• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
7 Nisan 2017 Cuma

Başbakan adayım Kılıçdaroğlu

Yazının başlığına bakıp “Nereden çıktı bu?” demeyin. Ayrıca, 16 Nisan’daki halk oylamasına dikkat çekip, sandıktan “evet” çıkacağını ve başbakanlığın kalkacağını söylemeyin. Referandumda “hayır” çıkma ihtimali düşünülse bile Kemal Bey’in arkasında yeterli oy desteği bulunmadığına hiç dikkat çekmeyin.

Ben de biliyorum bunları. Yine de ısrarla ve samimi olarak “Benim Başbakan adayım Kemal Kılıçdaroğlu’dur” diyorum.

Biliyorum kafanız karıştı. O yüzden baştan anlatayım…

Kılıçdaroğlu son günlerde ciddi iddialarda bulunuyor, “yetkililer cevaplandırmalı” diye soru üzerine soru soruyor.

Geçtiğimiz gün NTV’de canlı yayına çıktı. Yine peş peşe sorular sordu:

-Siz düşünebiliyor musunuz? Bir darbe yapılıyor. Her ayağı var, siyasi ayağı yok. Kim Başbakan olacaktı? Kim Başbakanlık Müsteşarı olacaktı? Kim Cumhurbaşkanı postuna oturacaktı?

En son soruya cevap vermek kolay. Cumhurbaşkanlığı postuna büyük ihtimalle Fetullah Gülen oturacaktı. Zaten bu yönde bazı beyanlar var. İran’da vaktiyle Humeyni’nin yaptığı gibi büyük bir törenle Türkiye’ye gelecekti. Darbeciler tarafından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulacaktı.

Yedirmezdi o makamı kimseye!..

Adam yıllardır bir mücadelenin içinde. Başarılı olsaydı, elbette bunun meyvelerini toplamak isteyecekti. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı koltuğunu kendisine ayırmasından doğal bir şey yok.

Başbakanlığa gelince…

Binali Yıldırım’ı o makamda tutacak değildi elbette. Tutuklatacak, geçmiş darbelerde olduğu gibi suçlar uyduracak ve yargılatacaktı. Oraya da bir başka ismi getirecekti. Kılıçdaroğlu da bu yüzden “Kim başbakan olacaktı?” diye soruyor.

İşte tam bu noktada lafı hiç evirip çevirmeden düşündüğünü söyleyeyim:

Benim adayım kendisidir. Yani Kemal Kılıçdaroğlu.

***

Üstelik, bu görüşü destekleyecek gerekçelerim de var. Samimi olmasa ve istismarını yapsa da dini referans olarak kullanan bir Fetullah Gülen’le, laikliğin yılmaz savunucu olarak görünen Kemal Bey dengeyi sağlardı. Böylece batıya “Yeni yönetim bir din devleti değil” mesajı verilirdi.

Kemal Bey’in ABD ile bir sorunu yok. Böyle bir tasarrufa Washington’dan herhangi bir itiraz gelmezdi.

Avrupa mutlu bile olurdu. Çünkü, son dönemde Avrupa’dan gelen Türkiye açıklamaları ile Kılıçdaroğlu’nun sözleri genellikle örtüşüyor. Baksanıza, CHP’nin “hayır” kampanyasına en büyük desteği Avrupa veriyor.

Doğudaki komşularımızla da bir sıkıntı yaşanmazdı. Kılıçdaroğlu’nun Suriye ile ilgili açıklamaları, Esad’la görüşen CHP’liler ve sosyal medyada İran yanlısı paylaşımlar yapan vekiller düşünüldüğünde, mutlu bile olurlardı.

Gelelim en önemli noktaya…

Bugün, Fetullahçılar ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylem birliğinden bile söz edilebilir. FETÖ’nün medya ayağında yer alan ve ABD’ye ilk kaçanlardan Adem Yavuz Arslan, Erdem Ercis isimli twitter kullanıcısına bakın ne yazmış:

“Anlaman için daha düz yazayım Emre; 15 Temmuz kontrollü bir istihbarat darbesiydi.”

Kılıçdaroğlu da öyle demiyor mu?

Ayrıca, taraflar arasında “ortak dostlardan” bile söz edilebilir. Mesela, FETÖ’nün Abant toplantılarını organize eden Prof. İştar Gözaydın, Kılıçdaroğlu’nun CHP içinde kol kanat gerdiği isimlerden biriydi. Bugün bile CHP’nin en üst yönetim organı olan PM’de, FETÖ’cü olmakla suçlanan iki akademisyen var. Biri Alper Keten, diğeri Ahmet Caner Yenidünya. Her ikisi de 672 Sayılı KHK ile üniversitedeki görevlerinden alındılar. Buna rağmen CHP’de yöneticiliğe devam ediyorlar. Üstelik bu isimler siyasi bir mücadele vererek o makama gelmediler. Bizzat Kılıçdaroğlu tarafından Bilim Platformu kotasından oraya taşındılar.

Daha sayayım mı?..

Çok uzatmayayım, Pensilvanya’yı komşu kapısı haline getiren CHP’li vekil Faik Tunay ve “Seçimlerde cemaatle işbirliği yaptık” diyen Birgül Ayman Güler’den hiç söz etmeyeyim. Sadece Özel Kalem Müdürü ve danışmanlarıyla ilgili iddialardan hatırlatmakla yetineyim. İşte o yüzden “15 Temmuz Darbe Girişimi başarılı olsaydı, benim Başbakan Adayım Kemal Kılıçdaroğlu’ydu” diyorum. Duruma FETÖ gözüyle bakıldığında artısı çok, eksisi yok!

Ben Fetullah Gülen’in yerinde olsaydım ve 15 Temmuz’daki darbe girişimini başarsaydım, ilk olarak Kemal Bey’in kapısını çalardım. Siz ne dersiniz?

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor