• $9,6107
  • €11,2009
  • 554.164
  • 1479.93
12 Ekim 2021 Salı

Açıkla Kemal Bey, Açıkla

Yıl 2015. Türkiye çok sıkıntılı günler geçirdi. Doğu ve Güneydoğu'da hendekler kazıldı, büyük bir kalkışma hareketi başlatıldı. Terör örgütleri şehirlere indi, çok kan döküldü.

Peki, neydi bu hendek kalkışmasının amacı?

O günlerde Diyarbakır'da "Demokratik Toplum Kongresi" toplandı. Gündeminde de "Öz yönetim" vardı. O kalkışmanın ne olduğu ve ne anlama geldiği kendileri tarafından açıklandı. Kürsüye çıkan HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Gelecek yüzyılda Kürdistan'ın statüsü olacak. Belki federal devlet, belki bağımsız devlet olacak" dedi.

DTK Eş Başkanı Selma Irmak da başka çareleri kalmadığı için hendek yoluna başvurduklarını söyledi. "Kürtler artık statüsüz yaşamak istemiyor" diye bağırıp çağırdı. Diğer Eş Başkan Hatip Dicle ise tehditler savurdu. Olayların ve çatışmaların, Türkiye'nin metropollerine yayılacağını söyledi.

Bu kadarla kalmadı. Selahattin Demirtaş, Özgür Politika Dergisi'nin sorularını cevaplandırırken, "Kürt sorununun bir insan hakları sorunu olmadığının" altını çizdi. Aynen şu ifadeleri kullandı:

"Bu siyasi bir sorundur. Kürtlerin statüsü olmalı. Bunun da ismi devlettir. Kürtlerin statüsü ve devleti olmalıdır."

Var mı izaha ya da yoruma muhtaç bir taraf? Her şey açık ve net, Türkiye'yi bölmek istiyorlar. Bunu da gizleyip saklamıyorlar. "Kürt sorunu" denildiğinde akıllarına gelen bu! Dünya üzerinde de kendilerini destekleyen ve Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen çok çeşitli çevreler var.

***

Bu hedef doğrultusunda bezdirdiler milleti. PKK'ya, YPG'ye, Kandil'e sırtlarını dayadılar. Çok eziyet ettiler bölge insanına. "Kürtlerin haklarından" bahsederken, oluk oluk Kürt kanı döktüler.

Türkiye de gereğini yaptı. Kartal gibi süzüldü üzerlerine. Tek tek inlerine girdi. Yurt içindeki ve yurt dışındaki yuvalarını dağıttı. Bölge insanını rahatlattı. Halkın yıllar boyunca açlığını çektiği huzur ve güveni tesis etti.

Ve Kemal Kılıçdaroğlu çıktı ortaya. "Kürt sorununu çözmekten" bahsetti. Dikkat edin, Kürt vatandaşların dertleri ve meselelerinden söz etmedi. Selahattin Demirtaş, Hatip Dicle ve Selma Irmak'la aynı dili kullandı. İçini doldurmadığı bir "Kürt sorununu" ortaya attı.

Can çekişmekte olan terör örgütü ve destekçileri, bir anda canlandılar. Kandil'deki terör baronu Duran Kalkan bile saklandığı inden çağrılar yapıp, Türk siyasetine nizam ve intizam vermeye çalıştı.

Bir takım çevreler de eş zamanlı olarak, Türkiye'yi bölmeye çalışan, terör hükümlüsü, PKK destekçisi Demirtaş'ı allayıp pullayıp yeniden sahneye çıkardılar.

Ülkenin birlik ve bütünlüğüne kast eden, kan ve gözyaşıyla dolu çok tehlikeli bir oyun bu. Üstelik daha önce izledik.

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu, "Kürt sorunundan" neyi kast ettiğini açıklamak zorunda. Ne demek istiyor? İnsan haklarını mı kast ediyor, yoksa statü arayışını mı?

Ama konuşmuyor, susuyor...

Çözüm için muhatap olarak gösterdiği çevreler, ortada bir insan hakları değil, "statü" arayışı olduğunu söylüyorlar. Bölünmek istiyorlar. Kılıçdaroğlu, çok tehlikeli sularda yüzüyor! Tedavi edilen, kapanan bir yarayı, yeniden kaşıyıp kanatmaya çalışıyor!

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi