• $12,4902
  • €14,1202
  • 713.051
  • 1776.41
17 Mayıs 2014 Cumartesi

Boşa ölmüşler!

İhmal yok, sebep yok, ama ölüm var. Dün basın toplantısı düzenleyip öyle söylediler şirket yetkilileri.
300 kişi boşa ölmüş!
Açıklamalarına bakılırsa, Soma Maden İşletmeleri’nin sorumluları yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar saf ve masum! Peki, sorumlu ve suçlu kim?
Yok ki…
Sadece basın toplantısında söylenenlerden yola çıkarak bir tahminde bulunabiliriz…
Mesela, “yoğun duman” olabilir. “Görüş alanının azalması” sorumlu tutulabilir. Ateş alan kömür suçlu ilan edilebilir. “Kızışma” sanık sandalyesine oturtulabilir. Hatta olay sırasında “yanlış yerlere yönlenen” işçilere yüklenilebilir.
Yani… Maden işletmecileri hariç, herkes suçlu olabilir. Benim basın toplantısından çıkardığım sonuç bu!
***
İlginçtir, ben de o basın toplantısını düzenleyip arkadaşlarımın sorularına cevap verseydim, sonuç farklı olmayacaktı.
“Sebep ne?” diye sorulacaktı…
“Bilmiyorum” cevabını verecektim:
-İnceleme ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkacaktır.
Kömürün niye kızıştığı ve alev aldığı öğrenilmeye çalışılacaktı…
“Ne bileyim ben” diyecektim:
-Kızışma, oksijenle kömürün buluşması sonucu ortaya çıkar.
Devamında, en doğal soruyla karşılaşacaktım. “Hiç mi vicdanın sızlamadı?” denildiğinde de cevabı yapıştıracaktım:
-Üzüldüm tabii ki ama niye vicdanım sızlasın? Ben ne yaptım? Benim ne suçum var? Hâlâ neyin neden olduğunu bilmiyorum ki!..
Basın toplantısında da aynen böyle oldu.
***
Maden şirketinin sahibi Alp Gürkan diyor ki:
-Salı günü işletmeden gelen habere inanamadım. Böyle bir şeyin olması imkansız gibiydi.
Ve devam ediyor:
-Sağlığımı bir tarafa bırakarak çıkarma çalışmalarına nezaret ettim.
Şimdi söylenecek laf mı bu? “Sağlığımı bir tarafa bırakarak” ne demek? Biz 300 ölüden ve “milli yastan” bahsediyoruz. Adam “sağlığım” diyor!
İşletme yöneticileri de sıraya giriyor:
-Olaydan sonra vallahi uyumadık.
O felaketin üstüne rahat yatağınıza girip bir de mışıl mışıl uyusaydınız bari. Biz de uyuyamadık. 77 milyon yaralı insan da sabaha kadar kıvrandı durdu…
Demek ki, bizden bir farkları yokmuş! “Uyumadık, çırpındık” diye konuştuklarına göre, büyük bir iş yaptıklarını, lütufta bulunduklarını düşünüyorlar.
Durum bu olunca, o basın toplantısından ancak böyle bir sonuç çıkar!
***
Neyse, uzatmanın anlamı yok. Yangının 3-5 dakikada gerçekleştiğini söyleyip, “Biz de bilmiyoruz, biz de araştırıyoruz, biz de sorulara cevap arıyoruz” dediler ve gittiler.
Onlar kaçtılar, birileri ise ilk günden itibaren kovalıyor. “Bu felaketi nasıl siyasi ranta çeviririz” sorusunun peşinde koşuyor.
Madenden çıkarılan işçi, devlet malını kirletmemek için sedyeye yatmadan önce çizmesini çıkarmak istiyor. Onlar, devlet malını tekmeliyor.
İdeolojik ve siyasi hesaplarla her gün yeni bir iddia ortaya atılıyor. Sosyal medyada iftiralar havada uçuşuyor.
Felaketi yaşayan insanlara “Nasıl yardımcı oluruz?” diye düşünmek yerine “eylem” çığlıkları atılıyor.
Istırap ticareti yapılıyor…
Matem pazarlanıp milletçe yaşadığımız bir felaket siyasi kâra dönüştürülmeye çalışılıyor. Hedefe önceden ilan edilmiş “düşmanlar” yerleştirilip yaylım ateşi açılıyor.
Biliyor musunuz, yok aslında birbirlerinden farkları…
Her iki taraf da samimi değil. Her iki taraf da 77 milyonun yarasını daha fazla kanatmakla meşgul.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor

400 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı! Türkiye'nin ilk milli ve özgün SİHA'sı