• $8,2705
  • €10,0816
  • 488.579
  • 1460.9
19 Mart 2015 Perşembe

Cehennem!

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Dün, Çanakkale Zaferi’nin 100. Yıldönümüydü. Törenler düzenlendi, şehitlerimiz anıldı. Çanakkale üzerine çok şey söylendi, çok hamasi nutuklar atıldı.

Ama hiçbiri Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Çanakkale Şehitlerine Şiiri’nin yerini tutmadı.
100 yıl önce Çanakkale’de bir cehennem yaşandı…
Mehmet Akif’in mısraları ile ölüm indirdi gökler, ölü püskürttü yer. Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak; boşandı sırtlara, vadilere sağanak, sağanak…
İşte Çanakkale öyle bir cehennemdi!
* * *
Kimdi bunlar? Kimlerdi Çanakkale’yi cehenneme çevirenler?..
Başlarında “medeni” Avrupa vardı! İngilizler başı çekiyordu. Yanlarında da Hindistan’dan, Avustralya’dan, Afrika’dan, bilmem nereden getirilen sömürgeler…
Kim ne derse desin, bu bir Haçlı seferiydi!
Ama olmadı, yine tutmadı. Bu milletin duygularına tercüman olan Mehmet Akif’in dizelerinde ortaya koyduğu gibi, karşılarında Bedr’in arslanları vardı!
Çanakkale’de bir Haçlı Ordusu daha Müslüman Türk kanında boğuldu. Gittiler, daha doğrusu çekip gitmek zorunda kaldılar.
Bu zaferin bütün dünyada yansımaları oldu…
“Yenilmez” deniyordu, İngilizler için. Ama Çanakkale’de yenildiler. Bunu gören mazlum milletler ayağa kalktı. Dünyanın dört bir yanında, emperyalist sömürgecilere karşı milli kurtuluş hareketleri başladı.
* * *
Öylesine vahşiydiler ki…
Gidin bakın Çanakkale’ye. Şehitliklerdeki isimleri araştırın. Pek çok Ermeni ve Rum erkek-kadınla karşılaşacaksınız.
Kimdi onlar?
Ya doktordu, ya hemşire. İç bölgelerde kurulan sıhhiye çadırlarında yaralılarımıza şifa dağıtmaya çalışıyorlardı. Çoğunun savaşla ve cepheyle ilgisi yoktu.
Çanakkale’deki o his yoksulu sırtlan kümesi, oraları bile hedef aldı. Tayyarelerle sıhhiye çadırlarına bomba yağdırdı. Haçlılar, Çanakkale’de kirli bir savaşın altına imza attılar, tarihe geçecek bir vahşet sergilediler.
Yine Mehmet Akif’in dizeleri ile rezil bir istilaydı o!
* * *
Çanakkale’de öyle bir ruh vardı ki…
Dünyanın dört bir yanındaki Türk ve Müslümanları kendine çekti. Hepsi birden İslam’ın bu kalesini korumak için harekete geçti.
O dönemde benim ailem de Kırcaali’nin İğridere İlçesi Alfatlı Köyü’nde yaşıyordu. O bölge, Osmanlı’nın bölünmesi sonucu Bulgaristan Krallığı içinde kalmıştı. Ama Osmanlı ruhu devam ediyordu.
Köylü toplandı, “İslam’ın bu önemli kalesinin korunması” gerektiği kararını aldı. Kınalar yakıldı, azıklar hazırlandı. Anneler, çocuklarını alınlarından öptüler. Yavrularına son bir kere sarılıp “Haydi oğlum” dediler:
-Yolunuz açık, gazanız mübarek olsun, ölürseniz şehit, kalırsanız gazi olacaksınız.
Alfatlı’dan 50’ye yakın genç, Çanakkale’yi savunmak için yaya olarak yollara düştü. İçlerinde dedemin ağabeyi Feyzullah da vardı. Diğer köylerden yola çıkanlarla birleştiler. Bulgaristan Krallığı’nı geçip Anadolu’ya ulaştılar.
Tıpkı, Balkanlar’daki diğer Türkler ile Suriye ve Irak’taki Kürtlerin yaptığı gibi! Büyük bölümü geri dönemedi.
Dedemin kardeşi Feyzullah şehit oldu. Alfatlı Köyü’ne sadece 4 genç dönebildi.
Sancak, Bosna, Kosova ve Karadağ’dan Çanakkale’ye gelen Balkan Türklerinin sayısı 10.000 civarındaydı. Onlar da kanlarıyla Çanakkale’yi suladılar. Döktükleri kanla Anadolu’yu bize yurt yaptılar.
* * *
Ne demişti Mehmet Akif:
“Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez. Toplu attıkça yürekler, onu top sindiremez.”
Dün öyleydi de bugün farklı mı? Değil elbette. Bugün değişik boyutlarda olsa da aynı tehlikeyle karşı karşıyayız. Çanakkale şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

<p>Mescid-i Aksa'yı savaş alanına çeviren İşgalci İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünya

Mescid-i Aksa'da 'Erdoğan' sloganları

Süper Lig'in yeni takımı GZT Giresunspor, coşkuyla karşılandı

Galatasaray, Yukatel Denizlispor maçı için şehre geldi

Deniz salyasından gübre, tarım ilacı ve temizlik malzemesi yapacaklar