• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
11 Haziran 2014 Çarşamba

Bayrak

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Bir PKK’lı Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’nın duvarından atladı. Garnizonun içine kadar girdi. Bayrak direğine tırmandı. Herkesin gözü önünde Türk Bayrağı’nı gönderden indirdi.
Doğal olarak bu eylem Türkiye’nin gündemine oturdu.
Tabii, tepkiler de meşreplere göre oldu. O çirkin olaya herkes tepki gösterdi ama kendi bakış açısıyla. Bakın neler yaşandı…
Birtakım çevreler, daha düne kadar “Diren Lice” sloganları atıyorlardı. Lice’deki olayları ayakta alkışlıyorlardı. PKK terör örgütüne dolaylı da olsa destek veriyorlardı. Ne zaman ki o bayrak gönderden indi, hemen tavır değiştirdiler. Hepimizin kutsalı olan bayrağa sarıldılar.
Bu defa bayrak üzerinden atışa başladılar…
Bir başka tarafta da sözde Hükümet’i desteklediğini sananlar hareketlendiler. Sosyal medyada, bayrak indirilmesine gerekçeler üretmeye başladılar. Bayrak indirilirken seyirci kalanları aklamak için çırpınıp durdular.
Kimi, “O bir çocuktu, o yüzden dokunulamadı” dedi. Kimisi, “Vurulsaydı, Tayyip Erdoğan çocuk katili ilan edilecekti” türünden değerlendirmelerde bulundu.
Böylece, olayın farklı şekilde istismarına çanak tutuldu! Adeta, askerin bu yönde bir talimat aldığı izlenimi ortaya çıkarıldı! İstismar çalışmalarını sürdürenlerin değirmenlerine su taşındı…
Oysa ne vurmaya, ne de kırmaya gerek vardı. Olay, üç-beş askere verilecek bir emirle önlenebilirdi. Terör örgütünün maşasının direğe çıkması engellenebilirdi. Yakalanır, paketlenir, adli makamlara teslim edilebilirdi.
Asker orada görevini yapmadı, yapamadı!..
Başbakan’ın, dün partisinin grup toplantısında ortaya koyduğu gibi bu işin bahanesi olmaz, olamaz. O bayrak inmemeliydi, oradaki komutan ve emrindeki askerler bu çirkin olaya seyirci kalmamalıydı.
Olmadı, bu görüntü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yakışmadı!
***
Hele hele, olayın ardından Genelkurmay tarafından yapılan açıklamanın kabul edilir bir yanı yok.
Neymiş, olay provokatifmiş!
Terör örgütü militanları, tahammül sınırlarını zorlayıp, kitlesel eylemlere zemin hazırlamaya çalışıyorlarmış.
Neymiş, bu eylemlere karşı serinkanlı davranmak gerekiyormuş!
Bunları bilmeyen mi var? Tamamı doğru. Ancak, bunların doğru olması, hepimizin namusu olan bayrağın gönderden indirilmesine seyirci kalmayı gerektirmez. Yapılacak iş, serinkanlılığı muhafaza ederek, o eylemin engellenmesidir.
Nasıl mı olacak?
Herhalde bu görevi biz gidip yapmayacağız. Bunun formülünü oradaki asker bulacak. Ne yazıyor bazı askeri birliklerin girişlerinde:
“Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz.”
İşte mesele budur! O yüzden, Genelkurmay tarafından yapılan açıklama, tek kelimeyle talihsizliktir!
***
Doğru, terör örgütü tahriklere devam ediyor. Kan dökülmesini amaçlıyor. İstismar için yeni cesetler istiyor. Bu amaçla da elinden geleni yapıyor.
Çünkü PKK ve Kandil sıkıntılı günler yaşıyor. Tabir-i caizse karizması ciddi anlamda çizilmeye başladı.
Annelerin başkaldırı eylemlerinden bahsediyorum.
Bölge halkı, artık “yeter” diyor. Terör örgütünden evlatlarını geri istiyor. Silahın üstüne üstüne gidiyor. “Sizden korkmuyorum” mesajı verip, canını ortaya koyuyor.
Bayrağımıza mı sahip çıkmak istiyoruz?
O zaman bu annelerin arkasında yer almalıyız. Çocuk ihmalini ve istismarını önleme dernekleri bölgeye gitmeli. Sivil toplum örgütleri hareketlenmeli. O annelerin çığlıklarına çığlık katılmalı. Bu hareket dalga dalga büyümeli. Ay-yıldızımızı koruyup, gönderde tehditlerden uzak dalgalanmasını sağlamak için bundan güzel fırsat olmaz.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi