• $8,281
  • €10,0089
  • 482.791
  • 1427.73
13 Kasım 2015 Cuma

Avrupa’dan Bahçeli tavrı

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Şu sıralar, çok sık gelip gidiyorlar. Düzensiz göç kapılarına dayandı, Türkiye ile eylem planını görüşüyorlar.

Dışişleri ve AB Bakanlığı ile akademisyenler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, gazeteciler gibi toplumun çeşitli kesimleriyle temaslar kuruyorlar.

Vazgeçemedikleri ve en çok etkisi altında kaldıkları iki kesim var. Biri HDP, diğeri de Paralel Yapı mensupları. Onlar da Türkiye’yi öyle bir anlatıyorlar ki, evlere şenlik. Kapkara bir tablo çiziyorlar:

-Kötü, kötü, hatta her şey çok kötü!

Söylediklerine bakarsanız, bu ülkede hukuk yok. Basın özgürlüğü ayaklar altında. Bütün haklar gerilemiş durumda, vesaire, vesaire...

AB’nin son ilerleme raporu da büyük ölçüde bu çerçeve içinde hazırlanmış durumda. Hemen her konuda ilerleme değil, gerilemeden bahsediyorlar. Türkiye’nin ekonomisi ve göç organizasyonu dışında ne varsa eleştirmişler.
Belli ki, “haksızlığın da bir sınırı var” diye düşünmüş olacaklar. Ekonomideki durumu görüyorlar ve kendileri de Türkiye’nin yürüttüğü göçmen politikasını bütün Avrupa bir araya gelse beceremeyeceğini biliyorlar.
Zaten göçmen kabul ederlerse, o operasyonu da AFAD yürütecek.

İlginçtir, 2005 Yılı’nda Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararına “evet” demesinin ardından Avrupa Parlamentosu’ndan ilaç için tek olumlu karar çıkmadı. Devlet Bahçeli misali, hep “hayır” dediler.

“Ermeni Soykırımı” deyip, karşımıza dikildiler. Kıbrıs’ı sürekli sorun etkiler. Patrikhane ve azınlıklarla ilgili olarak attığımız adımları görmezlikten geldiler. Basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi konularda mütemadiyen Türkiye’yi eleştirdiler…

Bunun bir tek istisnası var. O da Ergenekon Soruşturması ve dava sürecinde yaşandı. Bugün eleştirdikleri tabloyu o dönemde alkışladılar. Ne cezaevlerindeki gazeteciler ne de ellere takılan kelepçeler sorun edildi. Hatta bugün “kaçak” konumunda olan Savcı Zekeriya Öz’ü yere göğe sığdıramadılar.

İşte böyle bir bakış açıları var.

Durum bu olunca, Paralel Yapı’nın treninde yolcu görüntüsü vermeleri pek de yadırganmamalı.

Bugün Kıbrıs Rum Kesimi’nin nüfusu 1 milyon 140 bin. AB üyesi ülkelerde ise 508 milyon insan yaşıyor. İlginçtir, Türkiye ile ilgili atılacak bütün adımların önünü de bu 1 milyon nüfuslu Kıbrıs tıkıyor.

Kıbrıs yüzünden Göç Eylem Planı bile hazırlanamıyor. Buna karşılık, suçlanan ve sorgulanan hep Türkiye! Çünkü genişleme çerçevesinde kabul ettikleri diğer ülkelerden çok farklıyız biz. Açıkçası, AB açısından ürkütücüyüz!
Bize “evet” derlerse, AB içinde “yöneten” ve “yönlendiren” bir konuma geleceğiz. Nüfus büyüklüğümüzle üye ülkelerin çoğunun önüne geçip, Almanya’nın karşısına ciddi bir rakip olarak dikileceğiz.

Hazım sıkıntısı var. Avrupa, bu yüzden de sürekli olarak sorumluluğu Türkiye’ye atıp, aradan sıyrılma politikası izliyor.
Mesela “Balıkçılık Faslı” açılmıyor…

Çünkü Kıbrıs ve Yunanistan’ın menfaatine dokunuyor!

“Rekabet Başlığı” erteleniyor…

Güçlü Türk firmalarının Avrupa’ya girmesinden ürkülüyor!
“Serbest Dolaşım” hakkı alamıyoruz…

Almanya’nın işine gelmiyor! AB ile ilişkilerde işte böyle bir noktadayız. Ayrıca, karşımızda nihai olarak üye ülkelerde yapılacak ve Türkiye için “evet” ya da “hayır” kararı verilecek referandum engelleri var. Diğerlerini bırakalım, Kıbrıs buna “evet” der mi?

Bütün bunlara karşılık, önemli bir nokta daha var. AB eğer hayatiyetini devam ettirmek istiyorsa, Türkiye’ye “evet” demek durumunda. Ekonomisi daralıyor, iş gücü azalıyor, nüfusu yaşlanıp geriliyor. Ayrıca, Avrupa küresel bir güç olmak istiyorsa, Türkiye’yi yanına almak zorunda.

Hani yıllarca Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller “AB treni kaçıyor” diyordu ya! O noktada değiliz artık. Kaçarsa kaçsın.
Bugünkü soru farklı: AB, Türkiye trenini kaçıracak mı, kaçırmayacak mı? O yüzden, Paralel Çete gibi yapıların kendisine takmaya çalıştığı gözlüğe itibar etmemeli AB. Yoksa Türkiye trenini kaçıracak!

<p>Gündemdeki gelişmeleri Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, AKŞAM TV'ye değerlen

Biden dış politikası... NATO'dan hangi sonuçlar çıkar?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı