• $7,3591
  • €8,9083
  • 410.537
  • 1528.82
20 Ocak 2021 Çarşamba

Açıktan sansür

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Digital alanda faaliyet gösterecek yerli ve milli iletişim platformlarının güçlendirilmesine ihtiyacımız var” açıklamasını yaptı.

Evet var…

Hem de şiddetle ve acilen.

Çünkü…

Kullandığımız iletişim platformları, ortalığı kirletiyorlar. Bizi diledikleri gibi yönlendirmeye çalışıyorlar. Fahrettin Altun da zaten yaptığı açıklamada açıkça altını çizdi:

“Bu platformların tarafsız bir mecra olmadıkları net bir şekilde görülmüş oldu.”

Aynen öyle. Her fırsatta sosyal ve siyasal konulara müdahale ediyorlar. Kitleleri diledikleri gibi yönlendirmeye çalışıyorlar. Ortaya koydukları sözde “etik kurallar” da tamamen hikâye. Tek kuralları var: O da arkalarındaki holdinglerin menfaatleri!

Fahrettin Altun haklı. Bunların ipiyle kuyuya inilmez. Bu son derece önemli alanda kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Aksi takdirde ellerinde oyuncak olmamız kaçınılmaz.

Bir yandan haktan, hukuktan, özgürlüklerden bahsediyorlar. Diğer yandan hiçbir hak ve hukuk tanımadan açıktan sansür uyguluyorlar.

Sonra da kendileri ile ilgili tedbir almak, vatandaşını korumak isteyen olursa, halkı yanlış bilgi bombardımanına tutuyorlar. “İletişim özgürlüğü”, “ifade hürriyeti” gibi kavramlarla kirletiyorlar ortalığı.

Oysa bütün bu değerleri ayaklar altına alanlar kendileri. Gün oluyor, bir insanlık suçu olan teröre ve teröriste bile destek verebiliyorlar. Terör karşıtlarını baskılayıp, terörün önünü açabiliyorlar.

Örnek mi istiyorsunuz?..

Alın size bir örnek: PKK ve YPG’lilerin Mazlum Kobani dedikleri Mazloum Abdî. Twitter tarafından kendisine mavi tuk verilmiş durumda!

Bize ise aynı twitter tarafından sansür uygulanıyor. Paylaşımlarımız sürekli olarak karartılıyor. Bazıları “zararlı içerik” kapsamında değerlendiriliyor, üzerlerine uyarılar konuluyor. Bazıları ise hiç ortada görünmüyor. Ne gariptir ki takipçilerimiz bizi takip edemiyor. Buna karşılık hiç de ilgi duymadıkları, fikirlerini benimsemedikleri kişilerin mesajlarına boğuluyorlar. Bu mecrada yerli ve milli olanlara özel bir alerji var.

Hepsi belgeleri ile sabit. Fahrettin Altun’un dediği gibi net bir şekilde görülüyor.

Defalarca paylaştık. “Bu yaptığınız da ne?” dedik. Gözlerine, gözlerine soktuk. Çıt çıkmadı. Tersine, daha ağır sansürleme faaliyetleri uygulanmaya başlandı.

Açın bakın. Hesabımda hepsinin belgeleri var.

Çoğu havlu attı, teslim oldu. Bazıları ise 7253 Sayılı Kanuna direniyorlar.

Bizim sınırlarımız içinde faaliyet gösteriyor, bizim insanımıza hitap ediyor, bu halkın sırtından para kazanıyor, ama bizi adam yerine koymayıp yok sayıyorlar!

İçlerinde halen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yok sayıp, kendileri ile muhatap olmamız için bir temsilci atamayanlar var.

Egemenliğimizi tanımıyorlar.

Köpeksiz köyde değneksiz gezmek, ülkemizde diledikleri gibi at koşturmak istiyorlar.

Tekrarlıyorum: Fahrettin Altun haklı ve son derece önemli bir noktaya işaret ediyor. Bunlara teslim olup ülkemizde diledikleri gibi hareket etmelerine, istediklerini yapmalarına izin veremeyiz biz!

<p>'Yıl 1908... Osmanlı topraklarında ikinci Meşrutiyet ilan edilmişti ve Meclis'i Mebusan o günkü a

Bunlar kimin milletvekili?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik