• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
5 Ekim 2016 Çarşamba

Ahlaksızlık budur işte

Türkiye artık eski Türkiye değil. Susmuyor, konuşuyor, teslim olmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da hem içte, hem de dışarıda yakaladığı her fırsatta Batı’nın sergilediği çifte standardı ortaya koyuyor. Ben buna “ahlaksızlık” diyorum…

Hem de sahte demokrasi ve insan hakları nutukları arasına gizlenmeye çalışılan büyük bir ahlaksızlık! Yıl 1956…

Macar halkı, Sovyet işgaline karşı ayaklanıyor. Komünist iktidarın Sovyet güdümlü politikalarına karşı büyük bir isyan başlatılıyor. Sovyet kuvvetlerinin Macaristan’dan çekilmesi için halk bir araya geliyor. Direniş başlıyor.

Bunun üzerine 4 Kasım gecesi Sovyet tankları Budapeşte’ye giriyor. Önüne kim çıkarsa ezip geçiyor. O tanklar, ayrım gözetmeden çevredeki bütün binaları ateşe tutuyor.

Sonuç:

Demokrasi ve hürriyet isteyen 2.500’ün üzerinde Macar katlediliyor. Budapeşte yakılıp, yıkılıyor.

Biliyorsunuz, batı bu direnişi destanlaştırdı. Hollywood filmleri yaptı. Macar direnişiyle ilgili kitaplar yazıldı. Çünkü Budapeşte’de katliam yapan işgalciler Sovyet askerleriydi. Sovyetler Birliği ile Batı’nın arasındaki soğuk savaş devam ediyordu. Taraflar arasında alabildiğine bir mücadele vardı.

Aynı durum Çekoslovakya için de söz konusu…

1968’de, Çekoslovakya’nın işgali sırasındaki direniş de Batı tarafından destanlaştırıldı. Sovyetlerin 300 binin üzerindeki askerle gerçekleştirdiği işgal hareketi sırasında hayatını kaybeden 92 Çek vatandaşı bayraklaştırıldı.

Batılı ülkeler, öyle kampanyalar yaptılar ki, Sovyet işgaline karşı Wenceslas Meydanı’nda kendisini yakan Jan Palack isimli öğrenci, büyük bir kahraman olarak herkesin hafızasına kazındı. Yapılan pasif direnişler bile süslenip püslenip, geniş kitlelerin önüne konuldu.

Ve Çin…

5 Haziran 1989’da, adı bile belli olmayan bir genç, Pekin’in Tiananmen Meydanı’nda 59 tane Type tipi Çin yapımı tankın önüne çıktı. Tek başına onların ilerleyişini durdurmaya çalıştı.

Fotoğrafları ve olayın görüntüleri bütün dünyayı sardı. Batı, bu genci, özgürlüğün ve demokrasinin sembolü olarak gösterdi. “Duran Adam” adı takıldı ona. Kelimenin tam anlamıyla bayraklaştırıldı.

Çünkü söz konusu olan Batılı ülkelerin bir tehdit olarak algıladıkları Çin’di! Müttefik değil, muarızdı!

***

Aradan yıllar geçti…

2013 Yılı’nda Mısır’da olaylar patladı. Seçimle gelmiş Mursi, darbeyle devrildi. Orada da bir genç, darbecilerin tanklarının önüne geçti. Tiananmen Meydanı’ndaki genç gibi demokrasi ve hürriyet talebinde bulundu. O tankları durdurmak istedi. Anında orada katledildi. Batı, bu genci görmedi. Onu kurtarmak için tankların önüne koşan ve kurşunlanarak aynı akıbeti paylaşan diğerlerini de görmek istemedi. Sonra, meydanlarda toplanan demokrasi yanlısı yüzler, binler kurşunlanmaya başlandı. Gencecik insanlar, birer birer devrildi. Mısır’da ortalık kan gölüne döndü.

O ikiyüzlü Batı kılını bile kıpırdatmadı. Büyük bir ahlaksızlık örneği sergileyip, Darbeci General Sisi’nin koluna girdi. Demokrasi ve insan hakları diyenlere karşı, bu değerleri yok etmek isteyenlerle birlikte hareket etti.

15 Temmuz’da biz de yaşadık işte…

Üstelik biz dünyada eşi ve benzeri olmayan bir destan yazdık. Öldürüldük, yaralandık, tankların altında ezildik, ama başardık.

Dünya tarihinde yaşananların aksine, Türk Milleti tankları göğsü ile durdurdu. Havadan ölüm yağdıran uçak ve helikopterlere küçümseyerek baktı. Bu büyük millet, kendi gücü karşısında onları serçe gibi gördü. Yok tarihte böyle bir örnek!

Çok gariptir, insan hakları ve demokrasi nutukları atanlar, sırra kadem bastı. Yetmedi, çoğu üstüne bir de karalar bağladı. İçlerinden hızlarını alamayanlar da bu büyük millete karşı saldırıya geçti. Çünkü bu büyük destan, izlediği bağımsız politikalardan rahatsız oldukları, ayar vermeye çalıştıkları Türkiye Cumhuriyeti’nde gerçekleşti. Çünkü darbecilerin arkasında maalesef onlardan unsurlar da vardı.

Halen de şaşkınlar farkında mısınız?

Yazdığımız destan karşısında hazım problemi çekiyorlar. Beter olsunlar; kendileri dışında kimsenin demokrasi ve insan haklarına ihtiyacı olmadığını düşünen ahlaksızlar bunlar.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor

''Tuz Gölü'nü 30 yıla kadar kaybedebiliriz'' Korkutan açıklama!

Kaş'ta 'yakıcı denizanası' istilası