6 Kasım 2013 Çarşamba

Başbakan’a mektup

Ben bir babayım. İlk ve orta öğretimde çocuklarım var. Onları iyi yetiştirmek istiyorum. Her anne baba gibi ben de çocuklarım için kaygılar besliyorum… 
Yavaş yavaş büyüyorlar. Evin dışında yepyeni bir çevreyle tanışıyorlar. O çevrede düzgün insanlar olduğu gibi, çocuklarımın hayatını mahvedecek tehlikeler de var. Üstelik her geçen gün büyüyor. 
Esrar, eroin, extacy ve bonzai gibi maddeler sokak aralarında satılıyor. Uyuşturucu kullanımı yayılıyor. Sentetik bir uyuşturucu olan bonzaiyi öven şarkılar internette dolaşıyor. Cebinde 5-10 lira olan çocuklar bu maddelere rahatlıkla ulaşabiliyor. Ahlaksızlık belli çevreler tarafından açıktan teşvik ediliyor. 18 yaşın çok altındaki çocuklar, sokaklarda uygunsuz görüntüler veriyor. 
Korkuyorum!.. 
Çocuklarımı bu tehlikelerden korumak istiyorum. 
***
Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda bütün fertlerini yakından tanıdığım bir aileden telefon aldım. “Perişanız” dediler: 
-Bizim küçük kız hastanede, komada. 
Çünkü birkaç uyuşturucuyu aynı anda kullanmış. Apar topar hastaneye kaldırılmış.
Allah’tan kalıcı bir arızayla karşılaşmadan kurtuldu. Örneklerini sıkça gördüğümüz gibi sakat kalabilir ya da hayatını kaybedebilirdi. 
Ardından olaya bizzat müdahil oldum… 
İki yıldır uyuşturucu kullandığını öğrendiğimiz 17 yaşındaki kızı tedavisi için 
AMATEM’e götürdük. Kendimi büyük bir facianın içinde buldum. 
Yetkililerle konuştuğumda nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anladım. 
Kapının önünde perişan anne-babalarla karşılaştım. 
O tedavi edilen körpecik bedenleri görünce yüreğim cız etti. 
Beni tanıyan aksakallı dedelerin elime sarılıp yalvarmalarını ömrüm boyunca unutabileceğimi sanmıyorum: 
-Ne olur, bir şeyler yapın, kurtarın yavrularımızı… 
***
Yine tanıdığım bir ailenin kızı yıllar önce Ankara dışına okumaya gitti… 
Belli ki yanlış insanlarla tanıştı. Uzaktan izlediğim kadarıyla hayatını karartı. Alabildiğine kullanıldı. Alabildiğine zedelendi. 
Üniversitede okumaya gitti ama bir batağın içine düştü. Sonuçta kendisini mahvetti. Herhalde şimdi geriye bakıp “Ben ne yaptım, nasıl yaptım?” diyordur. 
Bugün psikolojik sıkıntıları var… 
O yıllarda yaşadıkları maneviyatı üzerinde derin etkiler bırakmış durumda. Ailesi ise tek kelime ile perişan. 
***
Gazetelerde öznesi çocuklar ve gençler olan inanılmaz olaylar okuyor, televizyon ekranlarından büyük dramlar izliyoruz... 
Tekrar ediyorum, bir baba olarak gerçekten korkuyorum. Benim gibi düşünmeyen anne ve babaların var olduğuna da inanmıyorum. 
Ben, üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum… 
Ancak, çevre şartları çok önemli! Yavrularımızı hayatlarını söndürebilecek tehlikelerden korumak, yetkililerin de görevi. Bunun için siyasi yelpazenin orasında burasında bulunmaya da gerek yok. 
Kim ne derse desin… 
Kim aksini iddia ederse etsin… 
Ben bir baba olarak çocuklarımın ne idüğü belirsiz yerlerde bulunmalarını istemiyorum. Tersini iddia eden başka anne ve babaların olduğunu da sanmıyorum. Çocuk Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, size, bize, hepimize onların “yüksek çıkarlarını” koruma görevini veriyor. 
Medeni olmanın en temel gereği bu! Yavrularımızı her türlü tehlikeden ve ahlaksızlıktan korumak zorundayız. 
Sadece anne-baba, kolluk kuvveti, muhafazakâr, dindar ya da iktidar değil, insan olmak da hepimize bu yolu gösteriyor. 
Mecburuz, hatta bu yolda yürümeye mahkûmuz!

<p>Kahraman polis memuru Fethi Sekin'in  şehit olduğu saldırıya bomba temin eden PKK'lı teröristin i

Bombalar tatlı kutularında gelmiş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de Din Eğitimi Sempozyumu'na katılarak konuşma yaptı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ekim 2021)

Kumanda görünümlü tabanca, polisi yaraladı