• $9,7219
  • €11,3708
  • 561.923
  • 1479.93
16 Ocak 2015 Cuma

Ağır tahrik

En baştan söylemeliyim ki, Charlie Hebdo Dergisi’ne yönelik Paris saldırısı alçakça bir eylem. Ama görülmeyen, üzeri kapatılmaya çalışılan bir başka alçaklık daha var. “İfade özgürlüğü” ve “basın hürriyeti” gibi değerlerin arkasına sığınıp, insanların kutsallarına saldırmak da alçaklık.
Al birini vur ötekine…
Tam bir kısır döngü… Alçaklık, alçaklığı besliyor. Yapılan bir alçaklık, bir başka alçaklığı getiriyor…
Son günlerde yaşanan meselenin özü budur!
***
Bizim Cumhuriyet Gazetesi’nin yaptığına de demeli?..
“Basın dayanışması” ve “İfade özgürlüğüne destek” gibi birtakım gerekçelerle Charlie Hebdo’nun son sayısından bir bölümünü Türkiye’ye taşıdı. Gazetenin önceki günkü nüshasında yer verdi.
Lafı evirip çevirmenin anlamı yok…
Kimse kusura bakmasın ama bunun adı tahriktir! Hem de yaşanan gelişmelere bakıldığında son derece ağır bir tahrik!
Ardından beklenen ve herkesin öngöreceği tepkiler geldi. Cumhuriyet de dün bu tepkileri “Halkın gerçekleri öğrenme hakkının engellenmesi” olarak değerlendirdi.
Oysa…
Halkın yüzde 99’unun “Müslüman’ım” dediği bir ülkede, bu tepkiler normaldir. Bu oran yüzde 99 değil de yüzde 1 bile olsa, insanların kutsalları ile oynamak “halkın gerçekleri öğrenmesi” gibi bir söylemle izah edilemez.
ABD’de New York Times bile bu tür yayınların “Yeni nefret ve şiddet döngüsünü körükleyeceği” uyarısında bulunurken, Türkiye’de böyle bir yayın yapılmasının savunulacak bir yanı olmaz.
***
Cumhuriyet, dün “Gazetemize destek mesajları yağdı” başlığı altında yapılan ziyaretleri ve gelen telefonları sıralamış…
Şimdi sıkı durun, içlerinde kim var biliyor musunuz? Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı. Gazetede aynen şu ifade yer alıyor:
“Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı da telefonla gazetemizi arayarak destek mesajını iletti.”
Bana göre normal, ortada şaşıracak bir durum yok…
Hatta, “Yapma ya, olur mu öyle şey” diye şaşıranlara şaşarım!
Şimdi sakın ola Ekrem Dumanlı’nın İslami hassasiyetleri öne çıkaran çeşitli söylemlerini önüme koymayın. Bu gerçek hiçbir şeyi değiştirmez. O zaman öyle gerekmiştir, bugün de böyle. Mesele bu kadar basit.
Biz bunun örneklerini çok gördük.
Samanyolu TV’deki bir dizide Peygamberimizin kamyonete bindirildiği tartışmalarına ise hiç girmeyelim.
***
“İfade özgürlüğü”, “basın hürriyeti” gibi kavramlar kulağa hoş geliyor ama…
Bunların da bir sınırı olmalı ve var da... Hiç kimsenin bu değerlerin arkasına sığınarak, büyük kitlelerin hassasiyetlerini ve kutsal değerlerini aşağılama özgürlüğü olamaz.
Sizin hiçbir değeriniz ve inancınız olmayabilir…
Hiç fark etmez. Buna saygı gösterilmesi gerekir. Ancak, kimsenin sizin değersizlik ve inançsızlığınıza saldırma hakkı olmadığı gibi, siz de başkalarının değerlerine ve kutsallarına saldıramazsınız.
İslam adına terörü kullanmak nasıl kabul edilemezse, “özgürlük” kavramı istismar edilerek, geniş kitlelerin kutsallarını ayaklar altına almak da kabul edilemez.
***
O destek vermiş, bu telefon etmiş, neyi değiştirir ki?
Bu, sadece ve sadece toplumu daha da kutuplaştırır. Toplumsal barışın üzerine benzin dökerek kibrit çakmaktan başka bir işe yaramaz.
Herkesin New York Times’ın uyarısına kulak verip düşünmesi gerekir:
“Bu yayınların devam ettirilmesi şiddet döngüsünü ve yeni nefretleri körükler.”
Aynen öyle!
O yüzden hepimizin sorumlu davranıp, aklını başına alması gerekir. Gazetecilik, tahrikçilik, karıştırıcılık ve sorumsuzluk demek değildir. Bu meslek, önce toplumsal sorumluluk ister!

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Galatasaray'ın Nef Stadı'ndaki taraftara açık antrenmanından fotoğraflar

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı