• $9,3441
  • €10,8809
  • 533.576
  • 1432.86
11 Ekim 2013 Cuma

Balyoz çok kafa kırdı

O balyoz, geçmişte çok pervasızca kullanıldı. Binlerce suçsuz insanın kafasına indi. Üstelik kafa kıranlar değil, kafası kırılanlar “suçlu” ilan edildi. Hem de hiçbir yargılama yapılmadan! 
1980 Darbesi’nin ardından askerlik görevimi yapmak için Amasya’ya gitmiştim. Gazeteciliğe dönmek amacıyla yedek subaylık yerine 8 aylık erliği tercih etmiştim. O günlerde sözde demokrasiye geçilmişti ama demokrasinin “d” sinden eser yoktu. 12 Eylül zihniyeti devam ediyordu. 
Acemi eğitimini tamamladık, yeminimizi ettik. Sıra, “Üniversiteli Çavuşlar” olarak acemi erleri eğitmeye geldi. Ama öyle olmadı. Tadat alanında toplandık. Ben dahil, 8-10 kişinin adı okuldu. “Sakıncalıya” ayrıldık. “Neden?” diye sorarsanız söyleyeyim: Öğrencilik yıllarımda “Alınteri” adında bir dergi çıkarmıştım. Ayrıca yasal bir dernekte yönetim kurulu üyeliği yapmıştım. Sırf bu yüzden “onbaşı” rütbem söküldü. Ağrı’ya sürüldüm. O günden sonra da elime silah bile verilmedi. Çünkü sakıncalıydım! 
Ağrı’ya gittiğimde, günlerce taşın üzerinde yatmak zorunda kaldım. Yatağım yoktu. Yıllar sonra gazetecilik mesleğinde yollarımızın kesiştiği Affan Osman Güngör olmasaydı, belki zatürreeye yakalanacaktım. O da benim gibi bir “sakıncalı” idi. Ancak, her şeye rağmen ondan şanslıydım. Affan, başına gelecekleri hiç düşünmediği için “yedek subaylığı” tercih etmişti. Rütbesi sökülüp “er” yapıldığı için 2 yıla yakın çile çekti. Ben 8 ayda kurtardım. 
Üstelik bizim durumumuzda olan binlerce genç vardı. Hiçbir suçumuz yoktu; hiçbir yere derdimizi anlatıp kendimizi savunamadık; “sakıncalısın” dediler, “sakıncalı” olduk. 
***
Aradan yıllar geçti, 28 Şubat geldi çattı. Bu defa muvazzaflar “sakıncalı” görülüp, “irtica yanlısı” ya da “disiplinsizlik” gibi suçlamalarla ordudan atılmayı başlandı… 
Birini çok iyi tanıyorum: 
Gülhane’de görevli kıdemli albay Prof. Mustafa Kahramanyol’du. Örnek bir askerdi. Hatta askerliği sivil hayatta da yaşayan ender subaylardan biriydi. Yeni bir cerrahi metot bulmuş, adını da Gülhane Mastoidektomisi koymuştu. Yabancıların yazdığı pek çok kitapta O’nun adından bahsediliyordu. ABD’nin Johns Hopkins Üniversitesi, Walter Reed Hastanesi, NATO Tıp Merkezi ve Anwers Üniversitesi’nden takdirnameler almıştı. 
Bunların hepsini geçelim, O soyadı gibi bir kahramandı. Bosna Savunması’nda önemli görevler yapmış, Boşnak katliamını önlemek için büyük mücadele vermişti. Kahramanyol, rahmetli İzzetbegoviç’den “şükran belgesi” alan, Sırpların da “milli düşman” ilan ettiği önemli bir şahsiyetti. 
Bir balyoz da O’nun kafasına indi. O dönemde yüzlerce vatansever subay gibi rütbeleri elinden alındı, ordudan ihraç edildi. Hem de askerlikte, vatan ve millet sevgisinde eline su dökemeyecek isimler tarafından! 
Ordudan ihracına yol açan “istihbarat raporu” da şaka gibi… 
Sırbistan göçmeni olduğu, ilkokulu orada okuduğu, Sırpçayı çok iyi bildiği belirtildi. Çocukluğunda ailesine ve Türklere yapılan zulüm sebebiyle “milliyetçilere yakınlık duyduğu” yazıldı. BU BİRİNCİ SUÇ! 
Yine “milliyetçi” olarak adlandırılan dönemin Askeri Mevki Hastanesi Başhekimi Tuğgeneral Metin Denli ile “yakın olmakla” suçlandı. BU İKİNCİ SUÇ! 
Alparslan Türkeş, GATA’da yatarken kendisiyle ilgilendiği belirtildi. DOKTORLUK GÖREVİNİ YAPMAK ÜÇÜNCÜ SUÇ! 
Evinin doğalgaz dönüşümünde eski kalorifer kazanını camiye hibe etmekle suçlandı. BU EN BÜYÜK SUÇ! 
Yeni eşini ihmal ettiği ve eski eşinin ise tesettürlü olduğu iddia edildi. BU DA EVLERE ŞENLİK BİR SUÇ! 
Ve rütbeleri sökülüp, ordudan ihraç edildi; er statüsüne düşürüldü. 
***
Kimler yaptılar bütün bunları? Önceki gün Balyoz Davası’nda hüküm giyen ya da 28 Şubat Davası’nda yargılanan zihniyet! Kendileri gibi düşünmeyen herkesi sildiler, yok ettiler. İşsiz bıraktıkları Abdülmuttalip Yıldırım gibi isimlerin intihar etmesine yol açtılar. Kendilerinden olmayanlara çalışma ve yaşama hakkı bile tanımadılar. 
Balyoz kararıyla sadece “darbeciler” ceza almadı. Sakat bir zihniyet de ciddi darbe yedi. Keser döndü sap döndü, bugün de hesap döndü. Şimdi onlar da “er” statüsündeler!

<p><i>'Allah bir nefes gibi yakın</i></p><p><i>Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.</i></p><p><i>Gidecekt

Bayraktar olmak, bayrağa adanmak

İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu yaşanıyor

İstanbul'da muhteşem dolunay manzarası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi