üreten bir fotoğraf vermeye başladı.

Referansa gelince, tek referansı SSK Genel Müdürlüğü. O dönem ise, çalışanlar açısından adeta bir kâbus gibiydi. Hepimiz yaşadık o günleri, yeniden hatırlamak bile insanın içini acıtıyor.

Meral Akşener'e gelince...

DYP'de siyasete başlamış, ardından Ak Parti'nin kuruluş döneminde "Erdoğan'ın ekibi" içinde adı geçmiş, daha sonra MHP'ye gitmiş, bugün de İyi Parti'nin Genel Başkanı olan bir isim. Hakkını teslim etmek lazım, bulunduğu her yerin gereğine göre tavır belirlemiş ve bugüne kadar da ayakta kalmayı başarmış.

Referansı ise, DYP'nin iktidar olduğu dönemde İçişleri Bakanı olarak görev yapması. İyi hatırlıyorum o günleri. 28 Şubat'ta önce askeri vesayete karşı tavır aldı. Ardından da 28 Şubat kararlarının savunucusu oldu. Rahmetli Mehmet Ali Birant'ın televizyon programına katılıp, İçişleri Bakanı olarak 28 Şubat kararlarını desteklediğine ve uygulayacağına dair millete sözler verdi.

Süslü laflar güzel de gerçekte durum bu!

Millet, Kılıçdaroğlu ve Akşener'e nasıl güvenecek ve Millet İttifakı'nda dinamo görevi üstlenen bu ikiliye niçin oy verecek? Ayrıca, "cek-cak" edebiyatının dışında, ortada dişe dokunacak projeler de yok. Her gün tekrarlanıp durulan "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin" bile halen içi doldurulamamış durumda.

***

Bir başka ve çok önemli sıkıntı daha var. Kemal Bey, "kadın haklarından" bahsediyor. CHP'li belediyeler ise her gün yeni bir taciz skandalı ile çalkalanıyor.

Meral Hanım "dürüst siyaset" diyor. Partisinin en tepe noktasından Lütfü Türkkan gibi bir isim çıkıyor.

Demem o ki, siyaset "cek-cakla" olmuyor. Bir siyasetçinin en önemli malzemesi inandırıcılık! Millet İttifakı'nın paydaşlarında ise en büyük eksiklik bu!

<a href='https://www.aksam.com.tr/aksam-tv/kisaca/iklim-degisikligindeki-komplo-teorileri-nereden-ci

Küresel ekonomik krizin asıl nedeni

Sünnet Gölü'nde yüzlerce ölü balık kıyıya vurdu

Severek tükettiğiniz besinlerin az bilinen zararları

Samsun'da kaybolan 130 küçükbaş hayvanı drone ile bulunan çiftçinin sevinci