• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
19 Aralık 2023 Salı

Beş günlük açlık...

Öncelikle altını çizeyim ki, gayet iyiyim. Ama geçtiğimiz hafta Ankara Şehir Hastanesi'ndeydim. Beş gün boyunca kapsamlı bir kontrolden geçtim. O süre boyunca da tetkikler için neredeyse aç kaldım.

Ve düşünme, muhakeme yapma imkânım oldu...

Televizyon açıktı, hemen bütün haber kanallarında Gazze'deki soykırım vardı. Filistinliler, iki buçuk aya yakın bir süredir açlığa mahkûm edilmişti. İçecek su bile altın değerindeydi. Üstelik üzerlerine gökten ölüm yağıyordu. Nasıl bir zulüm altında olduklarını, yaşayarak çok daha iyi anladım.

Hastane orası, elbette canımı yakan işlemler de oldu. O sırada Gazze'de narkozsuz yapılan ameliyatlar; canhıraş çığlıklar atan çocuklar, ağlayan anneler, gözlerinden yaş süzülen babalar gözümün önüne geldi. Bu duygularla "medeni" denilen Batının vurdumduymazlığı ve çifte standardı birleşti. İçim acıdı, gözlerim doldu.

O yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve dramlar ne büyük acıdır acaba? Düşünmesi bile zor ve ağır geldi. Defalarca kendi kendime "lanet olsun" dedim.

***

Ankara Şehir Hastanesi, yatan hastalar için tartışmasız beş yıldızlı otel konforunda.

Zaman zaman tetkiklere ve çekimlere tekerlekli sandalye ya da sedye ile götürüldüm. Orada yatan hastaların (aceleleri de yetişecekleri bir işleri yok) 5-10 dakika için birbirleriyle yaptıkları sıra çekişmelerine ve kavgalarına tanık oldum. Bu arada, devlete, hükümete, hastane yönetimine verip-veriştiren insanlarla karşılaştım.

Bu defa geçmiş, SSK hastaneleri, pislik, ilgisizlik, hastasına bir sıra alabilmek için gece yarıları sıraya giden ve saatlerce bekleyen insanlar geldi gözümün önüne. İçimden o insanların o hallerine, içine düştükleri duruma, bencilliklerine ve taktıkları at gözlüklerine acı acı güldüm...

Nasıl küçüldüler gözümün önünde anlatamam!

***

Kaçan doktorlar varmış bu ülkeden. Beğenmiyorlarmış Türkiye'yi, kendilerini çifte standartlı, değer yoksunu Batı'nın kucağına atıyorlarmış...

Ne kadardır, çok var mı, bilemiyorum. Sadece öyle dediklerini duyuyorum. Bir de istismar siyasetini kendilerine yol edinen bazı siyasilerden işitiyorum.

İstisnalar vardır elbette. Ama ben görmedim. Hep canını dişine takarak koşturan, görevini yapmak için çırpınan tıp adamları ile karşılaştım.

Üstelik teşhislerinde de oldukça mahirler. Biliyorum çünkü yaşadım. Yıllar önce antibiyotik alerjisi sebebiyle Brüksel'de yoğun bakımda yattım. Oradaki keşmekeş, panik ve teşhis kabiliyeti ile Türkiye'yi karşılaştırmak, doktorlarımıza büyük haksızlık olur.

Kim ne derse desin, kim aksini iddia ederse etsin, iyiyiz biz, çok iyi!

"Marifet iltifata tabidir" demiş eskiler. Ankara Şehir Hastanesi Başhekimi Or. Dr. Aziz Ahmet Sürel, Başhekim Yardımcısı Pr. Dr. Burak Civelek, Dahiliye Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Osman İnan ve Doç. Dr. Enes Şahiner ile Kalp Damar Hastanesi Cerrahi Kliniği'nden Prof. Dr. Şeref Alp Küçüker ile hastane koordinatörü Sevil Özkan'ın haklarını teslim etmeden olmaz.

Hepsi birbirinden değerli isimler.

Elbette bu değerli isimleri Ankara Şehir Hastanesi'nde araya getiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da hakkını teslim etmek gerekir.

<p>Çevresinde kaçak kazı yapılarak çukurların bırakıldığı 196 yıllık su bendinin uğradığı tahribat h

196 yıllık mirası böyle talan ettiler

BİM'de bu Salı neler var? BİM 5 Mart 2024 aktüel ürünler kataloğu

Tanzanya'da 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü

Kriz sürüyor... Yasa dışı geçişler böyle görüntülendi