• $13,5034
  • €15,2544
  • 802.101
  • 1945.07
15 Ocak 2017 Pazar

Ayıptır, yakışmıyor size

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir açıklama yapmış. Daha doğrusu Meclis’te yaşanan rezilliklere kılıf uydurmaya çalışmış.

Söyledikleri baştan aşağı ibret verici, düşündürücü ve insanın içini acıtacak cinsten. Aynı zamanda da Türk Ceza Kanunu’ndaki “suç ve suçluyu övme” fiilinin tam da karşılığı.

Bakın, Anayasa Değişikliği görüşmeleri sırasında yaşanan o çirkin görüntüler için neler söylüyor…

Önce, görüşmelerin geniş kitleler tarafından bilinmesi gerektiğini ifade ediyor. CHP’lilerin bu amacı güttüklerinden bahsediyor.

Sonra, CHP’li vekillerin “Milletin kürsüsünü korumak için biz buradayız” sözlerini hatırlatıyor.

Ardından da “çok iyi oldu” dercesine şu sözleri söylüyor:

-Tüm milletvekillerimiz kürsünün etrafına gidip, kürsüye sahip çıktıkları zaman, bu olay geniş kitlelere duyurulmuş oldu.

Yani kavgayı ve kürsü işgalini savunuyor…

TBMM’de kürsünün sökülmesini, bir milletvekilinin burnunun kırılmasını, diğerinin ayağının ısırılmasını ve havada uçan yumrukları meşrulaştırmaya çalışıyor. Adeta, Meclis’ten dünyaya servis edilen o rezil görüntüler karşısında mutluluğunu ortaya koyuyor.

Kılıçdaroğlu, HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde bulunması dolayısıyla “O yoksa ben varım” der gibi davranıyor.

Belki söz konusu Kılıçdaroğlu olunca, bu tavırlar yadırganmıyor, ama… Yakışmıyor “Cumhuriyetin kurucusu” olmakla övünen bir siyasi partinin Genel Başkanlık makamına. İşin TCK’ya göre suç teşkil eden yönünü bir yana bıraktım. Tek kelime ile ayıp!

***

Biliyorsunuz, bir imam ve cemaat benzetmesi vardır. “İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz” denir!

CHP’nin Grup Başkanvekili Özgür Özel de Başkanlık Sistemi karşıtı bir kaset hazırlatmış. Sağda solda yayınlanıp duruyor. Sözde, eski liderlerin de Başkanlık Sistemine karşı olduğu algısını doğurmaya çalışıyor…

Alparslan Türkeş de o kasette Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını savunuyor. Bölücüler ve onların destekçilerine ağır ifadelerle yükleniyor. Özel, bunu Türkeş’in Başkanlık Sistemine karşı olduğunun “delili” olarak göstermeye çalışıyor.

Hem ayıp hem de çirkin!

Evet, Türkeş “üniter devlet” diyordu, ancak Başkanlık Sistemini savunuyordu. Hatta, Başkanlık Sistemi’ni, Türkiye’nin “kurtuluş reçetesi” olarak görüyordu.

Yazdığı “Temel Görüşler” kitabında yer alıyor bunlar zaten. Ayrıca “9 Işık Doktrini’nde” de var Başkanlık Sistemi.

Bizzat Emin Pazar olarak ben, Alparslan Türkeş’in verdiği konferanslarda Başkanlık Sistemi’ni nasıl savunduğuna şahidim. Kendisinden defalarca dinledim.

Boşuna “algı operasyonu” demedim. Baksanıza, Özgür Özel bile daha düne kadar partisinin “faşist” diye yerden yere vurduğu Türkeş’e sarılıp, onu istismar etmek için çırpınıyor. At izi, it izine karışmış durumda!

***

Ben CHP’den çok bu konuda MHP’nin yakın geçmişte gösterdiği yanlış davranışları yadırgamıştım. İşte o sergilen yanlış tutum sırasında Devlet Bahçeli de Türkeş’in “Başkanlık Sistemi’ni bir defa bile gündeme getirmediğini” söylemişti.

Şimdi, Özgür Özel de almış, onları kullanıyor.

Durum bu olunca, insan söyleyecek söz bulamıyor!

Böyle bir garabet karşısında ne denir bilmem ki? Bu sözler, Devlet Bahçeli’ye hiç yakışmadığı gibi, Türkiye’deki siyaset etiğinin yerlerde süründüğünü ve algı operasyonlarının hangi boyutlara ulaştığını çok iyi gösteriyor!

Bu noktada verilecek iki hüküm var:

1)Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş’in Temel Görüşler Kitabı’nı hiç okumamış, O’nu can kulağı ile dinlememiş ve ülkücü hareketin geçmişinden haberdar değil.

2)Türkeş’in ne düşündüğünü ve ne dediğini gayet iyi biliyor. Buna rağmen, daha sonra işine gelmediği için O’nun görüşlerini çarpıtıp, kamuoyunun önüne koyuyor.

İşte, Türkiye’de siyaset böyle yapılıyor!..

Dedim ya, at izi it izine karışmış durumda. İşine geldiğinde “Biz Atatürk’ün izindeyiz” diye mangalda kül bırakmayan Kılıçdaroğlu, işine gelmezse Mustafa Kemal’le taban tabana zıt bir tavır içine girebiliyor. Atatürk, Talat Paşa’ya yazdığı mektuplarda “Türkiye’nin savunması Afganistan’da başlar” demişti. Kemal Bey bugün “Bizim El Bab’da ne işimiz var?” sorusunu sorabiliyor.

İşte siyaset böylesine kirlenip, “ayıp” kelimesi taşıdığı anlamı yitirince, her gün önümüze yeni bir algı operasyonu konuluyor!

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar