• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
19 Ağustos 2015 Çarşamba

Ben kaçayım, siz söndürün

MHP son umuttu. Bir koalisyon hükümeti içinde yer almasa da Türkiye’yi rahatlatacak adımların atılmasına yardımcı olması bekleniyordu. Bahçeli bunu da yapmadı, “karşıyız karşı, her şeye karşı” tavrını devam ettirdi…
Dikkat edin… MHP demiyorum, Bahçeli’den söz ediyorum. Çünkü kamuoyu araştırmaları ortada: Seçmenin, Devlet Bahçeli’nin MHP’nin kapısına kilit vurması için sandık başına gitmediği çok açık.
Bahçeli, önce “en kısa zamanda seçim” dedi…
Sonra tavır değiştirip, “Erken seçim tedavülden kalkmıştır” açıklamasını yaptı. Bunları söylerken de çeşitli gerekçeler ileri sürdü:
- Bölücü terörün hain saldırıları sürüyor.
- İstikrarsızlık devam ediyor.
- Millet ateş altında.
- Sosyal cepheleşme ve sosyal gerilim var.
- Devlet otoritesi sarsılıyor.
Bu sıkıntıları aşma görevini de AK Parti ile CHP’ye verdi. “İlle de AK Parti ve CHP” diye bastırdı.
CHP ile uyumlu bir koalisyon kurulabilir miydi? Bütün bu sorunlar çözülebilir miydi? Sanmıyorum, ama zaten iki parti anlaşamadı, olmadı.
Sıra geldi MHP’ye…
Bahçeli, kapalı kapı politikasını devam ettirdi. Bütün “acaba”ların önünü kapattı. Başbakan Davutoğlu’na “Onda da bunda da yokum” cevabını verdi.
-
Türkiye’nin önünde pek çok sorun bulunuyor. Ülkenin bunların üstesinden gelecek güçlü bir hükümete ihtiyacı var.
Ama tablo ortada, hükümet kurulamıyor.
Yeni bir hükümet için yeni bir seçime ihtiyaç var. Bunun nasıl gerçekleştirileceği de Anayasa’da belli.
Demek ki acele etmek gerekiyor…
Bu noktada onca sorunu alt alta sıralayan ve “Millet ateş altında” diyen Devlet Bahçeli’nin ne yapması gerekir?
Bir şekilde omuz vermesi!
Ama O tam tersini yapıyor. Bütün formüllere kapısını kapatıyor. “Ben yokum, ne yaparsanız yapın, başınızın çaresine bakın” noktasında! Devlet Bey, koalisyona da karşı, sandığa da!
Hani millet ateş altındaydı? Hani bölücü terörün hain saldırıları sürüyordu? Hani devlet otoritesi sarsılıyordu?
-
MHP başından tavrını ortaya koydu:
HDP’nin içinde bulunacağı her türlü formüle kapalı olduğunu açıkladı. Bence doğru olanı yaptı. Ayrıca, AK Parti de farklı bir tavır sergilemedi. HDP’ye koalisyon ortaklığı teklif etmedi.
Bahçeli bu tavrıyla sadece kendini kurtardı!
Davutoğlu ile yaptığı görüşmede seçim şartıyla bir koalisyon ya da azınlık hükümetine destek vermeyerek, HDP’nin önünü açtı.
Anayasa açık ve net: Meclis’te bir formül bulunamaması halinde, Cumhurbaşkanı’nın devreye girmesi gerekecek. O durumda Türkiye’yi seçime götürecek hükümete HDP de dâhil bütün partiler üye verecek. Bahçeli’nin “Ben böyle bir hükümete bakan vermem” tavrı, belki hükümetteki HDP’li bakan sayısını daha da artıracak.
İşte, Bahçeli’nin izlediği stratejinin sonucu bu!
Herhalde, MHP’yi dışarıda bırakıp, HDP’li bakanlarla aynı fotoğraf karesine girmeyerek sorumluluktan kurtulacağını sanıyor.
Peki başta MHP’liler olmak üzere seçmen sormayacak mı:
-Bu fotoğraf kimin eseri?
-
Yangın var öyle mi?
Yangın varsa, bir şeyler yapmak gerekmez mi? Diyelim ki söndürmeye güç yetmiyor, bir-iki parça eşya da kurtarılamaz mı?
Yok, yapmıyor…
Bahçeli, “Ben kaçayım, siz söndürün” tavrı içinde!
Öyle ya da böyle, Türkiye seçime gidiyor. Biraz erken, biraz geç, milletin önüne yeniden sandık gelecek. İşte o gün seçmen sergilenen tavırlara göre herkese bir bedel ödetecek.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor