• $7,3683
  • €8,9834
  • 442.702
  • 1551.57
08 Aralık 2020 Salı

Ahlaksız siyaset

Siyasette ahlaksızlık ararsak bayağı çok tabii; mebzul miktarda var. Her geçen gün de yeni örnekler çıkıyor ortaya. Ben sadece son günlerde çokça tartışılan taciz ve tecavüz tarafına bakmak istiyorum.

Öncelikle bir noktanın altını çizelim:

Kim tarafından yapılırsa yapılsın, taciz ve tecavüz gibi davranışlar, son derece aşağılık fiillerdir. Sapığın A ya da B partisinde olması hiçbir şeyi değiştirmez. Al birini vur ötekine…

Ama işin içine siyaset girince öyle olmuyor işte. Siyasi taassup, “Benim sapığım, senin sapığın” anlayışını getiriyor. Bütün değerler ayaklar altına alınıyor.

CHP’ye bakın, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.

Uzun süre önce bir vakıfta yaşanan taciz skandalını aldılar. Üzerinden çirkin bir siyaset yürüttüler. Neredeyse kendilerinden olmayan herkesi suçlayıp, karalamak istedikleri herkesi sapık ilan ettiler.

Ahlak dışı bir siyaset anlayışı sergilediler!..

***

Sonra ne oldu?..

CHP içinde peş peşe taciz ve tecavüz skandalları yükselmeye başladı. Adeta bir kanalizasyon patladı.

Peki bu ahlaki zaaf, CHP’yi bağlar mı?

Bağlamaz elbette. Her yerden, her partinin içinden çıkabilir bu tür ahlaksızlar. Ancak, CHP’nin yaşananlar karşısında sergilediği taciz ve tecavüzleri örtbas etmeye çalışan tavrı Kılıçdaroğlu dahil, herkesi bağlar.

Türk siyaseti açısından da ciddi bir karadır aslında!

***

Bizim siyasetimizin değerleri vardı…

Maalesef hepsi yok oldu gitti.

Bırakın taciz ve tecavüz gibi alçakça eylemleri, gönül ilişkilerinin bile bir bedeli olurdu. Son kitabım Kara Kutu’da yazdığım Hamdi Üçpınarlar olayı ibret vericidir. Deniz Baykal’ın da Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığı DYP-CHP Koalisyon Hükümeti’nin Çevre Bakanı Hamdi Üçpınarlar, bir gönül ilişkisi sırasında gizli kameralara yakalanmış ve halktan özür dileyerek istifa etmiştir. Hem de olayın arkasındaki kumpaslara ve çirkin gazetecilik ilişkilerine rağmen!

Ondan önce de Ecevit’in İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş benzer bir olayla karşı karşıya kalmış, sinema sanatçısı Aynur Aydan’a gönlünü kaptırmasının bedelini bakanlıktan ayrılarak ödemiştir.

O günlerde, ne CHP’de, ne de DYP’de kimse, bugün CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun yaptığı gibi partilisini korumak için olayların üzerini örtmeye çalışır davranışlar sergilememişti.

Tek olumsuz örnek 1980 öncesi yaşanan Tuncay Mataracı olayıdır. Mataracı, 1977 seçimlerinin ardından Ecevit’in hükümeti kurmak için AP’den istifa ettirerek bakanlık verdiği 11 isimden biriydi. Güneş Motel’deki pazarlıklar sonucu Gümrük ve Tekel Bakanı yapıldı ve ardından gümrükler yolgeçen hanına döndü. Mataracı, bakanlıktaki çaycı ve odacı kadrolarını bile bedeli mukabilinde sattı.

Rezillikte sınır tanımadı. Basında dansözler ve hafifmeşrep sözde sanatçılarla rahatsız edici fotoğrafları yayınlandı. Sonuçta Ecevit’in kurduğu o hükümetin diğer iki bakanı ile birlikte Yüce Divan’da yargılanıp yüklü bir cezaya mahkûm oldu.

Bakıyorum da bugün bazıları sanki o günlerin özlemi içindeler! 

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü

Yılanların yuttukları dev canlılar