• $13,6987
  • €15,5529
  • 785.627
  • 1910.41
7 Nisan 2014 Pazartesi

Adalet mi nerede?

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Anayasa Mahkemesi'nin twitter kararının ardından deve dişi gibi adamlar tartışıyorlar. Aslında çok önemli değerlendirmeler yapıyorlar…

Ama boşa kendilerini yoruyorlar!
Biri "Anayasa Mahkemesi, olağan hukuk yolu bitmeden bireysel başvuru hakkını kabul etti" diyor:
-Bu Anayasa'ya aykırı.
Doğru, ancak Anayasa Mahkemesi yaptı ve oldu!
Bir başkası, böyle gittiği ve aynı tavrın devam etmesi halinde, Anayasa Mahkemesi'nin ortaya çıkacak yükü kaldıramayacağını savunuyor.
Bu da doğru. Ama bu yorumlarda bir yanlış var. Çünkü, böyle gideceğinin bir garantisi yok ki. Yarın bir başka konuda farklı karar verilir, olur biter! Yok mu bunun örnekleri? Herhangi bir avukatın kapısını çalın, size bol miktarda çıkarsın.

***

Anayasa Mahkemesi kararını bir kenara koyalım, yargıya genel olarak bakalım. Bizim yargı iki çocuklu bir babaya benziyor. Çocukların ikisi de aynı davranışı sergiliyor. Baba ise, birine basıyor tokadı, diğerinin de başını okşuyor.
Tokadı yiyen o çocuk, o babanın verdiği karara saygı duyabilir mi? Olmaz, olamaz. Duymaz elbette!
Toplumda da aynı duygular hâkim. Hukuka göre değil, şartlara göre verilen kararlar ortaya çıktıkça, kimi "yaşasın yargı" diyor, kimi de "ben bu karara saygı duymam" diye karşı çıkıyor.
İşte son tartışmalar sırasında yaşadık: Hükümet-Yargı çekişmesinde vatandaş yargının arkasında durdu mu? Durmadı, hatta "Güzel, bunlara bir ders vermeli" diyen de çok oldu.
Çünkü, bu ülkede yargıya güven alabildiğine zedelendi. Pek çoğumuzun geçmişi acı hatıralarla dolu!

***

Bir işyerinde aynı gerekçelerle işten çıkarılan iki kişi dava açıyor. Birininki A, diğerininki B mahkemesine düşüyor. A mahkemesi davacıyı haklı, B mahkemesi haksız buluyor. Dava temyiz edilip Yargıtay'a gidiyor. Yargıtay her iki kararı da onuyor.
Olacak iş mi bu?
Değil tabii ki! Aynı konuda iki farklı karar verildiğine göre, mahkemelerden birinin yaptığının yanlış olması gerekir!
Bizde ise bu tablo yıllardır devam ediyor. Avukatlar artık alışmış, sorgulamıyor, irdelemiyorlar bile. Eskilerin deyimiyle "vaka-i adiye" olarak görüp yollarına devam ediyorlar.
Zaman zaman twitter kararı gibi önemli ve medyatik davalarda tartışmalar yaşanıyor tabii. Ama hepsi bu kadar, sonuç değişmiyor ki!

***

Herkes "Bağımsız Yargı" diye bağırıyor. Çok nadir olarak "Yargı bağımsızlığının yargının keyfiliği anlamına gelmeyeceğini" söyleyen çıkıyor.
Yıllardır böyle gelmiş böyle gidiyor…
Bir bakıyorsunuz, yargıda mezhepçi bir dayanışma şekilleniyor. Bir bakmışsınız, "paralel yapı" onları tasfiye etmiş, icra-i faaliyet ediyor.
Son günlerde, "Siz nasıl buyurursunuz, bu konuda nasıl bir karar verelim?" diye belli merkezlere soran hakimlerin varlığına dair haberler bile çıktı. Devletin en tepe noktalarında görev yapmış insanlar, bu ülkede "yargı imamlarının" bulunduğuna ilişkin açıklamalar yaptı.
Bütün bunların üzerine bir de geleceğe yönelik siyasi hesaplarla adım atıp hüküm verenleri koyun.
Varın, yargının içinde bulunduğu durum hakkında kararı siz verin!

***

Dün pek çok gazetede yer aldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, "YSK'da üç paralel üye var" dedi.
Yadırgamadık değil mi? Hatta, bazılarının "İyi ne güzel, iyi ki varlar" diye düşündüğü bile olmuştur!
Oysa yer yerinden oynaması lazımdı.
İşte Türkiye'de yargının problemi bu! İşte bu yüzden yargıyı topyekûn masaya yatırıp enine boyuna tartışmamız lazım. Bu ülkede yargının temel problemlerine eğilip köklü çözümler getirmek zorundayız. Kararlarına herkesin saygı duyacağı bir yapıya ihtiyacımız var.
Aksi halde daha pek çok kararı "doğruydu, yanlıştı" diye tartışmak zorunda kalırız!

<p>Oyuncu kadrosuyla göz kamaştıran 'The French Dispatch' nihayet beyaz perdede...  Türkiye'de 'Fran

'Gazeteciliğe aşk mektubu' The French Dispatch

Bu yiyecekleri sakın buzdolabına koymayın!

Tokat'ta lise kütüphanesinde 2 el yazması Kur'an-ı Kerim bulundu

Hamzabeyli Sınır Kapısı'nda TIR kuyruğu 19 kilometreyi buldu