• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
9 Ekim 2015 Cuma

“Diktatör” ve düşmanları!

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Bayağı bir ders çalıştım dün. Oturdum PKK’nın yönetici kadrosunun son açıklamalarını dinledim. “Ne yapmaya çalışıyorlar?” sorusuna cevap aradım!

Öncelikle bir noktanın altını çizelim. “Düşmanı” teke indirmişler. Örgütlü bir şekilde Beştepe’ye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a saldırıyorlar. Murat Karayılan da, Bahoz Erdal da, Cemil Bayık ve Duran Kalkan da aynı havada…
Bu noktada, PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan’ın MED TV’ye yaptığı 24 Ağustos 2015 tarihli açıklamada çok çarpıcı ifadeler var. Herkesin dinlemesini tavsiye ederim, “Bizim orduyla sorunumuz yok” diyor:
-İdeolojik yaklaşımlarımızda değişiklikler oldu. Devleti ve orduyu reddetmiyoruz. Bize çatışmayı dayatan AKP ve Tayyip Erdoğan’dır.

Ve devam ediyor:

-Şiddeti körükleyen, askeri polisi bize saldırtan Tayyip Erdoğan’dır.

Duran Kalkan, mücadeleyi “AKP-PKK savaşı” olarak değerlendiriyor. Cumhurbaşkanı’na sürekli olarak “diktatör” diye hitap ediyor. Erdoğan’ın karşısında “Birleşik Demokratik Blok” oluşturulması çağrıları yapıyor.
Şimdi hemen “Bunlar inandırıcı sözler değil” demeyin. Doğru, Türkiye’yi bölmeye çalışan, 1984’ten bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile mücadele yürüten, binlerce güvenlik mensubunu şehit eden bir terör örgütünün “Devletle, Orduyla sorunumuz yok” demesi, elbette inandırıcı değil. Herkes biliyor ki, örgütün nihai amacı, belli bölgelerimizde Türkiye Cumhuriyeti’nin otoritesini yok ederek ayrı bir oluşum kurmak. “Özerklik” ilanlarının amacı da zaten bu!
Benim altını çizmek istediğim, bu hedeflerinin önündeki en büyük engel olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görmeleri. O’na karşı Gezi Ruhu’nun tekrar canlandırılmasını ve bir blok oluşturulmasını istemeleri!

Olabilir, Türkiye’ye savaş açan kanlı bir terör örgütünün, o ülkenin en üst otoritesi olan Cumhurbaşkanlığı Makamı’na saldırması çok doğaldır. Hatta “diktatör” benzetmesi yapması şaşırtıcı değildir. Toplumun diğer kesimlerini kendisi ile aynı safa çekmeye çalışması da normaldir.
Olağandışı olan, sırf “Erdoğan düşmanlığı” yüzünden, toplumun diğer kesimlerinin de bu kanlı terör örgütü ile aynı kulvarda yürümesidir!

Paralel Çete, zaten bunlarla birlikte. Bakın, Bitlis Vali Yardımcılığından istifa edip bugün bir siyasi partinin yöneticilik makamında bulunan Ö. Faruk İlhan ne diyor:

-Bütün bürokratları istifaya davet ediyorum, sivil itaatsizlik çağrısı yapıyorum. Başta Doğu’da görev yapanlar olmak üzere bütün bürokratlar derhal istifa etsinler.

Duran Kalkan da aynı şeyi söylüyor. O daha ileri giderek, gençlerin askere gitmemesini de istiyor.
Peki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ne diyor? O da PKK’nın üst yönetimi gibi Erdoğan’a “Diktatör Bozuntusu” diye hitap ediyor. O da bölücü örgüt PKK ile mücadeleyi, “Sarayın savaşı” olarak nitelendiriyor.
En dramatik olanı ise, MHP ve Devlet Bahçeli’nin tutumu. MHP’nin yöneticileri de tam kadro Cumhurbaşkanı’na yükleniyor. Terör örgütünün üst yönetimi gibi Erdoğan ismini yıpratmaya çalışıyor. Duran Kalkan da konuşmasını Erdoğan ile başlayıp, Erdoğan ile bitiriyor; Devlet Bahçeli de!

Üstelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı suçlarken kullandıkları argümanlar da neredeyse birbirinin aynı. Bahçeli, Erdoğan’ın 400 milletvekili talebinin “Türkiye’yi bölmek” olduğu iddiasındayken, Kalkan, “PKK’yı ezmek olduğunu” söylüyor.
Öyle ya da böyle… Sonuçta hepsi aynı noktada buluşuyor!

PKK, Türkiye’yi hedef alan, bu ülkeye karşı hemen herkesle ittifak kurabilecek olan ve kuran bir örgüt. Kamuoyu ne olduğunu biliyor; üzerinde fazla konuşmaya gerek yok.

Paralel Yapı zaten milli değil. İçlerinde Amerika’yı “anavatan” olarak gören, bunu da televizyonlarından ilan eden tipler bile var. Sıkışanlar da anında ya Avrupa’ya ya da Amerika’ya kapağı atıyor.

PKK ile Paralel Yapı’nın yan yana fotoğraf vermesi çok doğal. Diğer terör örgütleri ile marjinal sol partilerin bunlarla birlikte hareket etmesinin de yadırganacak hiçbir tarafı yok. Elbette bu ülkede milli duruşu kim sergiliyorsa, ona saldıracaklar.

Gelelim diğerlerine…

CHP için bir şey diyemiyorum. Çünkü orada çoklu bir yapı var. Zaman zaman da birbirleriyle çekişiyorlar. Peki her fırsatta “millilik” vurgusu yapan MHP’nin böyle bir tablo içinde ne işi var? Benim gibi MHP tabanı da bunu sorguluyordur ve sorgulayacaktır diye düşünüyorum!

<p>İzmir'e meteor düştüğüne dair iddialar sosyal medyayı karıştırdı. 31 Temmuz saat 01.54'te gerçekl

İzmir'e meteor mu düştü?

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı