• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
16 Temmuz 2015 Perşembe

Biraz ciddiyet lütfen

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Başbakan Ahmet Davutoğlu, görüşmenin hemen ardından kameraların karşısına geçti. AK Parti-MHP buluşmasıyla ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirdi. Devlet Bahçeli ise, üzerinde çok çalışmış olacak ki, gece yarısından sonra yazılı bir açıklama yaptı.
1) Bahçeli’nin söylediği yeni bir şey yok.
2) Bu açıklama da daha öncekiler gibi çelişkilerle dolu.
Bahçeli diyor ki:
-Türk milletinin partimize ana muhalefet görevini layık gördüğü tartışma götürmez bir gerçektir.
Oysa hiç öyle değil. MHP’li seçmenin sandığa giderken “muhalefet olmak ne güzel” düşüncesi içinde olduğunu ve muhalefette kalmak için yanıp tutuştuğunu hiç sanmıyorum. Böyle bir eğilim normal dışı ruh halidir ki, MHP’li seçmene yakıştıramam. Ayrıca, sandıktan ikinci parti olarak çıkan MHP değil, CHP. MHP de HDP ile aynı milletvekili sayısına sahip. İkisinin de 80’er milletvekili var.
Ana muhalefet değil, ama…
MHP’yi muhalefete seçmen yerine Devlet Bahçeli’nin bizzat kendisi itiyor. Kimseyle bir istişare ihtiyacı duymadan seçimden hemen sonra böyle bir açıklama yapmayı uygun gördü; şimdi de devam ettiriyor.
* * *
Bahçeli, sadece kendisine muhalefet misyonu biçmekle kalmıyor, ne yapılması gerektiği konusunda da talimatlar yağdırıyor…
Yine diyor ki:
-AKP ile CHP’nin bir koalisyon hükümeti kurması daha fazla vakit geçirilmeksizin sağlanmalıdır.
Sonra farklı bir formüle geçiyor:
-Bu da yeterli görülmüyorsa, ortaklığa HDP ilave edilmeli. 470 milletvekili sayısıyla üç partili bir koalisyon hükümeti derhal inşa edilmeli.
Ardından yine vazgeçiyor. AK Parti’ye “en uygun koalisyon partnerini” açıklıyor:
-HDP!
Bütün bunları da “vakit geçirilmeksiniz” ve “derhal” gibi emredici bir üslup kullanarak açıklıyor! Parti içinde sürdürdüğü tarz, tavır ve üslubu, koalisyon görüşmelerinde de devam ettiriyor!
* * *
Bahçeli’ye bakılırsa, Türkiye’nin hükümetsiz kalmaması, hem AK Parti’nin hem de MHP’nin ortak isteğiymiş.
Böyle bir istek içinde olduklarını söylemesine rağmen, “Ama ben yokum” diyor. MHP’nin kapılarını sıkı sıkıya kapatıyor.
Sonra da şaka gibi sözler sarf ediyor…
AK Parti ile CHP ortaklığının toplam oy oranının yüzde 65,83 olduğundan bahsedip, iki partinin toplam sandalyesinin 390 milletvekiline ulaştığına işaret ediyor. Ardından, böyle bir koalisyonla “Türkiye’nin acil ve bekleyen sorunlarının çözülmesinin imkân dahilinde” olduğundan bahsediyor.
“Ben yokum” dediğine göre, belli ki MHP’li bir koalisyonla Türkiye’nin sorunlarının çözüleceğine inanmıyor.
AK Parti ile CHP’nin Türkiye’nin sorunlarını çözeceğine inandığına göre, MHP’ye muhalefette yapacak pek iş de kalmıyor. Söylediklerinden bu sonuçlar çıkıyor!
Devlet Bey, bu açıklamaları yapmak için o kadar beklediğine göre, üzerinde hayli düşünmüş olmalı.
* * *
Bahçeli, “çözüm sürecine” yine “çözülme süreci” diyor ve bu sürece destek veren partileri koalisyonda yer almaya davet ediyor. Bunu da “başlıca çıkar yol” olarak görüyor.
Kimse de kalkıp sormuyor:
-Bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir mantıktır?
Hemen ardından “Unutulmasın ki, MHP önce ülkem, sonra partim ve ben ilkesinden taviz vermeyecek, kırmızı çizgilerini çiğnemeyecektir” diyor.
Hadi gelin çıkın işin içinden!
Bahçeli, adeta MHP’nin “kırmızı çizgilerini” çiğneyeceğini iddia ettiği partilere “Ben yokum, buyurun siz idare edin Türkiye’yi” çağrısında bulunuyor. Yoksa “Ben bu çizgileri çiğnemem ama siz çiğnerseniz çok iyi olur” mu demek istiyor?
Sahi ne diyor Devlet Bey? Anlayan varsa bana da anlatsın! Yoksa böylesine ciddi bir konuda milletin karşısına geçip şaka mı yapıyor?

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı

Bozuk parayla öyle bir şey yaptı ki görenleri hayrete düşürdü